11. Hukuk Dairesi 2024/4861 E. , 2025/2719 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/531 Esas, 2024/1013 Karar KARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2021/196 Esas, 2022/55 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "... ...", "doğalun ... gıda", "... ...", "...... ...", "... ... ...", "... gelincik ...", "... ... ...", "... ... ...", "... ... ...", "... ... ...", "... ... ...", "... ... ...", "... ...", "... profesyonel", "... profesyonel", "... profesyonel", "..." ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2020/50629 sayılı “peyman ...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, başvuruya yapılan itirazın nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa davalı yanın kendisine seçebileceği onca sözcük varken “...” ibaresini tercih ettiğini, bu şekilde müvekkilinin markalarına yanaştığını, taraf markalarındaki asıl unsurun “...” kelimesi olduğunu, davalı yanın kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2021-M-3338 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/50629 başvuru numaralı “peyman ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış “peyman” markasının sahibi olduğunu, müvekkilinin markası ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ortak unsur konumundaki ibarenin ayırt edici vasfının düşük olduğunu, tarafların faaliyet alanlarının da birbirlerinden farklı olduklarını, müvekkilinin daha ziyade kuruyemiş ve kuru meyve sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının dayanak markalarının çoğunun müddet konumunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf markaları arasında bir kısım mal ve hizmetler bakımından aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişki bulunmakta ise de, markalarda ortak unsur olan “...” ibaresinin ticaret hayatında genel olarak güçlü ayırt ediciliği bulunan, özgün, yaratılmış bir kelime olarak algılanmayacak olması, davacının tüm markalarının “...” şeklinde bir bütün olması karşısında markaların bütünsel olarak yarattıkları algılar itibariyle de birbirlerinden somut olarak uzaklaştıkları, taraf markaları arasında iltibas ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerliğin mevcut olmadığı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin ...ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1 hükmü anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira markalarda ortak unsur olarak bulunan “...” ibaresinin ticaret hayatında genel olarak güçlü ayırt ediciliği bulunan, özgün, yaratılmış bir kelime olarak algılanmayacağı, davacının tüm markalarının “...” şeklinde bir bütün olduğu, bütünsel olarak yapılan incelemede markalar arasında iltibas oluşmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 22.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.