11. Hukuk Dairesi 2024/5357 E. , 2025/4160 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/393 Esas, 2024/918 Karar HÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının 10.01.2006 düzenleme, 01.02.2006 vade tarihli ve 285.000,00 TL bedelli bonoyu müvekkili ...’ye 10 kg altın borcuna karşılık verdiğini, bu bononun 115.000,00 TL’sinin ödendiğini, kalan 170.000,00 TL için Marmaris ve ardından Kuşadası İcra Müdürlüklerinde icra takibi yapıldığını, ancak usul nedeniyle önceki takibin açılmamış sayılmasına karar verildiğini, daha sonra süresi içinde yeniden takip başlatıldığını, davalının imza itirazının daha önce Kuşadası İcra Hukuk Mahkemesi ve Söke Ağır Ceza Mahkemesi dosyalarındaki bilirkişi raporları ile çürütüldüğünü, senet altındaki imzanın davalının eli ürünü olduğunun kesinleştiğini, buna rağmen davalının borcu inkar edip sahtecilik iddiasında bulunarak müvekkillerine iftirada bulunduğunu, oysa borca mahsuben 115.000,00 TL ödeme yaptığını, bu durumda senedin geçerli olduğu ve kalan borcun tahsili gerektiğini ileri sürerek davalının itirazlarının iptali ile %40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının zamanaşımına uğramış bonoya dayanarak haksız şekilde ilamsız takip başlattığını, senetteki imza, borç, faiz ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini, senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve daha önce açılan takipte takibin açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu nedenle imzanın müvekkiline ait olduğu yönünde kesinleşmiş bir tespit bulunmadığını, ceza dosyasındaki bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, ayrıca davacının kendi dilekçelerinde dahi ... ile ... arasında alacak-borç ilişkisi olmadığını, alacaklı tarafın ... Kuyumculuk, borçlunun ise ... ... A.Ş olduğunu beyan ettiğini, davacının işçi sıfatı ve satış sorumlusu olarak bu bononun lehtarı olamayacağını, senette nakden ibaresi bulunduğunu oysa mal teslimi iddia edildiğini, iddiaların çelişkili olduğunu, takibe konu bono zamanaşımına uğradığı için yazılı delil başlangıcı sayılamayacağını ve tanıkla ispat yapılamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının, 10.01.2006 tarihli senedin ödenmeyen 170.000,00 TL’lik kısmı için başlattığı takibe karşı davalının imza ve borca itiraz ettiği, ancak Söke Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/160 E. sayılı dosyasında senede ilişkin dolandırıcılık suçundan davalının mahkum edildiği, ceza dosyasında yer alan bilirkişi raporlarında senet altındaki imzanın davalıya ait olduğunun belirlendiği ve davalının ortağı olduğu şirket tarafından borcun bir kısmının ödendiğinin sabit olduğu, bu kapsamda senedin gerçek ve borcun mevcut olduğu, davalının ödeme yaptığına dair herhangi bir belge sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Kuşadası 1. İcra Müdürlüğü’nün 2011/1388 E. sayılı dosyasındaki itirazının iptaliyle takibin devamına ve davalı aleyhine asıl alacak olan 170.000,00 TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bonoya dayalı bakiye alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0604d20a0645c6a4 9740d76674a5fc9a