Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/595 E., 2025/5423 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/595 E., 2025/5423 K. (17.09.2025) – Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/595
Karar No
2025/5423
Karar Tarihi
17.09.2025
Konu
Hırsızlık, Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2025/595 E. , 2025/5423 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1582 Esas, 2024/2118 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1446 E., 2021/357 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ile duruşma istemi olmaksızın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında karayolları taşıma sözleşmesinin düzenlendiğini ve davalı şirketin, müvekkili şirketin taşıma işlerini üstlendiğini, tarafların bu sözleşme ile “29.11.2018 tarihinde, kullanılmış sayaçların İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nden davalı tarafından alınarak davacı müvekkiline teslim edilmesi” konusunda anlaşmaya vardıklarını, 29.11.2018 tarihinde davalı tarafından sevk aracının bilgilerinin e-posta yoluyla bildirildiğini, İSKİ tarafından sayaçların davalı firma çalışanı olan ve kendisini ... olarak tanıtan kişiye teslim edilerek“30.360 kg kullanılmış sayacın teslim edildiği” hususunun tutanağa yazıldığını, bu sayaçların aynı tarihte yola çıktığını ancak kendisini ... olarak tanıtan şoförün teslim aldığı sayaçları çalarak “hırsızlık” suçunu işlediğini, 30.11.2018 tarihinde ise aracın otoparka boş olarak terkedildiğini, şoför hakkında soruşturma başlatıldığını, davalı şirketin bu hususu müvekkiline ivedilikle bildirmediğini ve hatta “çalışanının gerçek adının ... değil, ... olduğu” hususunu hırsızlık suçu işlendikten sonra bildirildiğini, yaşanan bu olay sonucunda 600.000,00 TL değerindeki sayaçların çalınması nedeniyle müvekkilinin maddi olarak zarara uğradığını, zararın tazmin edilmesi için davalıya gönderilen ihtarnameye cevap verilmediği gibi müvekkilinin zararının da tazmin edilmediğini, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 850-893 maddeleri uyarınca hukuki sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 600.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu malların 150.000,00 TL teminatlı olarak sevk edildiğini, taraflar arasında taşıma sözleşmesi kurulmadan önce müvekkilinin davacıya “herhangi bir rizikonun gerçekleşmesi durumunda sigorta limitinin 150.000,00 TL olduğu, taşınacak malların bedelinin fazla olması durumunda kendilerine haber verilmesi gerektiği, bu bedele göre sigorta teminatının yükseltileceği” hususunun bildirildiğini, davacı tarafın ise “zarara konu taşıma emtialarının değerinin 150.000,00 TL’yi geçmeyeceğini, bu durumun herhangi bir sorun yaratmayacağını” bildirdiğini, bu nedenle sigorta poli��esine ek zeyilname yapılmadığını, taşıma işine konu malların bedelinin ne kadar olduğu konusunda davacı tarafça düzenlenen belgelerde hiç bir bilgi bulunmadığını, hurda su saatleri bedellerinin 600.000,00 TL olamayacağını, davacı yetkilisinin, ... isimli kişiye kimlik kontrolü yapmadan ve malların çalınmaması için hiç bir tedbir almadan malları teslim etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğunu, kimlik kontrolü yapılmış olsaydı gerçekte ... isimli birisinin olmadığı hususunun anlaşılacağını, diğer yandan dava konusu zarar gerçekleştikten ve mallar ziya olduktan sonra davacının taşınacak malların değerlerini tek tek bildirdiğini ve bu değerler üzerinden müvekkilinin zeyilname yaptırarak ek prim ödediğini, davacının malların çalındığı taşıma işinden sonra müvekkiline bedel bildirimi yapmaya başladığını, dolayısıyla zararın artmasında asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin taraflar arasında gerçekleşen daha önceki taşıma işlerinden kaynaklı olarak davacı uhdesinde 109.750,00 TL navlun alacağının bulunduğunu, bunun tazminattan mahsubunun gerektiğini savunarak davanın reddine, davacının davasında haklı olduğu kanaatine varılır ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla mahsup isteklerinin kabulü ile 109.750,00 TL taşıma ücreti alacaklarının davacı alacağından mahsup edilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında karayolları taşıma sözleşmesinin düzenlendiği, bu sözleşme ile davalı tarafça “29.11.2018 tarihinde, kullanılmış sayaçları İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nden alarak davacıya teslim edilmesi” konusunda anlaşmaya varıldığı, taşınacak emtianın 30.360 kg kullanılmış sayaç olduğu, bu sayaçların davalının çalışanına teslim edildiği ancak çalınmaları nedeniyle sayaçların davacıya tesliminin gerçekleştirilemediği, davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesi gereğince “adam çalıştıran” sıfatıyla kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, 30.11.2018 zarar tarihi itibariyle kullanılmış sayaçların değerinin 503.976,00 TL olduğu, davacının bu miktar alacağa hak kazandığı, dava açıldıktan sonra ihbar olunan ... Sigorta A.Ş. tarafından poliçe limiti çerçevesinde davacıya 149.500,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, davanın bu miktarlık kısmı yönünden konusuz kaldığı ancak davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet vermiş olması nedeniyle davalının vekâlet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu olduğu anlaşıldığından, 503.976,00 TL’nin ödenen 149.500,00 TL’lik kısmı yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, kalan 354.476,00 TL’nin ise davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davalı tarafın takas-mahsup isteğine gelindiğinde taraflar arasındaki taşıma ilişkisinin devam ettiği, her ne kadar bilirkişi raporunda davalının 15.01.2019 tarihinde davacıdan 109.757,92 TL tutarında taşıma ücreti alacağının olduğu gözüküyor ise de bu miktarın taraflar arasında devam eden taşıma ilişkisi çerçevesinde ödendiği, takas definin ileri sürüldüğü tarih itibariyle davalının başkaca muaccel alacağının olmadığı, bu süreçte gerçekleşen yeni taşımalar yönünden takas-mahsup isteğinin ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın 503.976,00 TL üzerinden kısmen kabulü ile, alacağın 149.500,00 TL’sinin dava açıldıktan sonra ödenmiş olması nedeniyle 149.500,00 TL yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 149.500,00 TL ödeme düşüldükten sonra kalan 354.476,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteğinin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi kapsamında davacıya ait malların çalınması nedeniyle uğranılan maddi zararın taşıma işini yüklenen davalıdan tazmini istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7dd63ab161f7f453 a60e5d747c1539fb

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı