Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/246 E., 2025/4458 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/246 E., 2025/4458 K. (24.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/246
Karar No
2025/4458
Karar Tarihi
24.06.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/246 E. , 2025/4458 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1025 Esas, 2024/1615 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/530 E., 2022/616 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalı taraftan 17.07.2017 tanzim, 31.03.2020 vade tarihli ve 10.000.000,00 USD bedelli bono nedeniyle alacaklı olduğunu, bu nedenle davalı hakkında ihtiyati haciz kararı alınıp kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından süresi içerisinde imzaya ve borca itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, imza itirazının kabul görmesi neticesinde alacak davası açma zarureti doğduğunu, 07.06.2021 tarihinde kısmi olarak 5.780.711,24 USD bedel üzerinden icra takibi başlatıldığını ve borçlunun imza itirazı neticesinde takibin durdurulduğunu, 15.12.2021 tarihli mahkeme kararı neticesinde imzanın borçluya ait olmadığı gerekçesiyle davanın davacı aleyhine sonuçlandığını, davanın belirsiz ve kısmi olarak açılmasının sebebinin ise davacının bono üzerinde yazan rakam dışında ... ile arasında herhangi bir yazılı ilişkisi bulunmaması olduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile ara karar tesis edilerek ihtiyati hacizlerin devamının karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2021/93510 E. sayılı dosyada imzanın davalıya ait olmadığının tespit edildiğini, senedin davalıya ait olmayıp davalının bu davada taraf olmadığını, davacının alacaklarının başka kişilerden olduğu iddiasının icra mahkemesi ve ağır ceza mahkemesi dosyalarında verilen ifadelerde açık olduğunu, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiği, sahte senede ilişkin itirazların istinaf aşamasında olması nedeniyle de derdestlik itirazında bulunduklarını, esasa yönelik ise davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davada alacağın varlığının tespiti için eda davası açılması mümkün olup, dava tarihi itibariyle eda davası açılması mümkün bulunan hallerde tespit davası açılmasında güncel hukuki yararın bulunmadığının kabulü gerektiği, öte yandan Yargıtayın müstekar kararlarında tespit davalarının kısmi dava olarak açılmasının da mümkün olmadığı görüşünü benimsendiği, davacının ise davasını kısmi dava olarak açtığından bu yönü ile de davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/2989 E. 2019/798 K. Sayılı ilamı), davacının dava dilekçesinde açıkça alacaklı olduğunun tespitini talep ettiği, bu alacağın tahsiline ilişkin bir istemde bulunmadığı, bu nedenlerle, davacının tespit davası açmakta ve bu davayı kısmi olarakta açmakta hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinde belirtildiği üzere dava şartlarından oluşu ve yargılamanın her aşamasında resen değerlendirilebileceği gözetilerek hukuki yarar yokluğuna ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği gerekçesiyle davanın HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, senetten kaynaklı alacağın kısmi tespiti istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ae9b15b4423e04e8 1090b68d3c175ac9

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı