Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/6468 E., 2025/4120 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/6468 E., 2025/4120 K. (16.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6468
Karar No
2025/4120
Karar Tarihi
16.06.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/6468 E. , 2025/4120 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/404 Esas, 2024/1795 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/302 E., 2021/1086 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı asıl borçlu ... Makine San ve Tic A.Ş.(Termo) ile imzalanan kredi sözleşmesi çerçevesinde davacı Bankadan büyük miktarlarda nakdi ve gayri nakdi kredi kullanıldığını, davalının bu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine asıl borçlu şirkete ve davalıya 19.03.2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi keşide edildiğini ancak ihtarnamenin tebliğine rağmen borcun ödenmediğini, dava dışı borçlu Şirket hakkında ... 1. ATM'nin 2019/2 E. sayılı konkordato dosyası kapsamında 19.04.2019 tarihinde 1 yıllık kesin mühlet verilmesine karar verildiğini, davalı aleyhine ... 3. ATM'nin 2019/478 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını, kararın .. 18. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6952 sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalı borçlunun takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava dışı şirket ile akdedilen kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı şirkete ne kadar kredi kullandırıldığı, kullandırılan kredinin ödeme planının nasıl olduğu, ödeme planı kapsamında ödenmediği iddia edilen kredi tutarlarının neler olduğu, kullandırılan kredinin TL veya yabancı para cinsinden olup olmadığı ve dava dışı şirket tarafından ne kadarlık kısmının ödenmediği, icraya konulan alacak kalemlerinin kredi sözleşmesinin hangi maddelerinde yer alan düzenlemelerden doğduğu hususlarının açıklanmadığını, kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefaletinin yasal şartları taşımadığını, kefilin kefil olacağı azami sürenin belirtilmesi ve bu belirlemenin de kefilin el yazısı ile olmasının zorunlu olduğunu, kefalet maddesinin geçerli olduğu var sayılsa dahi davacının yasal olarak müvekkiline başvuru hakkına sahip olmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 586. maddesi gereğince alacaklının borçluyu takip etmeden önce veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğini ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiğini, bu şartlardan ilkinin müvekkili yönünden gerçekleşmediğini, ihtarın dava dışı şirkete tebliğ olup olmadığının belirtilmediğini, ihtar tebliğ edilmemiş ise ihtarın sonuçlanıp sonuçlanmadığı yönünde değerlendirilmenin yapılamayacağını ve müteselsil kefile başvurmanın mümkün olmayacağını, ayrıca asıl borçlunun konkordato ilan ettiğini ve geçici mühlet ve kesin mühlet kararlarının verildiğini, konkordato kapsamında kredi borçlusu dava dışı Şirkete karşı icra takibi yapmanın mümkün olmadığını, kefil açısından da icra takibinin yapılamayacağını, ödeme emrinde yer alan alacak kalemlerinin kredi sözleşmesinde belirlenen borca dahil olmayan ve talep edilmesi mümkün olmayan kalemler içerdiğini, çek defteri verilmesi ile doğan gayri nakdi alacak olarak belirtilen 52.780,00 TL tutarındaki alacak kalemi ile hamillere ödenen çek sorumluluk bedeli olarak belirtilen 1.600,00 TL tutarındaki alacak kaleminin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, takipteki yasal faiz oranını aşan faiz oranlarının işlemiş ve işleyecek faiz oranlarının ve takibin ferilerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacı Banka ile dava dışı Termo arasında 29.05.2018 tarihli 4.500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı ve davalının da sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşmeden kaynaklanan borcun ödenmediğinden bahisle davalı hakkında icra takibi başlatıldığı ve davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasıyla itirazın iptaline yönelik olarak eldeki davanın açıldığı, sözleşme tarihi itibariyle davalının kredi kullanan Termo’nun ortağı olduğu, TBK 584/3 hükmüne göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek kefaletlerde eş rızasının aranmayacağı, kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçluya kredi kullandırıldığı ve kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi sebebiyle davacı banka tarafından kredi hesapları kat edilerek 15.04.2019 tarihli ihtarname gönderildiği, ihtarnamede borcun 1 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin davalı borçluya 19.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve aradaki tatil günleri göz önüne alındığında davalının 24.10.2018 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, davacı Bankanın takip tarihi itibariyle davalıdan 64.862,16 euro asıl alacak, 125,22 euro kar payı olmak üzere 64.987,38 euro nakdi, 1.600,00 TL nakde dönüşen alacak üzerinden alacaklı olduğu, bu miktarlar üzerinden davalı tarafça icra takibine yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğu ve bu miktarlar üzerinden icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu, davacı tarafça euro asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren %7,00 ve nakde dönüşen TL alacağa icra takip tarihinden itibaren %9 yasal faiz talep edilebileceği, icra takibinde talep edilen ve çek sorumluluk bedelinden kaynaklanan bir kısım gayri nakdi alacağın takip tarihinden sonra nakdi alacağa dönüştüğü ve bu alacaklar yönünden nakde dönüştüğü tarihten itibaren temerrüt faizi talep edilebileceği, davacı tarafça icra takibinde çek sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayri nakdi alacak yönünden de talepte bulunulduğu ancak davalı kefilin kredi borçlusuna verilen çek yapraklarının yasa gereği ödenmesi gereken zorunlu karşılık tutarlarından sorumlu tutulabileceği yönünde imza altına alınan genel kredi sözleşmesinde bir düzenleme bulunmadığı, bu sebeple gayri nakdi alacak yönünden davacı talebinin reddi gerektiği, davacı tarafça icra takibinde 1.317,72 TL BSMV istisnası olarak nakdi alacak talebinde bulunulduğu ancak dava dışı şirketin belgesiz ihracat kapsamında kredi kullanıldığından uygulanan 1.317,72 TL'lik BSMV istisnasıyla ilgili vergi borcunun 08.03.2021 tarihi itibariyle ortadan kalktığı ve söz konusu talep yönünden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabülüne, davalının icra takibine itirazının kısmen iptali ile takibin 64.862,16 euro asıl alacak, 125,22 euro kar payı olmak üzere toplam 64.987,38 euro ile 1.600,00 TL nakde dönüşen alacağın, euro asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren işletilecek %7,00 ve nakde dönüşen TL alacağa icra takip tarihinden itibaren işletilecek %9 yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, 1.317,72 TL nakdi alacak ile ilgili talebin konusunun kalmadığı anlaşıldığından bu talep ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, gayri nakdi alacağın depo talebinin reddine, takibin devamına karar verilen nakdi alacak miktarı olan 428.255,15 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı olan 85.651,03 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, icra takip tarihinden sonra nakde dönüşen ve çek sorumluluk bedelinden kaynaklanan 16.240,00 TL alacağın 29.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek % 11,52 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, traflar arasındaki davaya konu genel kredi sözleşmesinde gayrinakdi alacaktan davalı kefilin de sorumlu tutulabilmesi açısından açık hüküm bulunmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, borçlu dava dışı şirket ile alacaklı davacı banka arasındaki temel ilişkinin varlığının ispatlandığı ve davalının genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatı ile inkar edilmeyen imzasının bulunduğu, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapıldığı ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduğu ibarelerinin kefilin kendi el yazısıyla belirtildiği, kefaletin geçerli olması için aranan şartların bulunduğu, davacı bankanın genel kredi sözleşmesine dayalı takibe konu alacağının sözleşme hükümlerine uygun olarak tespit edildiği, davalı kefilin takip tarihinden önce temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle takip tarihinden önceki işlemiş faizden sorumlu tutulmamasının yerinde olduğu, tespit edilen borcunun ödendiğini gösteren her hangi bir delil sunulmadığı, asıl borçluyu çıkartılan kat ihtarına rağmen borcun ödenmediği, konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklının borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza edeceği, davalı kefil yönünden konkordato mühlet kararı bulunmadığı, asıl borçluya ilişkin geçici ve kesin mühlet kararı ya da konkordato talebinin müteselsil kefil olan davalının aynı kredi alacağına ilişkin hukuki sorumluluğunu etkilemeyeceği, taksitler halinde ödenmesi kararlaştırılan borca ilişkin taksitlerin ödenmemesi halinde taraflar arasındaki sözleşmeye göre geriye kalan tüm borcun muacceliyet kazanması mümkün olduğundan bakiye kredi borcunun tamamı için hesabın kat edilmesinde hukuka aykırılık görülmediği, alacağın davalı kefilin sorumlu olduğu miktarın, takip talebi ve kefalet limiti ile sınırlı olarak hüküm altına alındığı, bankanın alacağının likit ve davalının itirazının da haksız olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu, davacı vekili reddedilen nakdi alacak ve gayri nakdi alacak için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de bu kalemlerin icra takibinde ve dava dilekçesinde ayrı ayrı takip ve davaya konu edildiği gözetildiğinde bu talepler bakımından yargılama sonucunda ayrı hükümler kurulmasının isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı ilamsız takibe karşı vaki itirazın iptaline ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1.b bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. İtiraz üzerine duran takipte ödeme emrinde 52.780,00 TL çek defteri verilmesinden doğan nakdi alacak, 47,39 TL gecikme payı, 67.109,60 euro ihracat kredisinden doğan nakdi alacak, 125,22 euro gecikme payı, 1.600,00 TL hamillere ödenen çek sorumluluk bedeli ve 1.317,72 TL nakdi alacak olmak üzere 67.109,60 euro ve 55.697,72 TL alacağın tahsilinin istendiği, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen ve Bölge Adliye Mahkemesince de yerinde görülen kararda ise takibin 64.862,16 euro asıl alacak, 125,22 euro gecikme kar payı, 1.600,00 TL nakde dönen alacak ve gayri nakdi olup da icra takibinden sonra nakde dönüşen 16.240,00 TL alacak yönünden devamına; 1.317,22 TL nakdi alacakla ilgili talep konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği anlaşılmakla; davacı yanın talebinden kabul edilmeyen ve temyize konu edilen alacak miktarı 2.247,44 euronun eldeki dava tarihindeki kur karşılığı 17.372,71 TL, 1.317,72 TL, 47,39 TL ve 36.540 TL olmak üzere 55.277,82 TL olup bu miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.300,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Ticari genel kredi sözleşmesinde borcun ödenmediği iddiasıyla müteselsil kefil aleyhinde başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemli davada, davalı kefil asıl borçlu şirketin konkordato talebinde bulunduğunu ve kesin mühlet kararı da verildiğini, bu nedenle alacaklı bankanın kendisine başvuramayacağını savunmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun(İİK) "Borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı haklar" başlıklı 303. maddesinde konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklının borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza edeceği, bununla birlikte konkordatoya muvafakat eden alacaklının ise kendi haklarını, borçtan birlikte sorumlu olan kişilere ödeme mukabilinde devir teklif etmek ve onlara toplantıların günü ile yerini en az on gün önce haber vermek şartıyla bu hükümden yararlanabileceği, alacaklının müracaat hakkına halel gelmeksizin borçtan birlikte sorumlu olan kişilere konkordato müzakerelerine katılma yetkisini verebileceği ve onların kararını kabul taahhüdünde bulunabileceği belirtilmiştir. Dosya muhteviyatı ve UYAP üzerinden yapılan incelemede, asıl borçlu şirket hakkında 18.01.2019 tarihinde geçici mühlet kararı, 18.04.2019 tarihinde ise 1 yıl süreli kesin mühlet kararı verildiği ve nihayetinde ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/313 E., 2021/497 K. sayılı dosyasında konkordato talebinin kabulüyle konkordatonun tasdikine, davacı bankanın talep ettiği alacağın bir kısmının çekişmeli alacak olarak kaydına dair hükmün dereceattan geçerek kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Şu halde Mahkemece, anılan konkordato dosyası getirilip İİK'nın 303. maddesi kapsamında alacaklının konkordatoya muvafakatı incelenerek bu cihette yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. 3. Kabule göre de; kefil ancak kendi taahhüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olup, somut olayda hesap kat ihtarının davalı kefile tebliğ edildiğine dair belge dosyada yer almamaktadır. Buna göre, daha önce temerrüte düşürülmeyen kefilin temerrütünün ancak ödeme emrinin tebliği ile gerçekleşmiş olduğu kabul edilerek takibe kadar işlemiş faizden sorumlu olmayacağı gözetilmeksizin, asıl borçlunun temerrütünün sonucu olan 125,22 euro temerrüt faizinden kefilin de sorumlu tutulması doğru olmamıştır. VI.SONUÇ: Yukarıda, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin MİKTARDAN REDDİNE; (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı