11. Hukuk Dairesi 2025/318 E. , 2025/5229 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1032 Esas, 2024/2068 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/24 E., 2021/8 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." isimli markanın mülkiyet hakkını marka devir sözleşmesi ile ... Turizm Otelcilik ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.'den devir aldığını, İstanbul ve civar şehirlerde "... ..." olarak isim yaptığını, adı geçen markanın 29.05.2002 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin markasını, ortağı olduğu ... Turizm Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi'ne ait işyerinde unvan olarak kullanmaya devam ettiğini, ... ve ...'un ortak ve yetkilisi oldukları davalı şirketin de "... ..." unvanını aynı hizmet kolunda hizmet veren işyerinde ve "http://..." isimli internet sitelerinde vb. halka açık yerlerde hiçbir hakka dayanmaksızın kullandığını, davalı şirkete ihtarname gönderildiğini ancak davalı şirket ve yetkililerinin halen müvekkilinin markası ile karıştırılma ihtimali çok yüksek olan "... ..." işaretini işyerinde ve tüm ticari faaliyetlerinde kullanmayı sürdürdüğünü ileri sürerek marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespitine, marka hakkına tecavüz eden davalının, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre yoksun kalınan kazanç için şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket yetkilisi ...'un 1996 yılında "..." isimli restoranı tek başına açtığını, 2000 yılında ... Gıda ve Tekstil San. Tic. Ltd. Şti.'ne ortak olduğunu, ortak olduktan sonra adı geçen şirket "... ..." markasının ve "..." markalarından 2002/... tescil numaralı markanın 07.01.2004 tarihinde ... Gıda ve Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı iken 25.02.2016 tarihinde ... Turizm Otelcilik ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ne, 29.04.2016 tarihinde ise ... Turizm Otelcilik ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nden davacıya devredildiğini, davacının marka hakkında tecavüz teşkil edebilecek ve haksız rekabet oluşturacak bir durumun olmadığını, müvekkili şirketin kullanımıyla davacının markasının şeklinin birbirinden tamamen farklı olduğundan dolayısı ile hem tescil yönünden hem de şekil yönünden iltibas yaratacak herhangi bir durumun bulunmadığını, müvekkilinin "..." markasının tescilli olup 35... . sınıflarda "... ..." markasının tescil edilmesine karar verildiğini, müvekkilinin hak sahibi olduğu markaların ortak birleşimi sonucunda müvekkilinin "... ..." olarak bilinmesinin olağan hayat akışına uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların aynı sınıfta hizmet verdiği hususu da nazara alınarak yeme içme sektöründen faydalanan ortalama tüketicinin yine ortalama dikkat süresi içerisinde davalının hizmetini davacı markası ile ilişkilendirebileceği, arada ekonomik ya da işletmesel bir bağlantı olduğunu düşünebileceği, bu haliyle ortalama tüketici için karıştırma ihtimali ile birlikte davacı markasına tecavüzün oluştuğu, zira davacı markasının ayırt edici unsurları olan "... ..." kelimelerinin ortak olduğu ve davalı kullanımlarındaki "..." ekinin markayı farklılaştırmaya ve karıştırma ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli ayırt ediciliği taşımadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya ait 2002/... tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile bu tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, tecavüz oluştuğu belirtilen ve 20.03.2019 tarihli ek rapora görsellerine yer verilen kullanımları içeren afiş, tabela, basılı evrakların toplatılmasına, bu kullanımların ... adresinden kaldırılmasına, 50.000,00 TL maddi tazminata davacı hak kazandığı anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi gereği 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın 10.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli "...+şekil" markasının 29.05.2002 tarihinde tescil edildiği, davalı şirket ortağı ... adına "... ..." markasının, "... ..." ve "..." markalarının ise davalı şirket adına tescilinin sağlandığı, davalının işyerinde ve internet sitesinde fiili markasal kullanımının ise "... ..." şeklinde iş yeri içindeki kullanımların ise "..." şeklinde olduğu, site içeriğinde ... ... ibaresine yer verildiği, aynı ihlal iddiası nedeniyle ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucu kullanımların iltibas oluşturmadığı gerekçesi ile davalı şirket yetkililerinin beraatine karar verildiği, her ne kadar beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz ise de tespit edilen somut olguların bağlayacağı, bu kararda davalı kullanımlarının suç teşkil etmediği, suçun unsurlarının bulunmadığı gerekçesine yer verildiği, karara karşı istinaf başvurusunun esastan reddedilerek hükmün kesinleştiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı kullanımlarının davacının markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu iddiasında dayanan markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Uyuşmazlık, somut olayda davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmıştır. İlk Derece Mahkemesince davalı hizmetinin davacı markası ile ilişkilendirilebileceği, karıştırma ihtimalinin doğacağı ve markaya tecavüzün oluştuğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda davalı kullanımlarının iltibas oluşturmadığı gerekçesi ile davalı şirket yetkililerinin beraatine karar verildiği, beraat kararlarının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak tespit edilen somut olguların bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2018/302 E., 2019/497 K. sayılı dosyasında marka uzmanı tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, işbu dosyada davalı şirkete ait işyerinde kullanılan ibarelerin "... ..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu ve bu şekilde davacı markası ile iltibasa neden olacağı belirtilmiştir. Anılan ceza mahkemesi kararında ise işbu dosya davacısının markasını kullandığına dair delil sunamadığı, kullanımların iltibas oluşturmadığı, iltibas oluşturuyor olsa idi Türk Patent ve Marka Kurumu'nca davalı adına "... ..." markasının tescil edilmeyeceği gerekçesiyle davalı şirket yetkililerinin beraatine karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlendiği üzere hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Ancak ceza ilamının maddi olayları saptayan kısmı hukuk hakimini bağlayacaktır. Somut olayda ceza mahkemesi beraat gerekçesi oluştururken davacının markasını kullanım şeklini ispatlayamadığı, iltibas oluşturuyor olsa idi ilgili Kurum tarafından markanın tescil edilmeyeceği şeklindeki somut vakıada tartışılması gerekmeyen bir değerlendirmeye dayanmıştır. Yukarıda da bahsedildiği üzere ceza mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında da davalı kullanımlarının davacının markasına iltibas oluşturuğu tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunda da yine davalı kullanımlarının kendi markasından uzaklaşarak davacı markası ile iltibasa neden olacak nitelikte olduğu belirlenmiştir. O halde, dosya kapsamında aldırılan ve ceza mahkemesi tarafından aldırılan bilirkişi raporları da dikkate alınarak davalı kullanımlarının davacı markasına tecavüz oluşturduğu kabul edilerek değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince somut vakıada tartışılması gerekmeyen hususlarda değerlendirme yapılarak hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! feca58f6bf09cbbc 348fd645b97c8c4e