10. Hukuk Dairesi 2025/4140 E. , 2025/10288 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3205 E., 2024/3447 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/59 E., 2024/127 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eski eşi ... ile geçimsizlik nedeniyle fiilen ayrıldığını, bir süre sonra Denizli 4. Aile Mahkemesinin 29.06.2018 tarihli, 2018/487-508 Esas ve Karar sayılı ilamıyla eşinden boşandığını, müvekkilinin bu dönemde herhangi bir işte çalışmadığını, eski eşinin ise devlet memuru olarak çalıştığını, mahkeme ilamında boşanma davası sonucunda müvekkili lehine aylık 300,00-TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, müvekkilinin eski eşinin nafakayı ... Bankası (3232) ... Şubesindeki hesabından müvekkilinin TR72 0006 .. ... 2011 .... 81 IBAN numaralı hesabına ödediğini, tarafların fiili olarak ayrılmaları üzerine, boşanma ilamında da görüleceği üzere, müvekkili 15 ... Mah. 1070 Sk. No:37/5 ../Denizli adresinde bulunan konutunda ikamet etmeye devam ederken, müvekkilinin ayrıldığı eşinin kendisinin adına olan ... Mah. ... Cad. No:64/6 .../ Denizli adresinde bulunan evine taşındığını, bu amaçla, konuttaki kiracısını tahliye ettiğini, dairesine ... sözleşme numaralı 22.05.2018 tarihli doğal gaz aboneliğini başlattığını, müvekkilinin eşinden boşanmasından sonra babasının ölüm aylığından faydalanmak için 03.08.2018 tarihinde davalı Kuruma başvurduğunu ve davalı Kurumca müvekkiline 2018 yılı Eylül ayı itibarıyla aylık bağlandığını, bir süre babasının ölüm aylığını alan müvekkilinin davalı Kuruma kayıtlı olarak 16.02.2021 tarihinde çalışmaya başladığını, bu sebeple müvekkilinin almakta olduğu ölüm aylığını da durdurduğunu, müvekkili ile eski eşinin müşterek çocuğu ... ... evlilik hazırlıklarına başladığını, bu sebeple aileler arasında zorunlu olarak görüşmeler olduğunu, müşterek çocuğun 21.06.2021 tarihinde evlendiğini, bu dönemde müvekkili ile eski eşinin zorunlu olarak görüştüklerini, çocuklarının da ısrarı üzerine, tarafların fiilen bir arada yaşamaya başladıklarını, birbirlerine tutum ve davranışları hususunda tam olarak güvenemediklerinden dolayı resmi olarak tekrar evlendiklerini, bundan bir süre önce müvekkiline davaya konu 27.12.2022 tarihli, E-..-719-.. sayılı ve 04/01/2023 tarihli, E-...-719-.. sayılı borç bildirim belgeleri gönderilerek, müvekkilinin muvazaalı olarak eşinden ayrılarak, Kurumdan aldığı ödemelerin iadesinin istendiğini, söz konusu bildirimler üzerine, müvekkilinin davalı Kuruma giderek, itirazda bulunduğunu, müvekkiline itirazların neticesinin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davalı Kuruma giderek itirazlarının neticesini sorması üzerine, Kurum yetkilisinin kendisine sözlü olarak, 12.01.2023 tarihli kararla itirazının kabul edilmediğini, 15.12.2022 tarihli ve 2022/109893/009 sayılı denetim raporuna göre fiili olarak eski eşi ile birlikte yaşamaya başlamasından dolayı Eylül 2018-Şubat 2021 tarihleri arasında müvekkiline ödenen aylıkların ve bayram ikramiyesinin iadesinin istendiğini söylediğini, oysaki müvekkilinin gerçek olarak eşinden ayrıldığını, tarafların çocuklarının ısrarı neticesinde ortak çocuğunun evlenmesinden birkaç hafta önce fiilen bir arada yaşamaya başladıklarını, bu sebeple davalı Kurum tarafından haksız ve yersiz olarak başlatılan işlemlerin iptali için dava yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu beyanla; davalı Kurum tarafından müvekkiline tebliğ edilen 27.12.2022 tarihli, E-..-719-.. sayılı ve 04.01.2023 tarihli, E-33626548-71960383791 sayılı borç bildirim işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün araştırma ve inceleme raporunda muvazaalı boşanma olgusunun sabit olduğunu, tarafların boşanmalarının Kurumdan aylık alma amacına matuf ve anlaşmalı olup olmadığından çok boşandıktan sonra davacının yetim maaşı aldığı tarih aralığında birlikte yaşayıp yaşamadıklarının önem arz ettiğini, davalı Kurumun görevlisi tarafından kanundan alınan yetki ile düzenlenen resmi raporun aksi sabit olana kadar geçerli bir belge ve tespit olduğunu, Yüksek Mahkeme kararından anlaşılacağı üzere, davacı tarafın bunun aksini kesin delillerle ve şüphe götürmez bir şekilde ispat külfetinin bulunduğunu beyanla; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm deliller ve değerlendirmeler ışığında dava dosyası incelendiğinde; davacının eski eşi ile birlikte yaşadığı kanaatine varılarak eşinden boşandığı halde, boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı belirlenen davacının yetim aylığının kesilmesine yönelik Kurum işleminin yerinde olduğu anlaşılmakla, davanın reddine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararında herhangi bir hata bulunmamış istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatalı karar verildiğini, Kurum işlemlerinin mevzuata uygun bulunmadığını, müvekkili ile boşandığı eşin fiilen birlikte yaşamadıklarını beyan ile bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle fiili birliktelik gerekçesiyle ödenen ölüm aylıklarının borç kaydedilmesine ilişkin işlemin iptaline ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.