Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/5170 E., 2025/4553 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5170 E., 2025/4553 K. (25.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5170
Karar No
2025/4553
Karar Tarihi
25.06.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/5170 E. , 2025/4553 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/51 Esas, 2024/843 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/697 E., 2021/1016 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ile duruşma istemi olmaksızın katılma yoluyla davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; duruşma için belirlenen 24.06.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ile Av. .. .. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette %50 hissedar olmasına karşılık ekonomik koşullar sebebiyle davacıya ait dava dışı şirketin iş hacminin ve kredibilitesinin arttırılması ve davalı şirket ile grup şirket olmadığının gösterilmesi için hissesini nama yazılı pay senedi çıkarılmasına rağmen noterde Senede Bağlanmamış Anonim Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile ve aynı tarihli Hisse Devrinden Sonraki İlişkiyi Düzenlemeye Dair Sözleşme uyarınca davalı ...’ya devrettiğini, davacının ekonomik dalgalanmanın geçmesinden sonra paylarını geri alacağını, nama yazılı hisse senetlerinin halen kendisinde olduğunu, hisse devrine karşılık davalı tarafından herhangi bir bedel ödenmediğini, davalıdan talep edilmesine rağmen hisselerin devredilmediğini ve kâr payının ödenmediğini ileri sürerek hisselerin davacıya iadesine ve geçmişe yönelik kâr payı alacağının tahsiline, mümkün olmadığı takdirde devredilen hisselerin gerçek değerinin ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, davalı ...’nun işbu dava ile ilgisinin bulunmadığını, davacının hisselerini bedeli mukabilinde noterde düzenlenen sözleşme ile devrettiğini ve bedelini tahsil ettiğini, Hisse Devrinden Sonraki İlişkiyi Düzenlemeye Dair Sözleşme’nin inançlı işlem niteliğinde olmadığını, aksinin düşünülmesi halinde davacının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı şirketin kefil sıfatı ile davacıya ait şirketin borçlarını ödediğini, ancak davacı ve şirketinin söz konusu borcu davalı şirkete geri ödemediğini, buna ilişkin başlatılan icra takibi ve itirazın iptali davalarının derdest olduğunu, davacının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, hisselerin iadesi ve kâr payı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen Hisse Devrinden Sonraki İlişkiyi Düzenlemeye Dair Sözleşme ile davacının, davalı şirketteki hissesini, davalı şirketin, davacının şahsının ve şirketinin bankalara olan borcuna karşılık verilen kefaletleri kapatması karşılığında ve geri iade edilmek üzere davalı ...’ya devrettiği, sözleşmenin inançlı işlem sözleşmesi niteliği taşıdığı, davacı hissesinin davalıya inançlı işlem ile devredildiğinin ispat edildiği, ancak davacının payların iadesini ve kâr payını talep edebilmesi için yerine getirilmesi gereken ve sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu durumda hisselerinin gerçek değerinin ve sözleşmede belirtilen bedelin talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı ve davalı ... arasında akdedilen dava konusu sözleşmelerin tarafı olmayan davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti eksikliğinden esastan reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece bu hususun değerlendirilmemesinin yerinde görülmediği, fakat bu hususun istinaf sebebi yapılmadığı, sonucu etkilemediği gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince ve katılma yoluyla davalılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava; davacıya ait davalı şirketteki hisselerinin inançlı işlem ile davalılardan ...'ya devredildiği iddiası ile sözleşme uyarınca hisselerin davacıya iadesine ve geçmişe yönelik kâr payı alacağının tahsiline, mümkün olmadığı takdirde devredilen hisselerin gerçek değerinin ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki sözleşme inançlı işlem olarak nitelendirilerek davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosyanın incelenmesinde, davalılar vekilince istinaf isteminde bulunulmadığı, davacının istinaf isteminin ise İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeler benimsenerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Kural olarak ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın bölge adliye mahkemesi kararını temyiz etme hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşünce istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa ilk derece mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanımış olur ki, bu durum 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki kademeli yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar. Bu açıklamalar karşısında İlk Derece Mahkemesi kararını gerekçe yönünden istinaf etmeyen davalılar vekilinin, aynı gerekçeleri benimseyen Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir. 2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin hisselerin iadesine ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekir. Şöyle ki, taraflar arasında yapılan Hisse Devrinden Sonraki İlişkiyi Düzenlemeye Dair Sözleşme uyarınca davacının davalı şirketteki hissesini davalı ...’ya devrettiği, bu sebeple şirketteki imza ve diğer yetkilerinin sona erdiği, ileride hisselerin iade edilmesi halinde bu yetkilerin de iade edileceği, davacının ve davacıya ait şirketin çeşitli bankalara borçlu olduğu, davalı ...’nın ve davalı şirketin bu borçlara kefil olduğu, davacının devrettiği hissesini her zaman geri alabileceği, ancak hissesini geri almak için davalı ... ve davalı şirketin verdikleri kefaletlerin sona ermesi, davacının bankalardan aldığı kredileri ödeyerek kapatması ve davalı ... ve davalı şirketin kefaletinin sona erdiğine dair banka onaylı belgenin davalı ...’ya teslim edilmesi gerektiği, hisse iadesinin ancak bu şekilde talep edilebileceği, kefaletleri kapatma işleminin en geç 31.12.2019 tarihine kadar bitirileceğinin taahhüt edildiği, davacının yükümlülüklerini yerine getirdikten sonra yazılı talebiyle hisse devri hakkını kullanması durumunda davalı ...’nın kabulle yükümlü bulunduğu, davalı ...’nın yazılı talepten itibaren 30 gün içerisinde hisse devrini gerçekleştirmek zorunda olduğu, bunu yapmadığı takdirde kendisine devredilen hisse karşılığı beş milyon TL’yi davacıya ödemekle yükümlü bulunduğu, davacının hissesini devretmesine rağmen şirketteki kâr payını %50 oranında almaya devam edeceği, ancak davacının kefaletleri kapatana kadar şirketten alması gereken kâr payının bankaya yatırılacağı, kefaletlerin bitmesi ile bu bedelin kendisine ödeneceği konusunda tarafların anlaştıkları görülmektedir. Davacı taleplerinden ilki anılan bu sözleşme uyarınca davalı ...’ya devrettiği hisselerin iadesine yönelik olup, davacının bu talebi bazı yükümlülüklere bağlanmıştır. Davacı ancak davalı ... ve davalı şirketin, davacı ve dava dışı ortağı olduğu şirket için verilen kefaletlerin sona ermesi, davacının bankalardan aldığı kredileri ödeyerek kapatması ve davalı ... ve davalı şirketin kefaletinin sona erdiğine dair banka onaylı belgenin davalı ...’ya teslim edilmesi halinde hisse devrini talep edebilecektir. Dosya kapsamından davacının sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini henüz yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bir başka anlatımla davacının davalı şirketteki hisselerinin teminat fonksiyonu devam etmekte olup bu aşamada davacının hisselerin iadesini talep etmesi mümkün değildir. 3.Davacının diğer talebi ise geçmişe yönelik kâr payı alacağının tahsiline yönelik olup, yukarıda anılan sözleşme maddeleri uyarınca davacının davalı şirkette ortaklığı devam etmektedir. Sözleşmenin 5. maddesi “... şirketteki hissesini devretmiş olmasına rağmen şirketteki kâr payını %50 oranında almaya devam edecektir. Ancak ...’ın ve diğer ortağın (...) net kârdan alacağı hissenin %50'si sermaye ve şirketin diğer giderleri için şirketin banka hesabında değerlendirilecektir.” hükmünü içermektedir. Buna göre, davacının, davalı şirketten kâr payı alabileceği kabul edilerek, sözleşmede kararlaştırılan kâr payı dağıtımına ilişkin usul ve esaslar dikkate alınmak kaydı ile yapılacak hesaplama sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin hisse iadesine yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin kâr payına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri hâlinde ilgililere iadesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b58910d5afb3a335 24d0e80cd7ed0e4e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı