10. Hukuk Dairesi 2024/9963 E. , 2025/4009 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı Kurum vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum sigortalısı ...’nin 14.08.2000 tarihinde trafik iş kazası geçirdiği ve sigortalının kaza sonucu vefat ettiği, Kurumun sigortalının haksahiplerine 31.140.23 TL, tutarında peşin sermaye değerli gelir bağladığı iddiasıyla Kurum zararının anne için 8.000,00 TL baba için 6.500,00 TL, olmak üzere toplam 14.500,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin olayda bir kusurunun bulunmadığı, davalı şirket ve elemanlarının hiçbir davada yargılanmadığı, olaydan dolayı meydana gelen maddi ve manevi tazminatın kazalının mirasçılarına diğer davalı ... şirketi tarafından ödendiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... Sigorta ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılardan ... Sigorta A.Ş.'nin Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2002/369 Esas, 2003/127 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği, iflas sonrasında yapılan usuli işlemlerin müflis şirket açısından usulsüz olduğu, sigorta şirketinin poliçe bedeli ile sınırlı sorumluğu olduğu için fazlaya ilişkin davanın reddi gerektiği, davalı şirketin iflas etmiş olması nedeniyle alacağın iflas masasına kaydedilmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 02.10.2009 tarihli ve 2005/118 Esas, 2009/644 Karar sayılı kararla davanın kısmen kabulü ile 10.656,26 TL nin onay tarihi olan 22.03.2002 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalılar ... Turizm Servis ve Ticaret Ltd. Şti., ..., ... Uluslararası İmalat Ve Tic. A.Ş., ..., , ..., ...ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya kuruma verilmesine, ... Sigorta A.Ş.'nin poliçe miktarı ile bu miktardan sorumluluğuna, fazlaya ilşkin istemin reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 02.10.2009 tarihli ve 2005/118 Esas, 2009/644 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili ve davalılardan ... Tur. Servis ve .... Şti ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 20.12.2011 tarihli ve 2010/9841 Esas, 2011/19001 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...506 sayılı Kanun'un kusur sorumluluğunu esas alan 26. maddesine dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı açısından uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesinin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, sigortalı veya hak sahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davasında alınan kusur ve hesap raporu, rücu davasında bağlayıcı olmayıp; güçlü delil niteliğindedir. Somut olayda, güçlü delil niteliğindeki tazminat dosyasında düzenlendiği anlaşılan Kusur raporunun işbu dosyada hükme esas alındığı anlaşılmış ise de, tazminat dosyasının kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmiş ise hükmünde bu raporun esas alınıp alınmadığı anlaşılamamaktadır. Ayrıca, sekiz kişinin vefat ettiği kazada, anılan tazminat dosyasının, işbu davanın açılmasına sebep olan, sigortalı ...’nin vefatı sebebiyle hak sahiplerinin açtığı dava olup olmadığı da belirlenememektedir. Diğer taraftan Borçlar Kanununun 53. maddesi hükmü uyarınca hukuk hakimi ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı değilse de kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlıdır. Bu bağlamda somut olayda; ceza davasında kusurlu bulunarak mahkum olan davalılara sigorta olayının meydana gelmesinde az da olsa bir miktar kusur verilmesi zorunlu olup, mahkum olmayanlar hakkında ancak işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı açısından saptanan bir kusuru varsa değerlendirilmelidir. Mahkemece, yukarıda belirtilen fiili ve hukuki durumlar dikkate alınmaksızın, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Uluslararası konfeksiyon İmalat ve Tic. A.Ş. nin personel taşıma işinin, davalı ... Turz. Servis ve .... Şti. tarafından sağlandığı, taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisinin bulunduğu, Kurum Sigortalısı ...'nin davalı işveren davalı ... Uluslararası konfeksiyon İmalat ve Tic. A.Ş. nezdinde belirsiz süreli hizmet akdi ile çalıştığı esnada, 14.08.2000 tarihinde servis sürücüsü davalı ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı servis aracı ile karşı yönden gelen davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı kamyon ile çarpışmasıyla meydana gelen trafik iş kazası sonucu vefat ettiği, kazanın meydana gelmesinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini yeterince almayan davalı işveren şirketlerin, araç sürücüsü davalı ... ... ile ceza davasında mahkum olan davalı ....'ın kusurları oranında kurum alacağından sorumlu olacakları, ... Sigorta ... poliçe limiti dahilinde sorumlu olacağı, aldırılan bilirkişi raporlarının denetime elverişli, delillere uygun olduğu, kusur oranlarının ve kurum alacağının doğru belirlendiği ceza davasında beraat eden ve kendisine kusur atfedilmeyen ... yönünden ise davanın reddi gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden reddine, davalılar ..., ..., Uluslararası İmalat ve Ticaret A.Ş., ... Sigorta A.Ş. ve ... mirasçıları yönünden davanın kısmen kabulü ile, 10.657,94 TL ilk peşin değerli gelirin onay tarihi olan 22.03.2002 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Kuruma verilmesine, Fazlaya yönelik istemin reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; hesap raporunun hatalı olduğu, Kurum zararının eksik hesaplandığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirketin sahibi ve işleteni olmadığı, bilirkişi raporunun hatalı olduğu, aracın şirkete ait olmadığı, şirketin kusuru bulunmadığı, diğer davalının da kusurlu olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, trafik - iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerden oluşan Kurum zararının rücuen tahsiline ilişkindir. Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz istemi yönünden: 1. 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesinde, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı açıkça düzenlenmiştir. 2. 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2023 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 12.950,00 TL olarak değiştirmiştir. 3.Somut olayda Mahkemece verilen 08.06.2023 tarihli kararda davalıların aleyhine 10.657,94 TL'ye hükmedildiği anlaşılmakla, anılan hükme karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından, temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı Kurum temyiz istemi yönünden: 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Davacı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 3.Peşin alınan temyiz harcının ilgililere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.