Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/6428 E., 2025/3925 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/6428 E., 2025/3925 K. (02.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6428
Karar No
2025/3925
Karar Tarihi
02.06.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/6428 E. , 2025/3925 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/1295 Esas, 2024/1448 Karar KARAR :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/170 E., 2022/109 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.06.2006 tarihinden bu yana kesintisiz biçimde sigortacılık ve sigorta acenteliği alanında faaliyet gösterdiğini, “... Girişim Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.” olan ticaret unvanını 01.06.2012 tarihinde “... ... Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.” olarak değiştirdiğini, uyuşmazlık konusu edilen “...” markasını da 2006 yılından beri tescilsiz olarak ticari faaliyetlerinde kullandığını, acentesi olduğu firmalar nezdinde de “...” markası ile tanındığını, "www.....com.tr" uzantılı web sitesinin, "***@***" e-posta adresinin ve “....” ibareli Instagram hesabının da sahibi olduğunu, davalının 29.05.2021 tarihinde bir e-posta göndererek “...” markasının sahibinin kendisi olduğunu iddia ettiğini, markanın kullanımının durdurulmasını istediğini, halbuki “...” markasının gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, zira bu ibareyi davacının 15 yıldır kesintisiz ve ciddi bir biçimde ticari faaliyetleri kapsamında markasal hüviyette kullandığını, ayrıca davacının ticaret unvanından doğan korunması gereken üstün hakkının da bulunduğunu, davacının ticaret unvanının kılavuz unsurunun dava konusu edilen marka ile birebir aynı olduğunu, davalının dava konusu markayı kullanmak amacıyla değil yedekleme ve marka ticareti yapma amacıyla tescil ettirdiğini, davalının sigortacılık sektöründe faaliyet gösteren ... Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.’nin ortağı olarak davacının ticari faaliyetlerinden ve tescilsiz olarak kullandığı markasından haberdar olduğunu, bu şirketin de davacı gibi ....’nın acenteliğini yaptığını, bütün bu hususların davalının marka tescilinde kötüniyetini gösterdiğini ileri sürerek 2020/155022 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili davaya cevap vermemiş, yargılama sırasındaki beyanlarında davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının “...” tanıtma vasıtasını, dava konusu edilen markanın başvuru/koruma tarihi olan 09.12.2020 tarihinden önceki dönemlerde, sigortacılık/sigorta acentalığı hizmetlerinde, tabelalarında, kartvizitlerinde, promosyon malzemelerinde, poliçelerinde hizmet markası hüviyetinde kullandığı, davacının 2016-2020 yılları arasında .. ve .... acentesi olarak toplam 203 sayfalık bir listeyi oluşturan nicelikte sigorta poliçesi düzenlediği, bu poliçelerde “...” hizmet markasını kullandığı, Aksigorta tarafından davacıya verilen teşekkür plaketlerinde davacının tanıtma vasıtasının “...” şeklinde yazılmış olduğu, “davacının 20 yıllık hizmetleri”nden bahsedildiği, davacının gerçek hak sahipliğine gerekçe olarak gösterdiği bu kullanımların niteliğinin, niceliğinin ve içeriğinin, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 hükmünde aranan “ciddi/uzun yıllara sarih kullanım” hususunu tevsik edebildiği, davacı tarafın, dava konusu “...” ibaresini, markasal hüviyette, dava konusu edilen markanın koruma tarihinden önce kullanarak bu kullanım sonucu işarete/ibareye sigortacılık/sigorta acentalığı hizmetleri açısından tescilsiz dahi olsa korunmaya değer ekonomik bir değer kazandırdığını tevsik edebilen yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil sunabildiği, uyuşmazlık konusu edilen işaretler ayniyet derecesinde benzer ve bu işaretlerin marka/tanıtma vasıtası olarak kullanıldığı/tescilli olduğu “sigorta hizmetleri” aynı/türdeş/benzer hizmetler olduğundan, davacının “...” ibaresini SMK'nın 6/3 hükmünün gerektirdiği derecede yoğun ve uzun süredir kullandığını ispatladığı, diğer taraftan dava konusu markayı oluşturan ibarenin davacının, dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 09.12.2020 tarihinden 8 yıldan daha fazla bir süre önce, 01.06.2012 tarihinde tescil ettirdiği ticaret unvanının kılavuz unsuru olan "..." ibaresi ile aynı olduğu, davacının ana faaliyet alanı olan “sigorta hizmetleri” yönünden SMK'nın 6/6 maddesindeki koşulların da oluştuğu, kötü niyet iddiasının ise ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2020/155022 sayılı markanın "sigorta hizmetleri." bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu markayı oluşturan "..." ibaresini, dava konusu markanın başvuru tarihinden önce, dava konusu markanın tescilli olduğu 36. sınıf "sigorta hizmetleri" bakımından SMK'nın 6/3 hükmü kapsamında hak bahşedecek biçimde markasal olarak kullandığının belirlendiği, davacının dava konusu markanın başvuru tarihinden önce tescil ettirdiği ticaret unvanı nedeniyle de, fiilen faaliyette bulunduğu 36. sınıf "sigorta hizmetleri" bakımından SMK'nın 6/6 hükmü uyarınca marka hükümsüzlüğü isteminin de yerinde bulunduğu, diğer taraftan dava konusu marka 36. sınıfta yer alan tüm hizmetler yönünden tescilli olup dava dilekçesinde herhangi bir sınırlandırma yapılmaksızın dava konusu markanın hükümsüzlüğünün talep edildiği, dava konusu markanın sadece tescil kapsamında yer alan 36. sınıf "Sigorta hizmetleri" yönünden SMK'nın 6/3 ve SMK'nın 6/6 hükümleri uyarıca kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 02.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 399ddd2ae7b1a1a8 9ae32475c3c9db2f This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 11. Hukuk Dairesi 2024/6428 E. , 2025/3925 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/1295 Esas, 2024/1448 Karar KARAR :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/170 E., 2022/109 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.06.2006 tarihinden bu yana kesintisiz biçimde sigortacılık ve sigorta acenteliği alanında faaliyet gösterdiğini, “... Girişim Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.” olan ticaret unvanını 01.06.2012 tarihinde “... ... Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.” olarak değiştirdiğini, uyuşmazlık konusu edilen “...” markasını da 2006 yılından beri tescilsiz olarak ticari faaliyetlerinde kullandığını, acentesi olduğu firmalar nezdinde de “...” markası ile tanındığını, "www.....com.tr" uzantılı web sitesinin, "***@***" e-posta adresinin ve “....” ibareli Instagram hesabının da sahibi olduğunu, davalının 29.05.2021 tarihinde bir e-posta göndererek “...” markasının sahibinin kendisi olduğunu iddia ettiğini, markanın kullanımının durdurulmasını istediğini, halbuki “...” markasının gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, zira bu ibareyi davacının 15 yıldır kesintisiz ve ciddi bir biçimde ticari faaliyetleri kapsamında markasal hüviyette kullandığını, ayrıca davacının ticaret unvanından doğan korunması gereken üstün hakkının da bulunduğunu, davacının ticaret unvanının kılavuz unsurunun dava konusu edilen marka ile birebir aynı olduğunu, davalının dava konusu markayı kullanmak amacıyla değil yedekleme ve marka ticareti yapma amacıyla tescil ettirdiğini, davalının sigortacılık sektöründe faaliyet gösteren ... Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.’nin ortağı olarak davacının ticari faaliyetlerinden ve tescilsiz olarak kullandığı markasından haberdar olduğunu, bu şirketin de davacı gibi ....’nın acenteliğini yaptığını, bütün bu hususların davalının marka tescilinde kötüniyetini gösterdiğini ileri sürerek 2020/155022 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili davaya cevap vermemiş, yargılama sırasındaki beyanlarında davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının “...” tanıtma vasıtasını, dava konusu edilen markanın başvuru/koruma tarihi olan 09.12.2020 tarihinden önceki dönemlerde, sigortacılık/sigorta acentalığı hizmetlerinde, tabelalarında, kartvizitlerinde, promosyon malzemelerinde, poliçelerinde hizmet markası hüviyetinde kullandığı, davacının 2016-2020 yılları arasında .. ve .... acentesi olarak toplam 203 sayfalık bir listeyi oluşturan nicelikte sigorta poliçesi düzenlediği, bu poliçelerde “...” hizmet markasını kullandığı, Aksigorta tarafından davacıya verilen teşekkür plaketlerinde davacının tanıtma vasıtasının “...” şeklinde yazılmış olduğu, “davacının 20 yıllık hizmetleri”nden bahsedildiği, davacının gerçek hak sahipliğine gerekçe olarak gösterdiği bu kullanımların niteliğinin, niceliğinin ve içeriğinin, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 hükmünde aranan “ciddi/uzun yıllara sarih kullanım” hususunu tevsik edebildiği, davacı tarafın, dava konusu “...” ibaresini, markasal hüviyette, dava konusu edilen markanın koruma tarihinden önce kullanarak bu kullanım sonucu işarete/ibareye sigortacılık/sigorta acentalığı hizmetleri açısından tescilsiz dahi olsa korunmaya değer ekonomik bir değer kazandırdığını tevsik edebilen yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil sunabildiği, uyuşmazlık konusu edilen işaretler ayniyet derecesinde benzer ve bu işaretlerin marka/tanıtma vasıtası olarak kullanıldığı/tescilli olduğu “sigorta hizmetleri” aynı/türdeş/benzer hizmetler olduğundan, davacının “...” ibaresini SMK'nın 6/3 hükmünün gerektirdiği derecede yoğun ve uzun süredir kullandığını ispatladığı, diğer taraftan dava konusu markayı oluşturan ibarenin davacının, dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 09.12.2020 tarihinden 8 yıldan daha fazla bir süre önce, 01.06.2012 tarihinde tescil ettirdiği ticaret unvanının kılavuz unsuru olan "..." ibaresi ile aynı olduğu, davacının ana faaliyet alanı olan “sigorta hizmetleri” yönünden SMK'nın 6/6 maddesindeki koşulların da oluştuğu, kötü niyet iddiasının ise ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2020/155022 sayılı markanın "sigorta hizmetleri." bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu markayı oluşturan "..." ibaresini, dava konusu markanın başvuru tarihinden önce, dava konusu markanın tescilli olduğu 36. sınıf "sigorta hizmetleri" bakımından SMK'nın 6/3 hükmü kapsamında hak bahşedecek biçimde markasal olarak kullandığının belirlendiği, davacının dava konusu markanın başvuru tarihinden önce tescil ettirdiği ticaret unvanı nedeniyle de, fiilen faaliyette bulunduğu 36. sınıf "sigorta hizmetleri" bakımından SMK'nın 6/6 hükmü uyarınca marka hükümsüzlüğü isteminin de yerinde bulunduğu, diğer taraftan dava konusu marka 36. sınıfta yer alan tüm hizmetler yönünden tescilli olup dava dilekçesinde herhangi bir sınırlandırma yapılmaksızın dava konusu markanın hükümsüzlüğünün talep edildiği, dava konusu markanın sadece tescil kapsamında yer alan 36. sınıf "Sigorta hizmetleri" yönünden SMK'nın 6/3 ve SMK'nın 6/6 hükümleri uyarıca kısmen hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 02.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 399ddd2ae7b1a1a8 9ae32475c3c9db2f ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı