Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/6345 E., 2025/5688 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/6345 E., 2025/5688 K. (25.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6345
Karar No
2025/5688
Karar Tarihi
25.09.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/6345 E. , 2025/5688 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/69 Esas, 2022/227 Karar HÜKÜM : Ret İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.09.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmış olup, hazır bulunan davalı ... vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.04.2005-23.06.2009 döneminde müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi ve muhasebecisi olan davalıların mevzuat, şirket ana sözleşmesi ve şirket menfaatlerine aykırı olarak yaptıkları harcamalarla şirkete zarar verdiğini, davacı şirketin 05.03.2011 tarihinde gerçekleşen genel kurulunda usulsüz alım ve harcamalar nedeniyle dava açmak için yönetim kurulu ve denetim kuruluna yetki verildiğini ileri sürerek toplam zarar miktarı olarak tespit edilen 1.008.935,84 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekilleri ve davalı asıllar cevap dilekçelerinde; yönetim kurulunun ibra edildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalılar hakkında ceza soruşturması da yürütüldüğünden davalıların zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, 25.05.2006 tarihli genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, ortaklardan sadece Van Belediyesi’ni temsilen davalı ...’ın katıldığı, 2003, 20 04... yılları bilanço ve gelir tabloları kabul edilerek yönetim ve denetim kurullarının ibra edildiği, 20.09.2008 tarihli genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, yine ortaklardan sadece Van Belediyesi’ni temsilen davalı ...’ın katıldığı, 20 06... yılları bilanço ve gelir tabloları kabul edilerek yönetim ve denetim kurullarının ibra edildiği, 23.06.2009 tarihli genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, ortaklardan sadece Van Belediyesi’ni temsilen dönemin belediye başkanının katıldığı, 2008 yılı bilanço ve gelir tabloları kabul edilerek yönetim ve denetim kurullarının ibra edildiği, davacı şirketin kendine özgü yapısının bulunduğu, Van Belediye başkanının aynı zamanda şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu, hisse oranı itibariyle yönetenin de ibra edenin de aynı kişi olduğu, ibranın kamu adına kamu sermayesi üzerinden yapıldığı, diğer ortakların şirketi ilgilendiren hiçbir işlemde fiilen var olmadıkları, davacı şirketin belediye şirketi olması nedeniyle kamusal yönünün bulunduğu, sermayesinin kamu sermayesi olduğu, ibra eden kişinin kendi malvarlığı hakkında değil kamu malvarlığı hakkında karar verdiği, kamu adına kendini ibra niteliğinde olduğu, tamamen denetimsiz bir durumun meydana getirildiği, ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi için ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılması gerektiği, şirket yönetiminin zarara yol açan işlem ve yaklaşımlarının genel kurulda tüm açıklık ve ayrıntıları ile açıklanıp irdelenmesi gerektiği, incelenen genel kurul kararlarına göre ibra kararlarının hiçbir konu üzerinde tartışılmadan alınmış, soyut nitelikteki karar olduğu anlaşıldığından davalıların ibra nedeniyle sorumluluk davasının dinlenmeyeceğine ilişkin savunmalarının yerinde bulunmadığı, muhasebe kayıt yöntemine göre dava konusu edilen harcamaların, ortağa borç (Van Belediyesi), Belediye tarafından yapılması gereken işlerle ilgili çeşitli kalemler adı altında ve davalı ...'e ücret ödemesi şeklinde kaydedildiği, zarara ilişkin taleplere bakıldığında, davaya konu edilen miktarlardan büyük bir kısmının ortaklardan Van Belediyesi borçlandırılarak kalan kısmının dava dilekçelerinde Van Belediyesi namına yapılan işler olduğu, bir kısmının Muhasebeci ...’a genel yönetim gideri altında yapılan ödemeler olduğu, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin sorumluluğuna gidebilmek için ortada bir zarar olması gerektiğinden öncelikle şirket ortağı olup borç verilen ortaklardan bu bedelin tahsili yoluna, tahsil edilemeyen zarar nispetinde davalı yöneticilerin sorumluluğuna gidilmesi gerektiği, yapılan bilirkişi incelemesinde, 2009 yılı sermaye artırımı ile sermaye transferinin gerçekleştirildiği, ortaklara verilen borçlar olarak tespit edilen alacağın şirketin büyük ortağı Van Belediyesi'ne verildiği, davacı şirketin kayıtlarında bulunan ortaklardan alacaklar hesabında takip edilen harcamaların şirketin %96 hissesinin Van Belediyesi'ne ait muhasebe kayıtlarında görülmediği, şirket büyük ortağı Van Belediyesi'nin davacıya olan borcunu sermaye artırımı ile ödediğinin bildirildiği, davacının yapılan iş ve işlemlerin Van Belediyesi adına yapıldığını, kimisinin ortaklardan alacaklar hesabına yazılırken kimi işlemde bu yönde bir açıklık olmadığını iddia ettiği, yapılan incelemede Van Belediyesi'ne borç olarak verilen işlemler için ödenmemiş sermaye adı altında sermaye taahhütlerinin yerine getirildiği, bu yöntemle borçların ödendiği, diğer işlemler içinse iş bu dava açılmadan Van Belediyesi'nden herhangi bir talepte bulunulmadığı, bu kapsamda karşılıksız kalan bir zararın varlığı belirlenmeden işbu davanın açıldığı, davalı ...'in ise yönetici sıfatının olmadığı, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacağı, pasif husumetinin bulunmadığı, yönetim kurulu üyelerine karşı ise sorumluluk davasının koşulları oluşmadığından karşılıksız kalan bir zararın varlığı belirlenmeden erken açılan davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket yönetim kurulu üyelerinin ve muhasebecisinin şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Kural olarak yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, davaya konu işlemler tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (eTTK) 336 madde hükmünde belirtilen hâllerde ortaklığa ve ortaklık alacaklarına karşı kusursuz olduklarını ispat edemedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle eTTK, yönetim kurulu üyeleri için ispat yükünü ters çevirmiş, kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesini kabul etmiştir (Eriş, Gönen; Ticari İşletme ve Şirketler, 1999, s. 1941-1942). Nitekim eTTK 338 maddesi hükmünde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine eTTK 337 maddesi hükmünde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi hâlde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, eTTK 359 maddesi hükmünde düzenlenmiştir. Her ne kadar Mahkemece, muhasebe kayıt yöntemine göre dava konusu edilen harcamaların, ortağa borç (Van Belediyesi), Belediye tarafından yapılması gereken işlerle ilgili çeşitli kalemler adı altında ve davalı ...'e ücret ödemesi şeklinde kaydedildiği, zarara ilişkin taleplere bakıldığında, davaya konu edilen miktarlardan büyük bir kısmının ortaklardan Van Belediyesi borçlandırılarak kalan kısmının dava dilekçesinde, Van Belediyesi namına yapılan işler olduğu, bir kısmının Muhasebeci ...’a genel yönetim gideri altında yapılan ödemeler olduğu, yönetim kurulu başkan ve üyelerinin sorumluluğuna gidebilmek için ortada bir zarar olması gerektiğinden öncelikle şirket ortağı olup borç verilen ortaklardan bu bedelin tahsili yoluna, tahsil edilemeyen zarar nispetinde davalı yöneticilerin sorumluluğuna gidilmesi gerektiği, yapılan bilirkişi incelemesinde, 2009 yılı sermaye artırımı ile sermaye transferinin gerçekleştirildiği, ortaklara verilen borçlar olarak tespit edilen alacağın şirketin büyük ortağı Van Belediyesi'ne verildiği, davacı şirketin kayıtlarında bulunan ortaklardan alacaklar hesabında takip edilen harcamaların şirketin %96 hissesinin Van Belediyesi'ne ait muhasebe kayıtlarında görülmediği, şirket büyük ortağı Van Belediyesi'nin davacıya olan borcunu sermaye artırımı ile ödediğinin bildirildiği, davacının yapılan iş ve işlemlerin Van Belediyesi adına yapıldığını, kimisinin ortaklardan alacaklar hesabına yazılırken kimi işlemde bu yönde bir açıklık olmadığını iddia ettiği, yapılan incelemede Van Belediyesi'ne borç olarak verilen işlemler için ödenmemiş sermaye adı altında sermaye taahhütlerinin yerine getirildiği, bu yöntemle borçların ödendiği, diğer işlemler içinse iş bu dava açılmadan Van Belediyesi'nden herhangi bir talepte bulunulmadığı, bu kapsamda karşılıksız kalan bir zararın varlığı belirlenmeden iş bu davanın açıldığı, yönetim kurulu üyelerine karşı ise sorumluluk davasının koşulları oluşmadığından karşılıksız kalan bir zararın varlığı belirlenmeden erken açılan davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporlarının (ilk bozmadan önce ve sonra) yeterli inceleme ve değerlendirmeyi içermediği, bu sebeple Van Belediyesi'ne borç olarak verilen işlemler için ödenmemiş sermaye adı altında sermaye taahhütlerinin yerine getirildiği, bu yöntemle borçların ödendiği gerekçesinin denetime elverişli olmadığı, diğer işlemler içinse iş bu dava açılmadan Van Belediyesi'nden herhangi bir talepte bulunulmadığı gerekçesinin ise dava tarihine kadar uzun süre geçmesine rağmen bu alacakların tahsili yönünde bir işlem yapılmadığından şirket zararının doğduğunun kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, dava dosyasına sunulan tüm belgeleri (ticari defterleri, dava açılmadan önce sunulan teftiş raporlarını, her türlü belgeyi) irdeleyen, dava dilekçesinde dayanılan her bir alacak kalemini ayrı ayrı inceleyen, buna göre her bir işlem bazında davacı şirketin zararını değerlendiren, sermaye taahhüdünün yerine getirilmesi olgusunu ayrıntılı olarak açıklayan, tarafların itiraz ve beyanları ile daha önce alınan raporları değerlendiren denetime elverişli bir rapor alınması için (gerektiğinde talimat aracılığıyla) konusunda uzman üç kişilik bir heyete dava dosyası tevdi edilip alınacak rapor çerçevesinde varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2.Davalı ...’ın davacı şirketin talimatları ve mesaisini belirleme koşulu ile iş yapan daimi çalışanı mı yoksa kendine ait müstakil iş yerinde mesaisini kendisi belirleyen çalışanı mı olduğu saptanarak davacı ile arasındaki ilişkinin, iş sözleşmesi mi vekâlet sözleşmesi mi olduğu hususu belirlenerek sonucuna göre görev konusunda karar verilmesi gerekirken gerekçeli karar yerinde bu husus değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsizdir. V.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 25.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki bozma görüşüne iştirak etmemekteyiz.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı