Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2025/5431 E., 2025/6607 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/5431 E., 2025/6607 K. (22.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5431
Karar No
2025/6607
Karar Tarihi
22.04.2025
Konu
Tazminat, Miras

10. Hukuk Dairesi 2025/5431 E. , 2025/6607 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2475 E., 2023/1781 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/270 E., 2022/449 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar .... Elekt. Ür. San. ve Tic. A.Ş. ve ... Enerji A.Ş. ile davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... Şirketlerinin ortak vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 26.11.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... Rüzgar Elek. Üretim San. ve Tic. A.Ş. ve davalı ...Ş. adlarına Av. ... ile davacılar adına Av. ... geldiler. Davalı ... adına gelen olmadı, vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği görüldü. Diğer davalı ... adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili özetle; murislerinin iş kazası nedeniyle vefat ettiğinden bahisle eş için 1.338.160,79 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, çocuk ... için 108.348,15 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, çocuk ... için 422.353,78 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, çocuk ... için 58.135,46 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle sigortalının vefatı ile sonuçlanan iş kazasının meydana gelişinde müteveffanın işvereni olan davalı ... %30, rüzgar ölçme direğini diğer davalı ... şirketine satan davalı ... şirketinin %50, direği satın alan davalı ... şirketinin %20 (bunun içinde bu şirketin işveren vekili ceza dosyasında yargılanan ...'ın %2) oranında kusurlu oldukları, sigortalı ve davalı ...'ın kusursuz olduğu kabulünden hareketle davalı gerçek kişi ... yönünden kusuru bulunmadığından bahisle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 50.000,00 TL, çocuklar ... ve ... lehine 40.000,00’er TL, çocuk ... lehine 45.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı gerçek kişi ... vekili ile davalılar ... ve ... şirketlerinin ortak vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve ... Şirketlerinin ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, müvekkili ... şirketi ile davacılar murisi arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığına göre iş mahkemelerinin görevli olmadığını, ölüm olayının meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, Mahkemenin müvekkilinin direğin güney cephesinin sağlam olmadığı ve bağlantısının yapılmadığı gerekçesiyle ... Enerji A.Ş. ile ... Şirketine bildirimde bulunmadığı iddiasına dayanarak %50 kusurlu olduğuna kanaat getirdiğini, ancak bu gerekçenin kabul edilemeyeceğini, güney cephesindeki durumun ne zaman oluştuğunun tespit edilmediğini ve direğin devrilmesinde müvekkilinin nasıl bir kusurunun bulunduğunun somut bulgu ve gerekçelerle ortaya konmadığını, müvekkili şirketin rüzgâr direği montajı ve sökümü konusunda uzman olmadığı gibi bu alanda bilgi ve deneyiminin de bulunmadığını, kendi işçileri bakımından gerekli önlemleri aldığı hâlde daha önce satışını yaptığı direğin, kendisi tarafından yapılmayan montajından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ... İşlere herhangi bir bildirimde bulunma yükümlülüğünün bulunmadığını, zira aralarında hukuki veya ticari bir ilişki olmadığını ve bu şirketin adından dahi haberdar olmadıklarını, ... direği çok önce ... Enerji’ye sattığını, söküm işinin ise ... tarafından ... İşlere yaptırıldığını, Mahkemenin hiçbir kusur araştırması yapmadan TBK m. 49 kapsamında müvekkilini %50 oranında kusurlu ve sorumlu tutmasının kabul edilemez olduğunu, ... Enerji ile müteveffanın işvereni ... İşler arasında alt işveren–asıl işveren ilişkisi bulunmadığını ve bu nedenle ... Enerjinin somut davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, Mahkemenin alt işveren–asıl işveren ilişkisinin nasıl kurulduğuna dair hiçbir gerekçeye yer vermeksizin yalnızca ilişkiyi var saydığını, bu şekilde yapılan değerlendirmenin İş Kanunu’nun 2. maddesi bağlamında yetersiz olduğunu, direğin montaj ve demontaj işinin yardımcı iş kapsamında değerlendirilemeyeceğini, çünkü bu işin doğrudan üretim organizasyonuna bağlı olmayan, asıl işin zorunlu unsuru niteliğinde bulunmayan bir iş olduğunu, ... Enerjinin işi ... İşlere tamamen devrettiğini ve bu söküm işinde kendi personelinin görev almadığını, bu anlamda devredilen işin anahtar teslim iş niteliğinde olduğunu ve tüm sorumluluğun ... İşlere ait olduğunu, nitekim ... İşlerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğinin hükme esas alınan bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiğini, ... Enerjinin faaliyet konusunun rüzgâr direklerinin montaj ve demontajı olmadığını, ... İşler ile ... Enerji arasındaki sözleşmenin TBK anlamında bir eser sözleşmesi niteliği taşıdığını, Yargıtay içtihatlarına göre böyle bir sözleşme kapsamında yüklenicinin uzmanlık gerektiren işi yaparken basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunun kabul edildiğini, olay montaj sırasında meydana gelmiş olsa bile iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin bu işi yapan uzman şirketçe alınması gerektiğini, dolayısıyla ... Enerji ile ... direk zemini ile ilgili sorumlu tutulamayacağını, sorumluluğun tamamen ... İşlere ait olduğunu, üst işveren sıfatının kabul edilebilmesi için ... İşler bordrosundaki işçilerin yalnızca ... yerinde çalışıyor olmalarının gerektiğini, hesap raporunda müteveffanın gündelikçi olarak yevmiye usulü çalıştı��ı hususu gözetilmeksizin hesaplama yapılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle ortalama günlük net kazancın fahiş şekilde belirlendiğini, bir an için tam zamanlı çalıştığı kabul edilse dahi hesaplamanın yine de doğru olmadığını, müteveffanın gelirinin somut delillerle ispat edilememesi nedeniyle asgari ücret esas alınması gerekirken itirazlarının dikkate alınmadığını, müteveffanın iş günlerinin tamamında çalışmadığının ve düzenli aylık gelirinin bulunmadığının sabit olduğunu, dolayısıyla aylık gelirinin asgari ücret seviyesine dahi ulaşmadığını, bu durumda asgari ücretin 3,74 katı gelir varsayımıyla yapılan hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, dosya kapsamında yer alan satış sözleşmesi ile davalı ... Şirketinin kendisine ait olan 2 adet rüzgar ölçüm direğini diğer davalı ... Şirketine sattığı, ... Şirketinin de bu direklerin Balıkesir'de dikili bulunduğu yerden demonte edilerek Çanakkale'de monte edilmesi işlerini murisin işvereni olan davalı ...'in şahıs firması olan ... İşler Endüstriyel Dağcılık Hizmetleri firmasına verdiği, davalı ... ile davalı ... arasındaki sözleşmenin de dosya kapsamında yer aldığı, kaza tarihinde 44 yaşında ve davalı ...'e ait iş yerinde yüksek çalışma alanlarında montaj demontaj işçisi olarak çalışmakta olan davacılar murisinin kaza günü davalı ... şirketi şantiye sahası içerisindeki rüzgar ölçüm direğinin sökümünü yapmak amacıyla, 12 metre yüksekliğindeki üçgen şeklindeki direğin tepesine çıktığı, aslında direğin toplamda 84 metre olduğu ve 3m’lik parçalardan oluştuğu, işçilerin söke söke 12m'ye kadar indikleri, ... sigortalının kendisini direğe emniyet kemeri ile bağladığı, sigortalı çalışmasına devam ettiği esnada, davalı ...'in diğer işçileri ... , ... ve ...'in direğin devrilmemesi amacıyla direğin her üç cephesinden tepeden zemine doğru uzanan halatları direğin sökümünü yapmak amacıyla gevşettiklerinde sigortalının üzerinde bulunduğu direğin devrilmesi sonucu davacılar murisinin olay yerinde hayatını kaybettiği, davalı ...'ın davalı ... şirketi ile iş güvenliği konusunda danışmanlık sözleşmesi imzalayan firmanın sahibi olduğu, ancak davalı ...’ın firmasının ... şirketinin enerji direklerinin sökümünde değil, Biriza şirketinin “rüzgar tribünü” inşaatlarının yapımında iş güvenliği hizmeti verdiği, İlk Derece Mahkemesince direkleri satan davalı ... şirketinin 3. kişi olarak TBK 49 kapsamında sorumlu olduğu, sigortalının işvereni davalı ...’in alt işveren olarak sorumlu olduğu, direkleri satın alan davalı ... şirketinin ise üst işveren olduğu, bu durumda müteveffanın işvereni olan davalı ...'in %30, rüzgar ölçme direğini diğer davalı ... şirketine satan davalı ... şirketinin %50, direği satın alan davalı ... şirketinin %20 (bunun içinde bu şirketin işveren vekili ceza dosyasında yargılanan ...'ın %2) oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle sonuca gidildiği, aynı kaza olayına ilişkin olarak iki farklı ceza dava dosyasının açıldığı, bunlardan Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/174 Esas sayılı dava dosyasında; sigortalının işvereni ..., ... işçisi iş güvenliği uzmanı..., ... şirketinin proje saha yöneticisi ..., ... şirketinin şantiye yetkilisi ..., davalı işveren ...’in halatı gevşeten işçileri ... , ... ve ...'in sanık olarak yargılandıkları, ... şirketinin proje saha yöneticisi ..., ... işçisi iş güvenliği uzmanı..., ve ...’in diğer işçileri ... , ... ve ...'in CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar verildiği, beraat kararlarının Bölge Adliye Mahkemesi aşamasında kesinleşti��i( .../2054 Esas, 2019/546 K.), anılan dosyada ... sigortalının kusursuz bulunduğu, sigortalının işvereni ...'in kusurlu bulunarak adli para cezasına mahkum edildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin aynı kararı ile mahkumiyet hükmünün de kesinleştiği, ... şirketinin şantiye yetkilisi ...'ın da kusurlu bulunması nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, itiraz edilmeden kesinleştiği, Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1447 Esas sayılı dosyasında eldeki dosyanın davalısı ...'nun sanık olarak yargılandığı, kusuru bulunmadığının sabit olduğundan bahisle CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verildiği, kararın Bölge Adliye Mahkemesinde kesinleştiği(... Esas 2021/1439 Karar) anlaşılmaktadır. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Bunun yanında meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi pay��na düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını da etkilemektedir. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan Kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kurtulmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Öte yandan asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması; bu sözleşmenin tarafı olmayan işçi veya mirasçıları bağlamaz. Ayrıca zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının veya yakınlarının maddi zararının hesabında, gerçek ��cretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Yapılacak iş sigortalının yaptığı iş, yaşı, mesleki kıdemi ve iş yerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle TÜİK’den ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, sonrasında kazalının maddi zararını yeniden hesaplatmak ve usuli kazanılmış hakları gözeterek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Somut olayda, mahkemenin davalı ... şirketinin işveren sıfatının bulunmadığı ve üçüncü kişi olduğu yönündeki nitelendirmesi isabetli ise de dosya kapsamına göre davalı ... şirketinin asıl işveren konumunda olmadığı, adı geçen davalı ile müteveffanın işvereni olan davalı ... arasındaki ilişkinin istina akdi olduğu, bu nedenle ... şirketinin de üçüncü kişi konumunda bulunduğu hususunun göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Yine Mahkemece alınan bilirkişi hesap raporunun itibar edilen TÜİK emsal ücret ihtimalinde kullanılan verinin davacılar vekilinin 11.10.2021 tarihli dilekçesi ekinde ibraz edildiği, ücret çıktısında yer alan ücretin “Bilim ve Mühendislik ile İlgili Yardımcı Profesyonel Meslek Mensupları”na ilişkin olduğu, Mahkemece sendikalar dışında emsal ücret araştırması yapılmadığı anlaşıldığına göre eksik araştırma ile ücret tespit edilmesi de isabetsiz olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, aynı kaza olayına ilişkin olarak Kurum tarafından açılmış bir rücuan tazminat davası bulunup bulunmadığını araştırmak, açılmış ise onaylı bir örneğini celp etmek, kazanın meydana geldiği direğin sabitlenmemiş olduğuna dair iddia ve savunmalar ve kolluk tarafından tutulan tutanak içeriği gerekirse tutanak mümzileri de dinlenmek suretiyle giderek anılan nitelikteki bir direğin gerek montaj/demontoajı, gerekse kullanılması esnasında 3 tarafından sabitlenmesinin imalat ve montaj projeleri kapsamında gerekli olup olmadığı yönünde araştırma yapılarak açıklığa kavuşturulduktan sonra kusurun oran ve aidiyetinin tespiti noktasında iş kazasının meydana geldiği iş kolunda uzmanlığı bulunan iş güvenliği uzmanlarından teşekkül ettirilmiş farklı bir bilirkişi kurulundan ceza dava dosyasını, varsa rücuan tazminat dava dosyasını ve eldeki dosyada önceden alınan kusur raporlarını ve yukarıda yapılan açıklamaları değerlendiren, davalı ... ile davalı ... arasındaki ilişkinin asıl/alt işveren ilişkisi olmadığını, davalı ... şirketinin üçüncü kişi konumunda bulunduğunu dikkate alan yeni bir kusur raporu almak, davacının davalı iş yerinde yaptığı işin teknik olarak nasıl adlandırıldığı açıklığa kavuşturulup sigortalının yaptığı iş, yaşı, mesleki kıdemi ve iş yerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle TÜİK’ten, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından ve meslek odalarından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip sigortalının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, davacı tarafın kanun yoluna başvurmamış olduğunu dikkate alarak hükme esas hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerinin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini gözeten yeni bir bilirkişi hesap raporu almak ve usuli kazanılmış hakları da göz önünde bulundurmak suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Davalılar .... Elekt. Ür. San. ve Tic. A.Ş. ve ... Enerji A.Ş. avukatı yaranına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1ff92102bffcc44a 38d804376b554b6a

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı