Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/6658 E., 2025/4072 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/6658 E., 2025/4072 K. (05.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6658
Karar No
2025/4072
Karar Tarihi
05.06.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/6658 E. , 2025/4072 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1143 Esas, 2024/1466 Karar HÜKÜM : Asıl dava kısmen kabul, birleşen dava ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/218 E., 2022/5 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2019/... sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin adına tescilli "..." ve "... ... ... ..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından müvekkili itirazının kısmen kabul edildiğini ve 35/1-4. sınıftaki hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, başvurunun tümden reddi için bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, alınan kararın hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilinin "..." esas unsurlu markaları ile dava konusu başvurunun aynı olduğunu ve birbirlerinin serisi algısı yarattıklarını, taraf markalarının esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, söz konusu markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin 41. sınıf hizmetler açısından da bulunduğunu, müvekkili markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 maddesi anlamında tanınmış marka olduğunu, bu nedenle başvurunun tüm mal ve hizmetler bakımından reddinin gerektiğini, zira tanınmış markaların daha geniş bir korumadan yararlandıklarını, dava konusu başvurunun tescilininin müvekkili markalarını sulandıracağını ileri sürerek YİDK'in 2020-M-4789 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; birleşen davada ise taraf markaları arasında, başvuru kapsamından çıkarılan 35. sınıf hizmetler yönünden de karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, bu nedenle Markalar Dairesi Başkanlığı kararına yaptıkları itirazın reddine dair YİDK kararının yerinde bulunmadığını ileri sürerek YİDK'in 2020-M-4789 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Asıl davada davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının 2015/20806 sayılı markasının başında yer alan "..." harflerinin, "... ..." kelimelerinin ilk harfleri olduğunu, bu ibarenin Türkçe'de "finansta mükemmellik merkezi" anlamına geldiğini ve marka olarak tescil edilemeyeceğini, 2015/... sayılı davacı markasında yer alan "..." harflerinin de "... ... ..." kelimesinin ilk harfleri olduğunu, bu kelime grubunun da "..." anlamına geldiğini, bu ibarenin de marka olarak tescil edilemeyecek işaretlerden bulunduğunu, müvekkili markası ile davacının itirazına mesnet markaların görsel, fonetik, işitsel ve anlamsal yönden benzemediklerini, bunun yanında davacı markalarının kapsadığı 35. ve 36. sınıf hizmetlerle, müvekkili başvurusu kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetler arasında da benzerlik bulunmadığını, dolayısıyla taraf markalarının karıştırılmayacağını, davacının tanınmışlık iddiasının da ispat edilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili cevap dilekçelerinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 3.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; birleşen davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru konusu marka kapsamında, yayına itiraz süreci sonrasında reddine karar verilen 35. sınıf hizmetlerin tamamının, asıl davanın davacısına ait önceki tarihli markalar kapsamında aynı sınıf ve alt sınıflarda yer alan hizmetler ile aynı-aynı tür olduğu, 41. sınıftaki hizmetler arasında yer alan ve başvuruda kalan hizmetlerden "Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri." ile 35. sınıftaki "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri." arasında yüksek düzeyli olmamakla birlikte işaretler arasındaki yakınlığa bağlı olarak değerlendirilmesi mümkün olan bir birleşik hizmet ilişkisi bulunduğu, 41. sınıfta bahsi geçen kongre, konferans, sempozyum organizasyonları gibi kitlesel tüketici katılımlarının gerçekleştiği etkinliklerin düzenlenmesi hizmeti sunan işletmelerin, benzer şekildeki kitlesel organizasyon hizmetleri olan sergi ve fuar organizasyonları da yapabileceği, bu anlamda ilgili hizmetlerin aynı iktisadi kaynaktan yararlanılabilecek nitelikteki hizmetler oluşları, buna bağlı olarak benzer tüketici kitlelerine hitap etmeleri, birbirleri yerine ikame edilebilmeleri gibi sebeplerden ötürü söz konusu hizmetler arasında bir benzerlik ilişkisinin mevcut olduğu, dava konusu başvuru ile davacının "..." markasının birebir aynı esas unsurdan oluştuğu, bu bağlamda anılan markalar arasında neredeyse ayniyet düzeyinde bir benzerliğin mevcut bulunduğu, davacı yanın diğer markasının başlangıç sesinde "I" harfi yer almakta ise de devam harflerinin, dava konusu marka ile birebir aynı olması ve tüketicinin, ticaret hayatında "I+kelime" kombinasyonu şeklinde oluşturulmuş markalara olan aşinalığı nedeniyle markayı "..." şeklinde algılayacağı gözetildiğinde, bu marka ile başvuru arasında da benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında, bütünsel algıda var olan bu benzerliklerin, tüketicinin markaların aynı iktisadi – idari kaynağa ait oldukları yanılgısına düşmesine neden olabilecek düzeyde güçlü olduğu, markaların farklı harf karakterleri kullanılması suretiyle oluşturulmuş olmasının işaretleri birbirlerinden uzaklaştırmadığı, karıştırılma ihtimalinde önemli olan hususun ilgili tüketici algısı olup tüketicinin her iki markayı her zaman aynı anda görüp detaylarını karşılaştırabileceğinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2020-M-4789 sayılı kararının, marka başvurusuna itiraz eden davacının itirazlarının reddine yönelik kısım kapsamında 41. sınıftaki "sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme idare hizmetleri" yönünden iptaline, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, davalı şirket adına tescilli 2019/... sayılı "..." ibareli markanın tescilli olduğu 41. sınıftaki "sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme idare hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış kararlarında açıklandığı üzere marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan Uluslararası Nice Protokolü kapsamında TÜRKPATENT tarafından hazırlanan Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına ilişkin Tebliğ hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığının bulunmadığı, bu anlamda ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer almasının gerekmediği, tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkilendirilebilecek olup olmadıklarının değerlendirilmesinde özellikle; her iki grup malların aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, aynı mağazada ve aynı raflarda satışa sunulup sunulmadıkları, ham madde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının bir bütün olarak ve ortalama tüketici kitlesinin özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında 35/1-4. ve 36. sınıftaki hizmetlerin yer aldığı, dava konusu başvurunun kapsamında ise 41. sınıf hizmetler bulunduğu, söz konusu markaların kapsamlarındaki hizmetlerin aynı olmadığı, ancak, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde davacı markalarının kapsamlarındaki 35. sınıfta yer alan "Reklamcılık pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler (Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri dahil),” ile dava konusu başvurunun kapsamındaki 41. sınıfta yer alan "Eğitim ve öğretim hizmetleri" arasında benzerlik bulunduğu, zira bu hizmetlerin birbirlerini tamamlayan, birbirleri yerine ikame edilebilen, benzer alıcı çevresine hitap eden, benzer ihtiyaçları gideren hizmetler olduğu, dolayısıyla 41. sınıftaki "Eğitim ve öğretim" hizmetleri yönünden de emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği, bunun dışında başvuru kapsamında kalan 41. sınıf hizmetler yönünden ise hizmet benzerliğinin bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.12.2019 tarih, 2019/1100 E., 2019/7968 K. sayılı ilamında da, yukarıda belirtilen hizmetler arasında benzerlik bulunduğu, bunun dışında 41. sınıfta yer alan hizmetlerle 35. sınıf hizmetlerin benzer olmadığının kabul edildiği, her ne kadar davacı tarafça, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/1182-8009 E., K. sayılı ilamında, 35. sınıf hizmetlerle 41. sınıf hizmetlerin tamamının benzer bulunduğu belirtilmiş ise de, söz konusu karara konu taraf markalarının 41. sınıf hizmetleri kapsadıkları, dolayısıyla 35. sınıf hizmetlerle 41. sınıf hizmetlerin benzerliğine ilişkin bir değerlendirme yapıldığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöndeki iddiasının yerinde görülmediği, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmış marka olduğunun dosya kapsamındaki delillerle ispat edilemediği, başvuru kapsamında yer alan 41. sınıftaki "Eğitim ve öğretim hizmetleri" yönünden de SMK'nın 6/1 maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle asıl davada davalı birleşen davada davacı şirket vekili ile asıl davada davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile YİDK'in 29.05.2020 tarih, 2020-M-4789 sayılı kararının, davacı itirazlarının reddi kapsamında 41. sınıftaki "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri" yönünden iptaline, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, davalı şirket adına tescilli 2019/... sayılı "..." ibareli markanın, tescilli olduğu 41. sınıftaki "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davada davalı ... vekili ile asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü; birleşen dava ise YİDK kararının iptali istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı ... vekili ile asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 05.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 38a50efdeacd49bc 3a931d1ac93fb3e0

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı