Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/2716 E., 2025/2788 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2716 E., 2025/2788 K. (24.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2716
Karar No
2025/2788
Karar Tarihi
24.04.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/2716 E. , 2025/2788 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2003 Esas, 2024/422 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/487 E., 2022/652 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 22.04.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ... tarafından muhtelif taşınmazlarla ilgili işlerin yürütülmesi için davalıya vekaletname verildiğini, bu vekalet görevinin davalı tarafından gereği gibi ifa edilmediğini, davalının müvekkillerinin murisi aleyhine kambiyo takibi başlattığını, takibe karşı hasta yatağında murise sorulduğunda, zor anlarında ne olduğunu hatırlayamadığı belgelere imza attırdıklarını ancak kendisini borçlandırıcı böyle bir senet imzalamadığını, borcunun da olmadığını belirttiğini, senet üzerindeki imza ...'e aitse bile murise ilgili senet, sürekli belgeler imzalatan ve bunu da baskı ile yapan davalı karşısında aciz bir durumda olduğu anlarda murisin yaşı ve cehaletinden faydalanarak elinden rızası dışında alınmış bir senet olduğunu, senette malen kaydı bulunmasına rağmen muris ile davalı arasında mal alışverişi bulunmadığını ileri sürerek müvekkillerinin bono sebebiyle borçlu bulunmadıklarının tespitini ve takibin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; bononun 02.02.2016 tarihli protokol kapsamında muris tarafından müvekkiline verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 02.02.2016 tarihli protokol gereği davacılar murisinin davalıya takibe konu senedi verdiğinin davalı tarafından beyan edildiği, bu protokol incelendiğinde bir kısım taşınmazların haricen satışına ilişkin olduğu, ilgili protokol ile birlikte davalının cevap dilekçesindeki iddiası ve davalı tanıklarının beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalının senedi talil ettiği sonucuna varıldığı, dolayısıyla ispat yükünün senedin talil edilmesi nedeniyle davalı tarafta olduğu ve sunulan deliller incelendiğinde davalının talil nedeniyle bağlı olarak iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiği, ancak senedin protokol gereği teminat amacıyla verildiğini yazılı olarak ispatlayamadığı, yemin deliline dayanmadığı, gerekçesiyle davanın kabulü ile icra takip dosyasına konu senetten dolayı davacıların borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bonoya dayalı menfi tespit ve icra takibinin iptali ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı