Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/9157 E., 2025/10609 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/9157 E., 2025/10609 K. (25.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9157
Karar No
2025/10609
Karar Tarihi
25.06.2025

10. Hukuk Dairesi 2025/9157 E. , 2025/10609 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3050 E., 2025/388 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/153 E., 2021/242 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili ile ..... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 20.02.1986 tarihinde davalı işverenin yanında işe başlangıcının bulunmasına ve işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesine rağmen primlerinin Kuruma yatırılmadığını belirterek, sigortalılık hizmet başlangıcının 20.02.1986 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının sigorta başlangıç tarihinin 20.02.1986 tarihi olduğunun tespitine, davacının 20.02.1986 tarihinde 1 gün süre ile ... unvanlı iş yerinde hizmet akdi ile fiilen çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili, davacı tarafından fiili çalışma olgusunun ispatlanamadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Karar ilamı tarafına tebliğ edilen ... adına vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinde, davacının, müvekkilinin ticari hayatının hiç bir aşamasında çalışanı olmadığı, müvekkilinin doğum tarihi 08.01.1975 olduğu ve davacının çalıştığı iddia edilen 20.02.1986 yılında ...'nın 11 yaşında olduğu, vergi mükellefi olarak ilk işe başlama tarihi 20.11.2002 olduğu ...'nın eşi ile ... Körfez'de 20.11.2002 tarihinde lahmacun ve pideci açtıkları, dükkan ismi olarak ... ismini kullandıkları, ... Anadolu Yemek isminin ticari şirket veya marka tescilli resmi bir ünvan olmadığını, sehven oluşan taraf teşkili yapıldığı belirterek isim benzerliği nedeniyle verilen kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 6., 9., 79., 108. madde hükümleridir. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (B.... .... ... ...., Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( ... ..., Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir. 2.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, dava esasen Kurum işleminin iptali niteliğinde olan sigorta başlangıcının tespiti olup yasal hasım olarak davalı sıfatı ile Sosyal Güvenlik Kurumuna yöneltilmiş olması yeterlidir. Ne var ki işbu davaya ilişkin dava dilekçesinde SGK yanında "..." şeklinde ifade edilen işverene karşı da davanın yöneltildiği görülmektedir. Öte yandan dosya kapsamına alınan iş yeri tescil bilgilerine göre işe giriş bildirgesinde belirtilen ... sicil no.lu iş yerinin ... ... ve ortaklarına ait olduğu, anılan işyerinin ... ... ......... İstanbul adresli olduğunun Kurumca bildirilmiş olmasına karşın, İlk Derece Mahkemesince ... ... ve ortaklarına davalı işveren sıfatıyla usulüne uygun tebligat yapmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince de karar ilamının, "...-...-Kocaeli" adresine tebliğ edildiği ve bu şeklide hatalı olarak husumetin ... isimli kişiye yöneltildiği anlaşılmıştır. Buna göre Mahkemece SGK tarafından dosya kapsamına gönderilen ... sicil no.lu iş yerinin ... ... ve ortakları isimli işverene ait olduğu bildirildiğinden anılan iş yeri tescil bilgilerine göre işveren olarak gözüken ... ... ve ortaklarına usulüne uygun şekilde tebligat yapılarak savunmaları ile gösterecekleri deliller toplanmalı sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup sair hususlar incelenmeksizin bozma nedenidir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı