Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/398 E., 2025/5231 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/398 E., 2025/5231 K. (10.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/398
Karar No
2025/5231
Karar Tarihi
10.09.2025
Konu
Tazminat, Miras

11. Hukuk Dairesi 2025/398 E. , 2025/5231 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/700 Esas, 2024/1310 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2022/189 E., 2023/29 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında emtia alım satımı kapsamında bir ticari ilişki sürdürülmekte iken davalı ... Dış Tic. A.Ş.'nin, T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü ve İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğü nezdinde adına tahakkuk etmiş veya edecek olan alacaklarının noterde tanzim edilen senetler ile müvekkili şirkete temlik edildiğini, müvekkili şirketin temlik senetleri ile davalı şirket ile ticaret yapmaya devam ettiğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete verilen başkaca temliklerin de ödemesinin yapılmadığını, temliklerde yer alan imzanın davalının şirket yetkilisine ait olmadığını, imzaların davalı ... tarafından taklit edildiğini, temlik alacaklılarından mal veya hizmet alınmadığını, gerek ... gerekse diğerleri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, temliklere ilişkin bedellerin müvekkili şirkete ödenmediğini, davalı şirketin borçlusu olduğu 134 adet temlik sözleşmesi düzenlendiği halde ödemesinin yapılmadığını, mezkur temliklerin tanzim ve imzasında davalı ... ile davalı ...'un birlikte hareket ettiği ve davalı şirketin finans zorluğunu aşmak için yapıldığının anlaşıldığını, her iki davalının da yargılandığı ceza dosyasında sanık ... ve sanık ...'a 29 ayrı kez sahtecilik suçundan hapis cezası verildiğini, davalıların dava konusu temlikleri düzenlerken kanundan kaynaklanan yükümlülükleri ihlal etmeleri, gerekli dikkat ve özeni göstermemeleri nedeniyle meydana gelen zarardan mesul olduklarını ileri sürerek 750.000,00 TL zararın işlem tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalılar ... ve ... Dış Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde belirttiği 4 adet temliknamenin zamanaşımına uğradığını, dava konusu sahte temliknamelerin şirket çalışanı ... tarafından müvekkili imzasının taklit edilmesi suretiyle imzalandığını, huzurdaki davada müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, sorumlu kişilerin müvekkilleri değil yetkisiz şekilde temliknamelere imza koyan, sahtecilik olaylarını yapan ve organize eden ... ve davacı dahil işbirlikçileri olduğunu, dava konusu olayda davalı müvekkilleri için ne istihdam edenin sorumluluğu ne de haksız fiilden söz edilemeyeceğini, davacı şirketle müvekkilleri arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını, müvekkili şirketin muhasebe bölümünde çalışan diğer davalı ...'un yapmış olduğu sahte belgelerin şirketten kaçtıktan sonra ortaya çıktığını, iş akdinin feshedilerek şikayet yapıldığını, davacının da dahil olduğu birçok kişinin sahte çek, sahte bono, sahte temliknamelerle müvekkil şirketi dolandırmaya çalıştıklarını, dava konusu ile aynı nitelikte olan sahte temlikname, sahte çek ve sahte bonolarla ilgili olarak müvekkillerine açılan davalarda, müvekkilinin ve müvekkil şirketlerin sorumluluğunun bulunmadığının tespit edildiğini ve davaların müvekkilleri lehine sonuçlandığını, davacının tüm bu süreçleri bilmesine rağmen on yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra açtığı davada müvekkillerine husumet yöneltmesinin haksız, mesnetsiz ve dayanaktan yoksun olduğunu, davacı ile aralarında hiçbir şekilde ticari ilişki olmadığını savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, temlik sözleşmelerinin onaylama şeklindeki noterlik işlemi ile iddia edilen zarar arasında uygun illiyet bağının hiç doğmadığını, notere ve başkatibine bir sorumluluk yüklenebilmesi için davacının iddia ettiği zararın noterlik işleminden kaynaklı olmasının zorunlu olduğunu, ancak somut olayda onaylama şeklindeki noterlik işleminden kaynaklı bir zararın meydana gelmediğini, zira somut olayda temlik belgesine dayanılarak ve itibar edilerek gerçekleştirilmiş zarar sebebi olabilecek hiçbir işlem ve eylemin vaki olmadığını, davacının iddia ettiği zararın dayanağı olan 750.000,00 TL miktarında emtiayı davalı şirkete sattığını ispatlaması gerektiğini, iddia edilen satım sözleşmesi ve emtianın teslim edildiğinin ispatlanamaması halinde satım işleminin yok hükmünde olacağını ve yapılan temlik sözleşmesinin de geçersiz olacağını, ayrıca her durumda davacının ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle noter işlemi ile zarar arasındaki illiyet bağının kesildiğini savunarak zaman aşımına uğrayan tazminat taleplerinin ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 3-Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketten alım satım ilişkisine göre alacaklı olduğu iddiasının dosyanın mevcut durumuna göre ispat edilemediği, davacının davalı şirketten 750.000,00 TL alacaklı olmadığı ve bu nedenle zarar iddiasının ve fiilleriyle illiyet bağı bulunmadığı iddiasının ispat yükünün davalılara yüklenemeyeceği, temliklerin geçersizliğinden davalı şirketin ve davalılardan ...'ın gerek temsil ilişkisi gerekse haksız fiil ilişkisi nedeniyle sorumlu oldukları, temlik belgelerini imza ettiği anlaşılan davalı ...'un ise bu haksız eylemi nedeniyle temlikin geçersizliğinden doğan zarardan sorumlu olacağı, bu davalıların sorumluluğunun haksız fiil sorumluluğu niteliği taşıdığı, öncelikle haksız fiille illiyet bağının ortaya konması gerektiği, davacının iddia ettiği alım-satım ilişkisi çerçevesinde alacağının varlığını ispatlayamadığı, haksız fiil esaslarına göre tazmini gereken bir zararın varlığının tespit edilemediği, davalı ... ve ... yönünden davacının 1512 sayılı Noterlik Kanun'un 162. maddesine dayalı tazminat isteği olup davalı ... yönünden kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, davacının ceza davasına katıldığı ancak şahsi hak talebinde bulunmadığı, ceza davası zamanaşımı süresi 5 yıl olup haksız eylemlerin 02.12.2003, 05.12.2003, 12.12.2003, 22.12.2003 tarihlerinde gerçekleştiği dolayısıyla davanın bu davalılar yönünden zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı, diğer davalılar yönünden ise davacının haksız fiilden dolayı zarar gördüğü iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı ..., ... Dış Tic. A.Ş. ve ... aleyhine açılan davanın kanıtlanamadığından reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, noter onaylı şekilde hazırlanan sahte temlikname nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Sahte temlikname nedeni uğranılan zararın tahsili amacı ile açılan davada, avukatla temsil davalılar lehine ayrı ayrı nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince ret sebebi farklı olan ve avukatla temsil edilen davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde ise de karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 hükmü uyarınca maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacaktır. Anılan Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde ise asliye mahkemelerinde takip edilen davalar için 9.200,00 TL ücret ödeneceği düzenlenmiştir. O halde İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat davasının tümden reddi halinde yukarıda anılan düzenlemeler doğrultusunda maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin birinci ve ikinci paragraflarında yer alan “100.500,00 TL nispi” ibarelerinin çıkartılarak yerlerine “9.200,00 TL maktu” ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fb3f0ceab88f6146 04c0e47feb9e358c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı