11. Hukuk Dairesi 2024/4366 E. , 2025/2811 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/529 Esas, 2024/797 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/138 E., 2021/409 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurum nezdinde 2020/53590 sayılı "... & ... ... ..., ..., Turkey" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun Resmi Markalar Bülteninde yayınlandığını; davalı şirketin "... ... ... e + şekil", "... ... e ... +şekil", "... ... ... e + şekil", "... ... ... e + şekil", "e ... ..." ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilin yeniden inceleme taleplerinin de Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa müvekkilinin dava konusu başvurusunun davalının markalarından çok farklı ve özel tasarımı haiz özgün bir marka olduğunu, taraf markalarının benzemediğini, markalarda ortak olarak “...” ibaresinin geçmesinin bu gerçeği değiştirmediğini, zira müvekkilinin markasındaki esas unsurun bir bütün olarak “...” ibaresi olduğunu, davalının markalarında da “...” ibaresinin önüne ve arkasına çeşitli şekiller ve ibareler getirildiğini, markaların karşılaştırması yapılırken işaretlerin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, zaten markaların farklı hizmetleri kapsadığını, davacının markasında kullanılmış olan şekil unsurlarının ahşap bir bungalov yapıyı ve huzurlu bir ortamı simgelediğini, işaretin esas unsurunun tek başına “...” ibaresi olamayacağını, zaten bu ibarenin 97/010934 sayılı bir marka tahtında dava dışı üçüncü bir kişi adına marka olarak tescilli olduğunu, dolayısıyla taraf markalarında esas unsurun “...” ibaresi olduğundan bahsedilemeyeceğini ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır otelcilik, geçici konaklama ve turizm sektörü ile iştigal ettiğini, “...” ibareli markalarını uzun yıllardır bu sektörlerde kullanarak ve ciddi yatırım yaparak tanınmış bir marka haline getirdiğini, davacının dava konusu edilen markasının bu tescilli-tanınmış “...” markasını birebir ihtiva ettiğini, bu markada “...” ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığını, davacının markasında geçen diğer kelime ve şekil unsurlarının ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, dava konusu markanın müvekkilinin “...” ibareli markalarının serisi izlenimini yarattığını, taraf markalarının hitap ettiği alıcı kitlesinin dikkat/özen seviyesinin de yüksek olmadığını, taraf markalarının birebir aynı hizmetlerde ve sektörde kullanılacak olmasının markaların karıştırılma ihtimalini doğurduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının redde mesnet markalarında “...” ibaresinin markasal anlamda ayırt ediciliği en yüksek unsur olduğu, davacının markasında geçen şekil unsurlarının markanın genel görünümü itibariyle kelime unsurlarının baskınlığı sebebiyle geri planda kaldığının söylenemeyeceği, davacının markasında “...” ibaresinin tek başına değil, “...” şeklinde, yani birleşik bir isim tamlaması içinde geçtiği, bu tamlama içinde her iki kelimenin de aynı puntolarda, birebir aynı yazım karakterinde yazıldığından kelimelerin tek tek değil yine bütünleşik olarak algılandığı, davacının markasında geçen “...”, “... ...”, “...” ve “Turkey” kelime öbeklerinin de, davalının markalarında olduğu gibi, yerleşik/bilinen anlamları haiz cins isimler, coğrafi yer adları ve sloganvari kelime öbekleri olduğu kabul ediliyor olsa da, davacının markasının bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajı ile başvuru markasında “...” ibaresinin tek başına ön plana çıkarak esas unsur olarak ele alınmasını mümkün kılmadığı, markanın esas unsurunun “...” tamlaması olduğu, taraf markalarında ortak olarak “...” ibaresinin mevcudiyetinin, markaları görsel olarak benzer kılmaya yeten baskınlıkta bir durum yaratmadığı, markalar arasına iltibas ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruda her ne kadar "..." ve "..." ibareleri birleşik olarak yazılmış ise de, söz konusu kelimelerin bu şekilde anlamlı yeni bir kelime oluşturmadığı, "..." ibaresi de anlamı bilinen bir kelime olduğundan, başvurudaki ibarelerin rahatlıkla ayırt edileceği ve başvurunun "... ..." olarak okunup algılanacağı, "..." ibaresinin redde konu hizmetlerde ayırt ediciliği sağlamaması ve başvuruda yer alan diğer kelime unsurlarının da bu nitelikte olması nedeniyle başvurunun esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, aynı durumun davalının itiraza mesnet markaları için de söz konusu olduğu, bu markalarda da "..., ..., .... ..." kelimelerinin ayırt edici mahiyette olmadıkları, bu hale göre "..." ibaresini ortak esas unsur olarak içeren taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu, taraf markalarının benzer mal ve hizmetlerde kullanılması 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceği, emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, taraf markalarındaki şekil unsurlarının da taraf markaları arasındaki bu benzerliği bertaraf etmeyeceği, iptali istenen YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f73ab64cdf1d7cce 5db54a280e7276eb