11. Hukuk Dairesi 2025/3966 E. , 2025/5798 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/757 Esas, 2024/1966 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/317 E., 2022/131 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1971 yılında kurulan Tayvan menşeili bir işletme olarak modem ve bir takım teknolojik ürünler için "..." markalı adaptörler ürettiğini, davalı tarafından ise ... ibareli markanın 13.04.2014 tarihinde 2012/90460 tescil numarasıyla 9. sınıfta tescil ettirildiğini, davalının tescil ettirdiği marka ile müvekkiline ait 1971 yılından bu yana kullanılan markanın tipografik ve renk yönünden aynı olduğunu, sınıflarının aynı olduğunu, davalının müvekkiline ait tanınmış ... markasını adına tescil ettirmesinin haricinde, yurtdışında kullanılan ve tanınmış birçok markayı da adına tescil ettirdiğini, yedekleme niteliğindeki bu tescillerin tamamımın kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2012/90460 tescil numaralı ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; hükümsüzlüğü talep edilen markanın davalı tarafından aktif olarak kullanıldığını, bu kullanıma ilişkin faturayı dilekçeleri ekinde sunduklarını, davacının dosyaya herhangi bir uluslararası marka tescil bilgisini sunmadığını, ülkesellik gereği Türkiye'de tescili bulunmayan bir ibare bakımından sınai mülkiyet hükümleri kapsamında hak iddia etmenin mümkün olmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "..." ibareli markayı Türkiye'de ilk kullananın davalı olduğu, bu nedenle davacının gerçek hak sahipliği iddiasının kanıtlanamadığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 25/6. maddesinin; "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." hükmünü içerdiği, hak sahibinin, markayı sonradan iyi niyetli bir şekilde tescil ettiren kişiye karşı, dava hakkını dürüstlük kuralı gereğince kabul edilebilir bir süre içinde kullanmaması halinde sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olacağı, hükümsüzlüğü talep edilen 2012/90460 numaralı "..." ibareli markanın, 13.03.2014 tarihinde tescil edildiği, davanın ise 06.08.2020 tarihinde açıldığı, tescil ve dava tarihinin arasında 6 yıl 4 ay 23 gün sürenin olduğu, tarafların aynı sektörde, aynı markayla faaliyet gösterdikleri, bu nedenle birbirlerinden haberdar olmamalarının mümkün bulunmadığı, davalının 2011 yılından itibaren "..." markasını fasılasız şekilde ve ticari teamüllere uygun kullanması sebebi ile kötü niyetle veya şantaj amaçlı markayı tescil ettirdiğinden söz edilemeyeceği, davalının hukuki haklarını kullanmasında kötü niyetli olmadığı, davacının "..." ibareli markasının tanınmış olduğunun kanıtlanamadığı, sonuç olarak markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı gerekesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, SMK'nın 25/6 hükmü uyarınca sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.