Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/423 E., 2025/5361 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/423 E., 2025/5361 K. (15.09.2025) – Tescil

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/423
Karar No
2025/5361
Karar Tarihi
15.09.2025
Konu
Tescil, Çek

11. Hukuk Dairesi 2025/423 E. , 2025/5361 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1016 Esas, 2024/2067 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/418 E., 2022/59 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin 1992 yılından bu yana süpermarket ve hipermarketlerde yürüttüğü perakende ticaret faaliyeti kapsamında ''...'' markasını 1999 öncesinde tescilsiz olarak kullandığını, 01.07.1999 tarihinde 35. sınıfta kullanılmak üzere tescil ettirdiğini, 2006 yılından itibaren ise şube tabelalarında 2006/41398 numaralı tescilli ''... ...'' markasını kullandığını, ''...'' ibaresinin müvekkilini tanımlayan ve tanıtan genel bir işaret haline geldiğini ve müvekkili ile özdeşleştiğini, davalı adına tescilli ''...'' markasının aynı emtia sınıfında benzer olduğunu ileri sürerek bu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı şirketin ''...'' markasının tescilini yaptırmış olsa da, tek başına ''...'' markası ile tanınan veya bilinen herhangi bir ürün ya da hizmetinin bulunmadığını, bu markayla özdeşleşmenin ya da ''...'' grubu olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını, davalı adına tescilli ''...'' markası ile iltibas tehlikesinin de söz konusu olmadığını, müvekkilinin ''...'' markasıyla organik ürün satışı yaptığını, davacının faaliyet alanının sadece mağazacılıkla sınırlı olduğunu, ''...'' markasıyla ülke çapında tanınmış ya da meşhur olmuş herhangi bir ürün ya da hizmeti bulunmadığını, 6769 sayılı Sınai ve Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7/1-b hükmü kapsamında ''...'' ibaresinin ayırt edicilik yönünün zayıf olduğunu ve bu ibarenin tekelleştirilemeyeceğini, bir markanın farklı versiyonlarının tescil ettirilmesi yoluyla geniş çaplı bir koruma sağlanamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraf markalarının farklı sınıflarda ve sektörlerde tescilli olduğu, davacının tanınmışlık başvurularının reddedildiği, bilirkişi raporlarının markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmadığı, davalının kötüniyetli hareket ettiğine dair somut delil sunulmadığı, tanınmışlık, kötü niyet ve karıştırılma ihtimali yönlerinden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen davanın reddine ilişkin kararın, yasal ve yeterli gerekçeye dayanmayan bilirkişi raporu esas alınarak verildiği ve bu yönüyle isabetli olmadığı, davacının çok sayıda "..." unsurlu markası olduğu dikkate alındığında davalı markasının bu markaların devamı, aynı işletmeye ait seri markalardan bir olarak algılanabileceği, markalar arasındaki yüksek benzerliğin ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açacağı, bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(2) hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurularak, davalı adına tescilli 2016/32753 numaralı ''...'' markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalıya ait 2016/32753 numaralı ... markasının iltibas ve kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fba8a1a7c58e0a57 a6bc6a27f907cc48

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı