10. Hukuk Dairesi 2024/5846 E. , 2025/6609 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2017/139 E., 2017/183 K. Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin 2005 yılında geçirdiği iş kazasından kaynaklı sürekli iş göremezlik oranının %7,30'dan %38,20'ye arttığından bahisle 5.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili aşamalarda maddi tazminat istemlerinden feragat ettiklerini beyan etmiştir.
II. CEVAP Davalılar davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 08.03.2016 tarihli kararıyla davacı lehine 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 08.03.2016 tarihli kararına karşı davalılar vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 13.03.2017 tarih, 2016/10364 Esas, 2017/1908 Karar sayılı kararı ile somut olayda, davacının 2006 yılında davalı ... Temizleme San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine, 2009 yılında da diğer davalı aleyhine aynı iş kazasından dolayı dava açtığı, anılan bu dava dosyalarında davacının maluliyet oranının tartışılarak %7,30 olarak kesinleştiği, kararların davacı tarafça temyiz de edilmediği, bu nedenle %38,20 maluliyet nedeniyle açılan eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğimden bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen temyiz incelemesine konu 31.10.2017 tarihli kararla kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, müvekkilinin 2005 yılında davalı ... Şirketi aleyhine açtığı ilk davada maddi ve manevi tazminat kazandığını, 2009 yılında ise aynı iş kazasında kusuru bulunan Başbakanlık Çocuk Esirgeme Kurumu’na karşı ikinci bir dava açarak bu Kurumdan da tazminat talep ettiğini, eldeki davanın ise ilk davada belirlenen %7,3 oranındaki maluliyet oranının zamanla artması sonucu meydana gelen manevi zararın tazmini amacıyla açıldığını, bu bağlamda Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesince açılan başka bir davada bu nitelikteki talebin kabul edildiğini, maluliyet oranında artış olması halinde bunun yeni bir olgu teşkil ettiğini ve ayrı bir dava açılabileceğini, buna ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarının mevcut olduğunu, müvekkiline ait farklı tarihlerde alınan sağlık kurulu raporlarında maluliyet oranlarının arttığını, sonrasında konulan tanıların ilk raporlardan farklı olduğunu ve artan maluliyetin yeni bir zarar olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğine ilişkin bozma ilamının hatalı olduğunu, zira bu farklılığın önceki maluliyet oranına yapılan bir itiraz değil, yeni bir rahatsızlık ve artış olduğunu, HGK kararlarında da artan maluliyetin yeni bir dava konusu yapılabileceğinin kabul edildiğini, müvekkilinin tazminat talep hakkının bulunduğunu, aksi hâlde adil yargılanma hakkının ve özel hayata saygı ilkesinin ihlal edilmiş olacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Bakanlık vekili, davacı tarafın maddi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle reddine karar verilmesiyle birlikte, davacı aleyhine yargılama giderleri ile maddi tazminat yönünden de ayrıca davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hüküm kısmında bu hususa yer verilmeyerek yalnızca manevi tazminat yönünden vekâlet ücretine ilişkin hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, iş kazasının 21.03.2005 tarihinde meydana geldiği, davacı sigortalının ilk tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının %7,30 olduğu, davacının bu 21.03.2005 tarihli iş kazasına bağlı %7,30 maluliyete ilişkin ilk olarak 2006 yılında ... Temizleme San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine dava açarak maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunduğu ve lehine maddi ve manevi tazminata hükmedildiği, kararın temyiz edilmeksizin 06.01.2009 tarihinde kesinleştiği, aynı iş kazası ve aynı sürekli iş göremezlik oranına ilişkin olarak 2009 yılında diğer davalı aleyhine de dava açtığı, bu açtığı davada da davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmediliği, bahsedilen bu kararın da temyiz edilmeksizin 10.01.2013 kesinleştiği, Kurum'un 04.10.2013 tarihli kararı ile davacı sigortalının sürekli iş göremezlik oranının artma kaydıyla %38,20 olarak tespit edildiği, YSK'nın 17.09.2014 tarihli kararıyla azalma kaydıyla %33,20 olarak tespit edildiği, son olarak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 17.08.2015 tarihli raporuyla davacının sürekli iş göremezlik oranının %29,00 olarak tespit edildiği, %29,00 oranındaki sürekli iş göremezlik oranının Adli Tıp Kurumunun muayene tarihi olan 15.04.2015 tarihinden itibaren başlayacağının belirtildiği, raporun devamında kişi hakkında SGK tarafından 21.05.2007 tarihinde %7.3, 04.10.2013 tarihinde %38.2, 17.09.2014 tarihinde %33.2 maluliyet oranı belirlenmiş olup oranlar arasındaki farkın kişiye uygulanan tedaviler ve yapılan muayenelerdeki görme derecelerindeki farklardan kaynaklandığının açıklandığı anlaşılmaktadır. Maddi yanılgının varlığı halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ve maddi hatanın düzeltilmesi gerektiği Yargıtay'ın ve Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesinin (i) bendi uyarınca “aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması” dava şartları arasında düzenlenmiş olup aynı Kanun'un 115. maddesi gereği bu durum kamu düzeni ile ilgilidir ve davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Anılan madde metninde belirtildiği üzere kesin hüküm; açılan bir davanın daha önce aynı veya başka bir Mahkemede açılıp kesin hükme bağlanmış olmasıdır. Bu bağlamda kesin hükmün söz konusu olabilmesi için tarafları, sebepleri ve konusu aynı olan davanın iki defa ayrı ayrı açılmış olması ve birinde verilen hükmün kesinleşmiş olması gerekir. Birinci ve ikinci davanın aynı dava sayılabilmesi için gerekli ilk şart her iki davanın taraflarının aynı kişiler olmasıdır. Tarafların aynı sayılması, tarafların her iki davada da aynı sıfatla, yani davacı ve davalı sıfatıyla, hareket etmiş olmaları gerekmez. Birinci davada davacı olan taraf, ikinci davada davalı olabileceği gibi tam tersi de söz konusu olabilir. Davaların aynı dava sayılabilmesinin bir diğer şartı her iki davanın sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebinin aynı olmasından kasıt hukuki sebepler değil, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Son şart ise davaların konularının (müddeabihlerinin) aynı olmasıdır. Müddeabihlerin aynı olup olmadığını tespit edebilmek için davaların ilkinde verilen kararın, ikinci davada verilebilecek kararı gereksiz hale getirip getirmediği ya da ikinci davada verilebilecek kararla aynı sonuçların sağlanıp sağlanamayacağına bakılmalıdır. Somut olayda, davacının %7,30 oranında tespit edilen sürekli iş göremezlik oranına göre daha fazla tespit edilen sonraki sürekli iş göremezlik oranlarının tamamının tespit tarihlerinin; temyiz edilmeksizin %7,30 oranı üzerinden kesinleşen dava dosyalarının kesinleşme tarihlerinden sonraki tarihler olduğu değerlendirildiğinde kesin hükmün söz konusu olmadığı, bu yöndeki Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 13.03.2017 tarih, 2016/10364 Esas, 2017/1908 Karar sayılı sayılı bozma kararının maddi hataya dayandığı açıktır. Açıklanan nedenlerle, davacı tarafça feragat edilen maddi tazminat talebi yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, manevi tazminat istemi yönünden ise işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken maddi hataya dayanan bozma ilamına uyularak yazılı şekilde kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Yargıtay(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin maddi hataya dayanan 13.03.2017 tarih, 2016/10364 Esas, 2017/1908 Karar sayılı sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA; 2.Mahkemenin temyiz incelemesine konu 31.10.2017 tarih, 2017/139 Esas, 2017/183 Karar sayılı kararının BOZULMASINA; Davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fa6e0c4ee34ea96f 95198d2b905a16e6