Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/15400 E., 2025/6383 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/15400 E., 2025/6383 K. (22.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/15400
Karar No
2025/6383
Karar Tarihi
22.04.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/15400 E. , 2025/6383 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/207 E., 2024/164 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davacının ... işyeri no'lu ...'nda asgari ücret ile sigortalı olarak 01.04.1992-30.10.1996 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle, açılan davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacı tarafın tanık deliline dayanmasını kabul etmediklerini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması halinde esasa girilmeden reddinin gerektiğini, bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle özel bir şekilde incelenmesinin gerektiğini, davacının çalışma olgusunu yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.04.2016 tarihli kararı ile; '' Davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, 1-Davacının davalı iş yerinde hizmet akdi ile 15.10.1994 - 31.12.1994 tarihleri arasına tekabül eden çalışmasının, Kurum kayıtlarına eksiksiz bildirildiği anlaşılmakla, bu döneme yönelik açılan davanın reddine, 2-Davacının davalı iş yerinde hizmet akdi ile asgari ücret üzerinden gerçekleşen çalışmasının, kurum kayıtlarına, 01.01.1995 - 31.12.1995 tarihleri arası 360 gün bildirilmesi gerekirken 308 gün bildirildiği anlaşılmakla, 52 gün eksik bildirildiğinin tespitine, 3-Davacı tarafça 01.04.1992 - 15.10.1994 ve 01.01.1996 - 30.10.1996 tarihleri arasındaki fiili çalışmanın ıspatlanamadığı takdir edilmekle, bu dönemlere ilişkin açılan davanın reddine, '' dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 26.04.2016 tarihli kararının süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin bozma ilamında "...dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına davalı ... tarafından verilen 15.10.1994 tarihli işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu, 1994-1995 yıllarında bildirilen hizmetinin bulunduğu, uyuşmazlık konusu dönem bordrolarının dosyada mevcut olmadığı, dava dışı işverene ait bordroların Kurum tarafından gönderildiği davacı ve davalı tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır. Davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşudur. Bu nedenle, davalı işyerinde resmi kayıtlara dayanılması ve ücretin yazılı belge ile ödenmesi esastır. Kuruma bildirilmeyen dönemlerdeki ücret belgeleri ve bu dönemde davacıya ücret ödenip ödenmediği, ödeme yapılmışsa kim tarafından ödendiğinin araştırılması gerekir. Yapılacak iş, ihtilaflı döneme ilişkin olarak davalı işverenin işe giriş bildirgesindeki sicil nıumarası ile dönem bordrolarını getirterek, dönem bordolarında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, davacı murisine veya davalı belediyeye ihtilaflı dönemde ücretin kim tarafından nasıl ödendiğini sormak, açıklamasını istemek, beyanına başvurulan tanıklara davacının ücretinin nasıl ödendiğini sormak, çalışmanın geçtiği beyan edilen belediyede davacıya ücret ödemesi yapılıp yapılmadığını sormak, ücret ödemesine ilişkin evrakları istemek, bu tür belgelerde noksanlık varsa, bunun açıklanabilir nedeni bulunup bulunmadığını, ücretin nasıl ödendiğini araştırmak, bu konuda işyeri yetkililerini tespit edilerek tanık olarak dinlemek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. ." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "1-Davanın kabulü ile Davacının davalı iş yerinde hizmet akdine dayalı olarak kesintisiz, sürekli ve tam zamanlı olarak gerçekleşen çalışmasının; 01,10,1992-31.12.1992 tarihleri arasında 90 gün ve günlük brüt 48.300 TL kazanç ile 01,01,1993-31,07,1993 tarihleri arasında 210 gün ve günlük brüt 48.000 TL kazanç ile 01,08,1993-31.08.1994 tarihleri arasında 390 gün ve günlük brüt 83.250 TL kazanç ile 01.09,1994-14.10,1994 tarihleri arasında 45 gün ve günlük brüt 139.125 TL kazanç ile 15.10.1994-14.01.1995 tarihleri arasında 10 gün ve günlük brüt 189.254 TL kazanç ile 15.01.1995-14.05.1995 tarihleri arasında 14 gün ve günlük brüt 240.973 TL kazanç ile 15.05.1995-14.09,1995 tarihleri arasında 16 gün ve günlük brüt 273.855 TL kazanç ile, 15.09.1995-14.01.1996 tarihleri arasında 22 gün ve günlük brüt 311.755 TL kazanç ile 15,01,1996-14.02,1996 tarihleri arasında 30 gün ve günlük brüt 330.000 TL kazanç ile 15,02,1996-14.03,1996 tarihleri arasında 30 gün ve günlük brüt 330.000 TL kazanç ile 15,03,1996-14.04,1996 tarihleri arasında 30 gün ve günlük brüt 490.000 TL kazanç ile 15,04,1996-14.05,1996 tarihleri arasında 30 gün ve günlük brüt 490.000 TL kazanç ile 15.05.1996-14.07.1996 tarihleri arasında 60 gün ve günlük brüt 330.000 TL kazanç ile 15,07,1996-14.08.1996 tarihleri arasında 30 gün ve günlük brüt 504.900 TL kazanç ile 15.08.1996-15.10.1996 tarihleri arasında 60 gün ve günlük brüt 567.000 TL kazanç ile eksik bildirildiğinin tespitine " karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işleminin yerinde olduğunu, eksik araştırma ile karar verildiğini, davanın reddi ile kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. ... Temyiz dilekçesinde özetle; eksik araştırma ile karar verildiğini, davanın reddi ile kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.Anayasanın 141. maddesinde bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılacağı düzenleme altına alınmıştır. 2.Bu düzenleme doğrultusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesi gereğince Mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanun'un 297. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur. 3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde, İlk Derece Mahkemesi kararında bir mahkemenin gerekçe ve hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. 4. Bu açıklamalardan olarak mahkemelerce verilecek kararların hüküm sonuçlarının gerekçeleriyle tutarlılık arz etmesi gerektiği açık olup, bu husus kamu düzeni kapsamında re'sen incelemeye tabi tutulan sebeplerden olup; kısa karar, bir davayı sona erdiren (nihai) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23 E., 268 K., 2012/6–97 E., 203 K., 2012/10–149 E., 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. 5. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca; "Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanun'un 294-301 maddelerinde ise Mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar hükümdür. Kanun'un 297. maddesinin (2) fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. 6.Somut olaya dönüldüğünde eldeki davanın, hizmet tespiti uyuşmazlık konusuna yönelik olup, davacının talebinin 01.04.1992-30.10.1996 tarihleri arasına yönelik olduğu, İlk Derece Mahkemesinin hüküm kısmında ise, ''davanın Kabulüne'' dedikten sonra hükmün 01.10.1992-15.10.1996 tarihleri arasında çalışma günlerinin hesaplanması ile verildiği, hükmün davacının talebini tamamını karşılamadığı halde tam kabul gibi karar verilmiş olduğu, kararının gerekçede açıkça neye ilişkin verildiğinin anlaşılamadığı, bu anlamda tarafların dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmadığı anlaşıldığından bu şekildeki gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması yerinde değildir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0d2363386f59b1d9 c3c3d6375e929482

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı