Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/6026 E., 2025/4223 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/6026 E., 2025/4223 K. (17.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6026
Karar No
2025/4223
Karar Tarihi
17.06.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/6026 E. , 2025/4223 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/405 Esas, 2024/966 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.06.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkiline olan borcuna karşılık 28.09.2012 tarihinde 31.12.2012 vade tarihli, 17.200,00 euro bedelli bono verdiğini, bu bononun vadesinde ödenmediğini, davalı ile müvekkilin eşi ...'ın 08.02.2012 tarihinde ...ve Hayvansal Sağlık Ürünleri Gıda Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'yi kurduklarını ve şirketi münferiden temsile yetkili olarak müvekkili ...'ı atadıklarını, müvekkili tarafından şirket için yapılan masraflar konusundan mutabık kalındığını, davalının şirketin diğer hissedarı olan ...'a ait olan hisse devri ve mutabık kalınan masraflar için dava konusu bonoyu verdiğini, daha sonra müvekkilinin davalıya ...'a ait olan hisseleri 02.10.2012 tarihinde vekâleten devir ettiğini, davalının bonodan dolayı borçlu olmadığı iddiasının yerinde olmadığını, davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunarak, takibe konu bononun vade tarihinden 8 yıl sonra takibe konu edildiğini ve zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki temel ilişkinin şirket ortakları arasındaki alacaktan kaynaklandığı, bononun bu borca yönelik olarak düzenlendiği, ortaklar arasındaki alacaktan doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, borcun doğumu ve ileri sürülüş tarihlerine göre 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile zamanaşımına uğrayan ve imzası inkâr edilmeyen bono temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, tanık dahil her türlü delile başvurularak temel ilişkideki alacağın ispatlanması gerektiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 147/4 hükmü uyarınca, bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davalı tarafça süresinde zamanaşımı defii ileri sürdüğünden zamanaşımı defiinin temel ilişkiye göre belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda gerek hisse devrinden gerekse ortaklıktan doğan alacak olarak kabul edilsin temel ilişkide alacağın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, şirket alacakları için senet verildiği anlaşıldığından zamanaşımı senedin vade tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, 31.12.2012 tarihinden itibaren 5 yıl zamanaşımı süresi dolduktan sonra 2020 yılında icra takibi başlatıldığından zamanaşımı defiinin kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 17.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fcbb97016475cc01 3b6551da9b6ad42e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı