11. Hukuk Dairesi 2024/6352 E. , 2025/4954 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/352 Esas, 2024/1217 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/808 E., 2023/859 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. ASIL VE KARŞI DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirket ile davalı arasında 01.12.2012 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve çerçeve protokol akdedildiğini, davalının sözleşme ve protokole ek olarak düzenlenen ürün- alım taahhütnamesi ile 5 yıl için toplam 10.304 ton beyan ürünü (kurşunsuz benzin, normal benzin, motorin) almayı taahhüt ettiğini, eksik kalan ton üzerinden 140,00 USD kâr mahrumiyeti ödemeyi kabul ettiğini, Çerçeve protokolünün 13. maddesi gereğince sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi ya da bayi tarafından fesih sonucunu doğuracak hareket edilmesi halinde 250.000,00 USD cezai şartın kararlaştırıldığını, davalının ... .... Noterliğinin 29.09.2014 tarihli ihtarı ile bayilik sözleşmesini süresinden önce feshettiğini, feshin haksız olduğunu, haksız fesih nedeniyle müvekkili şirketin davalı nezdinde olan 53.111,08 TL cari hesap borcunun temerrüt (ihtarname) tarihinden işleyecek avans faizi ile, çerçeve protokolünün 13. maddesi gereğince 250.000,00 USD cezai şart alacağının temerrüt (ihtarname) tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile, taahhütname gereğince eksik kalan ürün miktarı için 1.106.728,00 USD kâr mahrumiyeti cezai şartının temerrüt (ihtarname) tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile, Akaryakıt istasyonuna gerçekleştirilen faydalı yatırım bedeli 49.388,40 TL'nin temerrüt (ihtarname) tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline, davalıya ariyet olarak verilen bir adet kompresör ile market raflarının davacı şirkete aynen teslimine, bu mümkün olmaz ise bedeli 10.992,... TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 40.000,00 USD + KDV olan aylık kira bedelinin 2 ay bedeli karşılığının ödenmediğini, bunun için şimdilik 1.000,00 TL talep ettiklerini, 40.000,00 USD yatırım bedelinin ödemesi zamanında yapılmadığından kullanılan kredilere ödenen faizin de yükseldiğini, bunun için şimdilik 1.000,00 TL talep ettiklerini, davacının haksız ve kötüniyetli davranışları nedeniyle elde edilmesi gereken cironun düşmesi sonucu ciro farkı alacağı olarak şimdilik 1.000,00 TL talep ettiklerini, araç tanıma sisteminin müvekkili aleyhine uygulanması sonucu şimdilik 1.000,00 TL istediklerini, bankalar nezdinde ödemelerin gecikmesi nedeniyle itibarın sarsıldığını ileri sürerek 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalan 01.12.2012 tarihli sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, şirket sözleşmesinin 3. maddesi ve sözleşmenin 1. maddesi ile fiyat belirleme, ürün satış tekeline davacının kendisinin aldığını, bu hakların kullanımında ticari teamüllere uymadığını, bayiler arasında eşitlik, haksız rekabete sebebiyet vermeme, hakkın kötüye kullanılmaması ilkelerine aykırı davrandığını, müvekkilinin davacının haksız olarak uyguladığı politikalar nedeniyle zarar ettiğini, sözleşmeye devam ederek daha fazla zarar etmesinin beklenemeyeceğini, Ankara .... Noterliğinin 26.09.2014 tarihli ihtarı ile bölgede bayilik verilen diğer istasyonlara uygulanan fiyat ve iskonto oranının düzeltilmesinin istendiğini, davacı ... şirketinin ihtar üzerine bu konuda yetkileri bulunduğunu açıkladığını, müvekkili şirketin de ... .... Noterliğinin 26.09.2014 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi fesih ettiğini, davacının aynı bölgede başka bayiler açmaya izin vererek düşük iskonto oranı uygulayıp haksız rekabet ve eşitsizlik yarattığını, araç tanıma sistemi sözleşmesine aykırı davrandığını, indirimli kart uygulamasında müvekkilinin zararına hareket ettiğini, müvekkili şirketin davacıya cari hesap borcu olmadığını, ariyet bedeline konu ariyetlerin davacıya teslim edildiğini, cezai şart taleplerini yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı vekili karşı davaya cevabında; karşı davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 01.12.2012 tarihinde 5 yıl süreli "çerçeve protokol" ve "standart bayilik sözleşmesi" nin imzalandığı, davacı dağıtıcının bunun üzerine bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiği gerekçesiyle çerçeve protokolün 13. m. ve ürün alım taahhütnamesine dayanarak cezai şart ve kar kaybı alacağı, cari hesap alacağı, faydalı yatırım bedelinin tahsili ile ariyet olarak bırakılan malların iadesini istediği, davalı bayinin de karşı dava olarak; sözleşmeye aykırılık ve sözleşmedeki hükümlerin kötüye kullanılması nedeniyle uğranılan zararların tahsili istediği, taraflar arasındaki standart bayilik sözleşmesinin 1. maddesinde, bayiye tekel hakkı tanınmadığı, ...'in dilediği yerde akaryakıt istasyonu açmakta/açtırmakta serbest olduğu, bayinin civarda başka istasyon açılamayacağı veya açılan istasyonların kendi işlettiği istasyona yakın olduğu, satışlarını azalttığı gibi iddialarda bulunamayacağı gibi bu satışlar üzerinden herhangi bir hak da talep edemeyeceğinin düzenlendiği, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 4/4-k maddesinde bu kanuna göre faaliyette bulunanların eşit durumdaki alıcılara (kategorilere), eşit hak ve yükümlülük tanımak, farklı şartlar sürmemek ile yükümlü olduklarının düzenlendiği, aynı Kanun'un 8/4. maddesinde de, akaryakıt ve LPG istasyonları arasındaki mesafelerin, aynı yönde olmak üzere, şehirler arası yollarda on kilometreden, şehir içi yollarda bir kilometreden az olmamak üzere Kurul tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirleneceğinin düzenlendiği, davalı bayii tarafından her ne kadar davacının tesis ettiği yeni bayilikler nedeniyle satış ve ciro kaybı yaşandığı iddia edilmiş ise de, söz konusu istasyonların ... bayisi olmadan önce hangi dağıtım şirketinin bayisi oldukları, bu bayilerin bulunduğu güzergah ve konum, müşteri çevresi, yatırımlı bayi olup olmadıkları ile iddia edilen ciro kaybının bu bayiliklerin tesisinden sonra olduğuna ilişkin ciro kayıp miktarını gösterir bir açıklama yapılmadığı ve delil sunulmadığı, bu haliyle iddia olunan ciro kaybının davacı tarafça tesis edilen yeni bayilikler ve bu bayilere tanınan iskonto oranından kaynaklandığının ispat edilemediği, ayrıca davalı bayi, davacının her ay ödemekle yükümlü olduğu yatırım bedelini süresinde ödemediğini de fesih nedeni olarak göstermiş ise de, bu hususun haklı fesih nedeni olarak kabulü mümkünün olmadığı, indirimli kart uygulamasının davalı bayii aleyhine uygulandığı iddiasının da ispat edilemediği, tüm bunlar değerlendirildiğinde, davalının dayandığı sebeplerin haklı fesih nedeni olarak kabul edilmediği, bu nedenle davalı/karşı davacı bayinin sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiği, davalı/karşı davacı bayi sözleşmenin haksız feshine bağlanan sonuçlardan davacı ... şirketine karşı sorumlu olduğu, çerçeve protokolün 13.c maddesinde; bayinin sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi halinde bayi tarafından ...'e 250.000,00 USD tutarında cezai şart ödeneceğinin düzenlendiği, davalı bayi sözleşmeyi yukarıda açıklandığı üzere haksız feshettiğine göre kararlaştırılan cezai şarttan sorumlu olduğu, Ürün Alım Taahhüdünün (d) bendinde; sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun sona ermesi halinde alım taahhüdünün yerine getirilmediği takdirde eksik ton başına 140,00 USD kâr mahrumiyeti ödemeyi davalı bayinin kabul ve taahhüt ettiği, akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nın 179/2. (BK. md. 158/2) maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğinde olduğu, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebileceği, davacı taraf, taahhütname de kâr mahrumiyetinin anlaşmanın hitamında istenebileceği ve davalının buna muvafakat ettiği yönünde düzenlemeler olduğunu ve dolayısıyla kâr mahrumiyetinin anlaşma süresi sonunda tümden istenebileceğini ileri sürmüş ise de anlaşma süresinin sonunda tüm dönemlere ilişkin cezai şartın topluca istenebilmesi için dahi her dönem başında çekince konulmasının şart olduğu, ancak; davalı bayii ikinci yılda asgari alım taahhüdüne uymadığı ve sözleşmenin 29.09.2014 tarihinde fesih edildiği, sözleşmenin feshinden sonra davacının davalıya mal vermesi söz konusu olmadığına göre davacının ikinci yıl bakımından asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart talep etmekte haklı olduğu, sözleşmenin ikinci döneminde sözleşmenin yürürlükte kaldığı 9(dokuz) aya isabet eden taahhüt miktarı 1.515 ton, eksik alınan akaryakıt miktarının ise 451,09 ton olduğu, Ton başına cezai şart tutarı 140,00 USD olup, ikinci dönem için eksik alınan ürün itibariyle toplam cezai şart tutarı 63.152,6 USD olduğu, davalı bayinin sorumlu olduğu toplam cezai şartın 250.000 + 63.152,6 USD=313.152,6 USD olduğu, davalının cevap dilekçesinde cezai şartın fahiş olduğunu ve indirilmesi gerektiğini savunması karşısında cezai şarttan indirim yapılmasını istediği, 24.02.2023 tarihli heyet kök rapor ve 09.09.2023 tarihli heyet ek raporda davalı/karşı davacı şirketin özvarlığını kaybettiği, borca batık durumda bulunduğu, gayrifaal olduğunun tespit edildiği, Mahkemece de davalının önceki karar tarihindeki ekonomik durumu ve İstanbul BAM 13 HD tarafından verilen 08.06.2023 tarih ve 2021/365E.,2023/968 K. sayılı kararındaki gerekçeler dikkate alınarak davalının sorumlu olduğu 250.000+ 63.152,6 USD= 313.152,6 USD cezai şartın 1/2 oranında indirimi ile 125.000 USD +31.576,3 USD=156.576,3 USD cezai şarta hükmedilmesine karar verildiği, cari hesap alacağı bakımından ise; davalının sunduğu Cari hesap ekstresi detayında davacı ... 39.563,08 TL alacaklı, davacı ...’e ait ticari defterlerde ise 31.12.2014 itibariyle davalının 51.894,47 TL borçlu olduğunun belirlendiği, davalı Muhasebe kayıtları ile davacı muhasebe kayıtları arasında ortaya çıkan fark (Davacı /51.894,47 TL – Davalı/ 39.563,08 TL =) 12.331,39 TL olup davalı kayıtlarında olmayan davacı faturaları toplamı (2.128,72 TL + 6.012,10 TL=) 8.140,82 TL olduğu, davacı taraf davalı istasyonunda akaryakıt satışı için yapılması zorunlu olan “Tank/pompa otomasyon sistem ve Kurumsal kimlik söküm bedelleri” için yansıtma faturası düzenleyip, davalıya gönderdiği, ancak gider/ariyetlerin davacı tarafından yapılmış olması halinde bunun davalıya yansıtılacağı sözleşmede kabul edilmemiş olup, sözleşmede olsa dahi davalı bu yansıtmaya onay vermediği, yansıtma faturaları haricindeki 43.753,65 TL alacakdan davalının sorumlu olduğunun kabul edildiği, akaryakıt bayiliği ilişkisinin sona ermesi halinde, dağıtım şirketi akaryakıt istasyonuna yapmış olduğu kalıcı yatırım bedellerini koşulları olması halinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebileceği, davacı taraf, faydalı yatırımların ne olduğunu açıklamadığı gibi, iddiaya konu faydalı yatırımın davalıya katkı sağladığını da ispatlayamadığından davacının faydalı yatırım talebinin reddi gerektiği, davalıya ariyet olarak bırakılan bir adet kompresör ve market rafları davadan sonra iade edildiğinden, bu istem bakımından davanın konusuz kaldığı, davacı/karşı davalı dağıtıcı ... ... .... Noterliğinin 05.11.2014 tarihli ihtar ile davalı bayinin fesih ihtarına cevap verdiği ve alacaklarının ödenmesini istediği, bu ihtar sonunda davalı bayii 24.11.2014 tarihinde temerrüde düştüğü, karşı dava bakımından taraflar arasında imzalanan Çerçeve Protokol'ün 9. maddesinde, ...'in bayiye münhasıran söz konusu akaryakıt satış ve servis istasyonundaki ticari faaliyetinin ve satışının geliştirilmesinde kullanılmak üzere, bayinin işbu anlaşma eki niteliğindeki taahhütleri ve mevzuat hükümlerine riayet etmesi kaydıyla, işbu protokolde öngörülen teminatları ...'e ibraz etmesini müteakip başlamak üzere her ayın ilk 5 günü içerisinde fatura mukabilinde, aylık olarak 40.000,00 USD tutarında “yatırım bedeli” ödeyeceği düzenlendiği, bilirkişi raporunda bu ödemelerin, davalının fatura düzenlemesi şartına bağlı olduğu ifade edilmiş ve bu itibarla davalının, sözleşmenin fesih tarihine kadar hiç ödenmeyen ve/veya geç ödenen yatırım bedelinin tespiti talebinin ancak, davalının faturasını düzenleyip davacıya tebliğ ettiği halde, davacı tarafından ödenmeyen faturalar bulunması halinde anlam ifade edeceğinin belirtildiği, bilirkişi raporuna göre faturası düzenlendiği halde ödenmeyen yatırım bedeli bulunmadığı gibi son ödeme 09.09.2014 tarihinde yapılmış olup ödenmeyen yatırım bedelinin de bulunmadığının tespit edildiği, ayrıca genel olarak davalı bayinin faturalarını ödemelerden sonra düzenlediği, bunun yanı sıra davacı ... firmasının yatırım bedeli ödemelerini genel olarak ayın 10-12'si itibariyle yaptığı, taraflarca sözleşmenin ilgili maddesinde düzenlenen usul dışında başka bir yöntem benimsenmiş olup, davalı taraf bu ödemeleri çekincesiz kabul ettiğine göre, aylık ödemelerin geç yapıldığı iddiasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı TMK) 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı gereği dinlenebilir görülmediği, bu kapsamda davalı karşı davacının, aylık 40.000,00 USD bedelli yatırım bedelinin 1 ay 29 günlük tutarının ödenmesi ve yatırım bedelinin geç ödenmesi nedeniyle bankalardan çekildiği iddia olunan kredi faizleri nedeniyle uğranılan zarar ile manevi zarar talepleri yerinde bulunmadığı, karşı davada ciro kaybı ve araç tanıma sisteminin kapatılması nedeniyle uğranılan zarara ilişkin talepler de bulunduğu, davacının, davalı bayinin akaryakıt istasyonuna yakın yerlerde yer alan başka akaryakıt istasyonlarına bayilik vererek bu bayilere daha düşük bedelle akaryakıt satması nedeniyle davalının ciro kaybına uğradığının iddia edildiği, davalı bayii tarafından her ne kadar davacının tesis ettiği yeni bayilikler nedeniyle satış ve ciro kaybı yaşadığını iddia etmiş ise de, söz konusu istasyonların ... bayisi olmadan önce hangi dağıtım şirketinin bayisi oldukları, bu bayilerin bulunduğu güzergah ve konum, müşteri çevresi, yatırımlı bayi olup olmadıkları ile iddia edilen ciro kaybının bu bayiliklerin tesisinden sonra olduğuna ilişkin ciro kayıp miktarını gösterir bir açıklama yapılmadığı ve delil sunulmadığı, bunun gibi davacının araç tanıma sistemini sözleşme süresi içerisinde haksız olarak kapattığını ispata yarar herhangi bir delilin de sunulmadığı, bu haliyle davalı-karşı davacının bu talepleri ispatlanamadığından reddi gerektiği gerekçesiyle asıl davada 43.753,65 TL cari hesap alacağının 12.11.2014 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, davacının faydalı yatırım tutarı talebinin ve fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, ariyet olarak verilen bir kompresör ve market rafları davadan sonra davacıya teslim edildiğinden konusuz kalan istemde karar verilmesine yer olmadığına, 125.000,00 USD cezai şartın 12.11.2014 temerrüt tarihinden itibaren USD'ye işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davacı lehine davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine, 31.576,3 USD cezai şartın (eksik kalan ürün miktarı-alım taahhüdü) 12.11.2014 temerrüt tarihinden itibaren USD'ye işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davacı lehine davalıdan tahsiline fazla istemin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı-karşı davalı vekilince asıl davaya yönelik olarak istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporunda, davalı bayinin sermayesinin tamamını kaybettiği ve borca batık olduğu, şirketin aktifinde yer alan herhangi bir kıymet bulunmadığının tespit edilmiş olması karşısında İlk Derece Mahkemesince cezai şart alacaklarından %50 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasında bir isabetsizlik görülmediği, cari hesap alacağı bakımından ise, taraf ticari defterleri arasında 12.331,39 TL fark olduğu ve bu farkın davalı bayinin ticari kayıtlarında bulunmayan "tank/pompa otomasyon sistem ve kurumsal kimlik söküm bedelleri" ne ilişkin toplam 8.140,82 TL bedelli faturadan kaynaklandığının tespit edildiği, bilirkişi heyeti bu faturaların gider/ariyetlerin davacı tarafından yapılmış olması ve sözleşmede olmamasından dolayı davalının sorumlu olmadığının ifade edildiği, bu halde davacının söz konusu faturalardan davalı bayinin sorumlu olduğunu ispatlayamaması karşısında ilk derece mahkemesince bu faturalar dışlanarak cari hesap alacağının karara bağlanmasında bir isabetsizliğin görülmediği, davacı tarafça, ariyet olarak verilen bir kompresör ve market raflarının davadan sonra davacıya teslim edilmesi nedeniyle bu istem yönünden davanın konusuz kaldığı yönünde hüküm kurulmuş olmasına rağmen kendi kusuru ile yargılamaya sebebiyet verin davalı lehine nispi vekâlet ücretine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürüldüğü, Dairenin kaldırma kararından önce verdiği ilk kararında da davalı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedildiği ancak bu hususun davacı tarafından açıkça istinaf edilmediği, bu nedenle, söz konusu itirazın bu aşamada istinaf incelemesine konu edilmesinin mümkün olmadığı ve tüm bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı-karşı davalı vekilince asıl davaya yönelik olarak temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle sabit yatırım bedeli, cari hesap alacağı ve çerçeve protokolün 13. ve ürün alım taahhütnamesine dayalı olarak cezai şart ve kâr kaybı alacağının tahsili; karşı dava ise sözleşmeye aykırılık ve haksız uygulamalar nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 08.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.