10. Hukuk Dairesi 2025/3999 E. , 2025/8569 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/16 E., 2022/546 K. Taraflar arasında Mahkemede görülen rücuan alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı Kurum, davalılar ..., ..., .. .., ihbar olunan .. Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı Kurum 20.04.2009 tarihinde meydan gelen iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen gelirin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili, öncelikli olarak davacı Kurumun belirsiz alacak ve tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından açılan davanın reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davalı müvekkilinin olayda bir kusurunun bulunmadığını, söz konusu kazanın meydana gelmesinde TEDAŞ yetkilileri olan ..., ... ile ...’in olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, haksız ve hukuksal mesnetten yoksun açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2013 tarihli ve 2012/894 E. 2013/662 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davacı Kurum lehine 27.753,37 TL tazminatın gelir bağlama onay tarihi olan 17.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Kuruma verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı ..., ..., ..., ... tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 19.04.2016 tarihli ve 2016/1068 E. 2016/6033 K. sayılı ilamında; davalıların sorumluluklarının 5510 sayılı Kanun'un 21/1-4 maddesi gereğince değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davanın kısmen kabulüne, 20.815,02 TL bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye gelirinin onay tarihi olan 17.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağın 9.713,67 TL ve fer'ilerinden davalı ...'in de 6.938,34 TL ve fer'ilerinden ...'in, 1.387,67 TL ve fer'ilerinden .. Belediyesinin, 693,83 TL ve fer'ilerinden davalı ..'ın, 138,76 TL'si ve fer'ilerinden ...'in, 138,76 TL ve fer'ilerinden ...'ın, 138,76 TL'si ve fer'ilerinden ...'nun meshul olduğunun fakat davalıların tümünün müştereken ve müteselsilen mesul olduğunun, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum, ..., ..., ..., . Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Kurum vekili, hatalı hesaplama yapıldığını gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalılar ..., ..., ... kaza olayında kusurlarının bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. İhbar olunan . Elektrik Dağıtım A.Ş. ihbar olunan olarak haklarında hüküm kurulamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, rücuan alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi, 438. maddesinin 7, 8, 9. fıkraları ile 439. maddesinin 2. fıkrası ve 5510 sayılı Kanun'un 21. maddeleridir. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, bilgi ve belgelere göre davacı Kurum, davalılar ..., ..., ..., ihbar olunan . Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. İşveren veya üçüncü kişiye karşı açılan davalarda 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre rücu alacağından sorumluluk belirlenirken kural olarak, işveren yönünden 1. fıkraya göre gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile yargılamada yöntemince hesaplanacak gerçek (maddi) zarar karşılaştırması yapılıp düşük (az) olan tutar esas alınmalı, üçüncü kişi bakımından 4. fıkra gereğince gerçek zarar gözetilmeksizin gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı benimsenmeli ve bunlara kusur oranları uygulanmalı ise de işveren ve üçüncü kişinin birlikte taraf olarak yer aldığı, başka anlatımla aynı anda 1. ve 4. fıkralara dayalı uyuşmazlıklarda, fıkralarda yer alan hükümlerin nasıl anlaşılması ve giderek ne şekilde uygulama yapılması gerektiği önem arz etmektedir. Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığına uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla neden olmaları durumunda, anılan 50. ve 51. maddeler (6098 sayılı Kanun'un 61. ve 62. maddeleri) gereğince teselsül hükümleri kapsamında bu kişilerin birlikte sorumlulukları vardır ve 146. maddeye (6098 sayılı Kanun'un 62. maddesine) göre, kendi payından fazlasını ödeyenin diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla, her bir borçlu yönünden kusurlarına karşılık gelen miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına karar verilmelidir. İş kazası veya meslek hastalığına birlikte sebebiyet veren sorumluların işveren ve üçüncü kişi olması durumunda ise, işverenden istenebilecek gerçek zararı aşmayan gelirin ilk peşin sermaye değerinin müteselsil sorumluların toplam kusuruna düşeninden işveren, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısının müteselsil sorumluların toplam kusuruna karşılık gelen tutarından da üçüncü kişi sorumlu tutulmalıdır. Daha açık anlatımla, işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri X işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı X üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olmalı, kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir. Bu yaklaşım ve uygulama, işvereni, iç ilişkide üçüncü kişiye rücû edemeyeceği miktarı Kuruma ödemek zorunda bırakmadığından da hakkaniyete uygundur. İnceleme konusu dosyada; davacı Kurum 20.04.2009 tarihinde meydan gelen iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen gelirin tahsilini talep etmiş, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 26.09.2016 tarihli kusur raporunda bina sahibi ...’in olayın meydana gelmesinde % 35 oranında kusurlu olduğu, ...’in dikkatsizlik ve tedbirsiz çalışması nedeniyle olayın meydana gelmesinde % 25 oranında kusurlu olduğunu, kazazedenin olayın meydana gelmesinde % 25 oranında kusurlu olduğu, davalı ..’ın % 5 oranında, .. çalışanları .. ... .. ve ...'nun ..'ın kusurunun %1 den sorumlu oldukları, .. Belediye Başkanlığının % 10 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm tesis edilmiş ise de işveren ve 3. kişilerin teselsüle dayalı sorumluluk miktarlarının 5510 sayılı Kanun'un 21/1-4 maddesi uyarınca tespit edilmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla yukarıda açıklandığı üzere; işveren ...'in gelirin %55'den (...'in kendi kusuru ile 3. kişilerin kusurunun yarısının toplamından oluşan %55 kusur oranına tekabül eden miktardan), 3. Kişi olan diğer davalıların ise; gelirin yarısının %75'den (sigortalı kusuru hariç toplam kusur %75 oranının uygulanması sonucu bulunacak miktardan) müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları gözetilmeksizin karar verilmesi yerinde değildir. Diğer yandan .. Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye davanın ihbar edildiği anlaşılmıştır. İhbarda bulunulan kişinin durumu HMK 63 ve 64. maddelerde düzenlenmiş olup, ihbar olunan davada taraf sıfatını kazanamaz yani hükümde ihbar olunan leh ve aleyhine hüküm kurulamaz ve ihbar olunan yargılama giderlerine mahkum edilemez. Bu nedenle davanın ihbar edildiği .. Elektrik Dağıtım A.Ş. hakkında hüküm kurulması hatalıdır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 2. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.