Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/4893 E., 2025/2793 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/4893 E., 2025/2793 K. (24.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4893
Karar No
2025/2793
Karar Tarihi
24.04.2025

11. Hukuk Dairesi 2024/4893 E. , 2025/2793 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/704 Esas, 2024/914 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/71 E., 2021/420 K. Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; "... ..." ibareli markanın ilk olarak 1988 yılında yiyecek ve içecek hizmetleri için müvekkilinin marka üzerindeki hak sahipliği bakımından selefi olan ... tarafından işletmesinde kullanılmaya başlandığını, 1997 yılında işletmenin dava dışı şirkete devredildiğini, dava dışı şirketin de 2006 yılında açtığı şubede bu markayı kullandığını, dava dışı şirketin tescilsiz markasını 43. sınıf hizmetler için tescil ettirmek üzere 2006/49859 sayı ile başvurduğunu, başvurunun elde olmayan nedenlerle tescil edilemediğini, fiili olarak tescilsiz markanın kullanımının sürdürüldüğünü, 2011 yılında söz konusu işletmenin bütün halinde müvekkili şirket tarafından devralındığını, müvekkilinin de devirden itibaren markayı kesintisiz olarak kullandığını, müvekkili şirketin 30.01.2011 tarihinde aldığı ve içeriğini oluşturduğu "..." alan adı içeriğinde markasal kullanımları gerçekleştirdiğini, müvekkilinin "... ..." ibareli 43. sınıfta tescilli 2010/4323 sayılı markasının bulunduğunu, müvekkilinin tescilsiz markası ile birlikte kullandığı logonun da 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri kapsamında koruma altında olduğunu, müvekkilinin markasını inhisari olmayan kullanım izinleriyle başka işletmelere de kullandırdığını, müvekkili Şirketin markası, logosu ve ticaret unvanının tanınmışlık vasfı kazandığını, söz konusu markanın gerçek ve öncelikli hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkili şirketin izniyle ... Şubesinde markayı basit lisansla kullanan şirketin ortağı olan ...’ın kardeşi olan davalı ...’ın kötü niyetli olarak 2017/78507 sayılı "... ... ..." ibareli markayı kendi adına 43. sınıfta tescil ettirdiğini, söz konusu markanın müvekkili şirket markasının birebir aynısını içerdiğini ve eser vasfındaki logonun aynısının kullanıldığını, davalının yanına başka bir kişiyi de ortak alarak bir şirket kurduğunu, bu şirket adına yiyecek içecek hizmetlerinin sunulduğu işletmede "... ... ..." ibaresini kullandıklarını, 15.08.2018 tarihinde ".... ..." alan adını tescil ettirdiklerini ve bu adreste ihlal konusu tanıtım işaretlerini kullanmaya başladıklarını, müvekkili şirket tarafından davalı adına tescilli 2017/78507 sayılı markanın hükümsüzlüğü ve davalı eylemlerinin men ve ref’i istemiyle Ankara 1. FSHHM 2019/271 esas sayılı dosyasının ikame edildiğini, yapılan yargılamada tedbir kararı verildiğini ve alan adına erişimin tedbiren engellendiğini, dosya kapsamında bilirkişi raporunun müvekkili şirket lehine tanzim edildiğini ve mahkemece markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ve davalının eylemlerinin men ve ref’ine karar verildiğini, karar üzerine davalı tarafça "... ..." ibaresinin kullanılmaya başlandığını, müvekkili şirketin bu vesileyle davalı adına 43. sınıfta tescilli 2018/56107 sayılı markanın varlığından haberdar olduğunu, davalının eylemlerinde kötüniyetli bulunduğunu, müvekkili şirkete ait 43. sınıfta tescilli 2010/4323 sayılı "... ..." ibareli markasının asıl ve ayırt edici unsurlarından birinin "..." ibaresi olduğunu, dava konusu marka ile müvekkili şirket markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğunu, müvekkili markasının tarih olarak öncelik hakkına sahip olduğunu, müvekkili şirketin tescilsiz markasını davalı markasının kapsamında bulunan 43. sınıf hizmetler bakımından kullanma önceliği bulunduğunu, müvekkilinin ticari faaliyetinden davalının 1988 yılından bu yana haberdar olduğunu, müvekkili markası ile dava konusu markanın ayırt edici ve baskın unsurlarının aynı bulunduğunu, "..." ibaresi ile "..." ibaresinde sadece "ö" ve "a" harflerinin değişik olduğunu, bu farklılığın yeterince ayırt edicilik sağlamadığını, “...” işaretinin tanıtım işaretlerinin internet yoluyla erişildiğine işaret ettiğini, bu haliyle davalı markasının "..." biçiminde okunup algılanacağını, yardımcı unsur olan "..." ibaresinin davalı markasında aynen yer aldığını ve aynı biçimde konumlandırıldığını, davalı kullanımının müvekkili aleyhine haksız rekabet yaratacağını, müvekkilinin ... ibareli tescilli ticaret unvanının Paris Sözleşmesinin 8 ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/6 maddesi hükümleri uyarınca korunması gerektiğini, davalının kötüniyetli olduğunu, SMK'nın 6/9 maddesi koşullarının oluştuğunu ileri sürerek 2018/56107 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunmadığı, davacıya ait markanın bir bütün halinde isim ve soyisimden oluştuğu ve makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesimi nezdinde "... ..." olarak algılandığı, dava konusu markanın ise aynı tüketici kesimi nezdinde ya "..." ya da "..." olarak algılanacağı, söz konusu markayı "..." olarak algılayacak ortalama tüketici kesiminin bu markayı davacıya ait "... ..." ibareli marka ile ilişkilendirmeyeceği, davacının önceki tarihli tescilsiz kullanılan markası ile davaya konu marka arasında “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından SMK'nın 6/3 hükmü uyarınca, davacının gerçek hak sahipliği nedeniyle itiraz hakkı bulunduğu, SMK'nın 6/6 hükmü uyarınca, davacının önceki tarihli ticaret unvanının fiili kullanımı nedeniyle, dava konusu marka kapsamında yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından üstün hakkının olduğu, davalı...'ın, davacının önceki tarihli “...+... ... Restaurant” ibareli tescilsiz olarak kullanılan markasından haberdar bulunduğu, zira, davalının ... ... İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin kurucu ortaklarından olan ...’ın kardeşi olması hasebiyle, "..." ibaresinin markasal kullanımından haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, davalı şahsın, başkasına ait olduğunu bildiği halde, bu marka ile iltibas oluşturacak derecede benzer davaya konu markayı tescil ettirmek istemesi eyleminin ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, davacının kullanım yolu ile ayırt ediciliğini arttırdığı ve belli düzeyde bilinirlik sağladığı markasının oluşturduğu imajından haksız yere yararlanma kastı taşıdığı, bu nedenle davalının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 2018/56107 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b573327dba16911e e60479c5cd1b0aa0

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı