11. Hukuk Dairesi 2024/5623 E. , 2025/3934 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/280 Esas, 2024/1104 Karar HÜKÜM : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2021/52 E., 2023/397 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 01.11.2017 tanzim, 01.03.2018 vadeli, 1.750.000,00 TL bedelli senetle ilgili kambiyo senetlerine mahsus takip yaptığını, davalının kendi lehine muvazaalı borç evrakı tanzim ettiğini, senette müvekkili adına olan kaşeyi de kendisinin imzaladığını, senet üzerinde iki yönetim kurulu üyesinin daha imzasının olduğunu, 13.06.2017 tarihli imza sirkülerine göre davalı, ... ve ...’in imzaya yetkili olduğunu, ...'in 13.06.2018 tarihli kendi el yazısı ile verdiği yazıda, eski ortaklardan ...’un yetkilisi olduğu ... Medikal Ltd. adına bir miktar kredi çekip hastaneye kullandırdığını, kredinin alınması için davalının taşınmazına ipotek konulduğunu, davalının kendisini güvence altına alması için senedin düzenlenip verildiğini belirttiğini, senette imzası bulunan diğer yönetim kurulu üyesi ...'in de aynı mahiyette yazılı beyanının olduğunu, borç ve alacağın ancak şirket kayıtlarına geçirilmesi kaydıyla geçerli olacağını, ... Medikal Ltd.nin, ...’un, ...'ın paraları ödendiğinden güvence olarak düzenlenen senedin teminat niteliğinin kalmadığını, senet karşılığı davalıdan herhangi bir mal alınmadığını, senedin tanzim tarihi itibariyle şirkete herhangi bir para girişi olmadığını, davalının mali durumunun bu miktarda parayı sağlayamayacağını ileri sürerek müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takip konusu senedin iptaline ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı şirketin 2016-2018 yılları arasında ekonomik sıkıntılar çektiğini, müvekkilinin şirket borçlarını ödemeye çalıştığını, nakit desteğinde bulunduğunu, dava dilekçesinde belirtildiği gibi taşınmazını ipotek verdiğini, müvekkilinin bu ödemelerine karşılık ileride hak kaybına uğramaması, şirketin satılması ihtimaline binaen yönetim kurulu başkanı ...’in, hastanenin mali müşaviri ile bir araya gelip hesapları kontrol edilerek 1.750.000,00 TL tutarlı senedin müvekkiline verildiğini, şirketin mali durumunun düzelmemesi üzerine hisselerin ...’a satıldığını, sadece 18.04.2018 tarihine kadar maaş, ücret, huzur hakkı alacaklarından feragat ettiğini, takip konusu senedin şirket kayıtlarında gözükmemesinin senedi hükümden düşürmeyeceğini, ...'un ....'ta kullandığı kredinin karşılığı olarak ... Med. San. Tic. Ltd. adına 20.09.2017 tarihli kredinin teminatı olarak müvekkili adına kayıtlı taşınmazın ipotek verildiğini, ancak davacının kredi borcunun bankaya ödemediğini, ...'a ödeme yaptığını belirttiğini, bu sebeple kredi borcu devam ettiği gibi müvekkili taşınmazı üzerinde ipoteğin devam ettiğini, senedin ..., ... ve müvekkili tarafından imzalandığını, düzenlendiği tarih itibariyle imza atanların temsile yetkili olduğunu, muvazaa iddiasının yazılı ispatının gerektiğini savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senet alacaklısının senedin düzenlendiği tarih itibariyle yönelim kurulu üyesi olduğu, yönetim kurulu üyelerinin şirketi dışarıya karşı temsile yetkili oldukları, ancak somut olayda yönetim kurulu üyelerinden birinin lehtar olduğu bir kambiyo senedinin düzenlenmesi söz konusu olduğunda yönetim kurulu üyesinin kendiyle işlem yapma konusunda özel yetki verilmesi gerektiği, bu hususta şirket genel kurulunun yönetim kuruluna veya üyesine izin vermesi gerektiği, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten mücerret ise de, özellikle temsil yetkisinin varlığına ilişkin hususların ileri sürülebilmesi bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 677. maddesi ile özel düzenleme getirildiğini, somut olayda yetkisiz olarak düzenlendiği kabul edilen senet bakımından davacı şirketin davalıya bu yönüyle bir borcunun bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu senette davacının keşideci, davalının lehtar olduğu, senede dair davacının ticari defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalının 31.01.2018 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, davacı şirketten herhangi bir alacağının kalmadığı, lehtarı yönetim kurulu üyesi olan bono düzenlenmesinin 6102 sayılı TTK'nın 395. maddesine aykırı olduğu, bu durumun ancak genel kurul tarafından bu yönde izin varsa mümkün olabileceği, davalının yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği genel kurulda böyle bir izin verilmediği, davalının söz konusu senet düzenlendiği anda yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle yapılan işlemin şirket için bağlayıcı olmayacağı, bu hususun davalıya karşı ileri sürülebileceği, somut olayda, dava konusu bononun tanzim tarihinde davalının, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, davalının ortaklıkla işlem yapmasına izin verildiğine veya düzenlenmiş bonoya icazet verildiğine dair bir genel kurul kararı bulunmadığı gibi esas sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunduğuna dair bir iddianın da bulunmadığı anlaşıldığından dava ve takip konusu bononun davacı şirket bakımından bağlayıcı olmadığı, her ne kadar davalı taraf, dava konusu bononun teminat senedi olduğunu ve bedelsiz kaldığı yönündeki iddiaların zımni icazet olduğunu ve davacı şirketin senetle bağlı olduğunu ileri sürmüş ise de, söz konusu iddiaların icazet olarak kabul edilemeyeceği, icazet için genel kurul kararı gerektiğinden zımni onay işlemin de şirket açısından bağlayıcı olması için yeterli olmadığı, ancak, mahkemece davalı aleyhine takibin kötü niyetli olduğundan bahisle tazminata hükmedilmişse de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5 hükmü uyarınca davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için, davalının yaptığı icra takibinin haksız olmasının yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötü niyetli yapıldığının ispat edilmesi gerektiği, davacı borçlu tarafından davalının kötüniyetli olarak icra takibi yaptığının ispatlanmadığı, bu nedenle mahkemece, kötü niyet tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesinin ve davanın menfi tespit davası olduğu gözetilerek dava konusu icra takibi ve takibe dayanak bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile yetinilmesi gerekirken dava konusu bononun da iptaline karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeninden hüküm kurulmasına, buna göre davanın kabulü ile Yalova İcra Müdürlüğünün 2018/5355 sayılı icra dosyası ve takibe dayanak bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibine konu kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava dilekçesi içeriğine ve Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/6308 sayılı soruşturma dosyasındaki beyan ve ifadelere göre davacı tarafça, dava konusu senedin teminat senedi olduğunun kabul edilmesine ve davalı taşınmazındaki ipoteğe konu borç ödenmekle senedin hükümsüz kaldığının ileri sürülmüş olmasına göre artık, mevcut durum itibarı ile şirket genel kurulunun 6102 sayılı TTK'nın 395. maddesi kapsamında davalıya icazet verdiğinin kabulü ile davanın esasına girilerek davacının borcunun bulunup bulunmadığının tespiti gerekirken 6102 sayılı TTK'nın 395. maddesi uyarınca davalının ortaklıkla işlem yapmasına izin verildiğine veya düzenlenmiş bonoya icazet verildiğine dair genel kurul kararı bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! dea564e4c37a220a 74a974c616369b15