Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/8867 E., 2025/8360 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8867 E., 2025/8360 K. (20.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8867
Karar No
2025/8360
Karar Tarihi
20.05.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/8867 E. , 2025/8360 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/173 E., 2024/854 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/287 E., 2022/674 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf istemlerinin esastan reddine, davacının istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de her iki davalı vekilince duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 13.05.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı .... İnşaat Taah. Dış Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... ve murafaalı temyiz eden davalı ... İnşaat Tic. A.Ş. adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğradığından bahisle asıl ve birleşen dava dosyaları ile 1.075.690,73 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazası nedeniyle davacının %30,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, iş kazasının meydana gelişinde davacının bir kusurunun olmadığı, alt işveren olarak nitelendirilen davalı ... İnşaat Taahhüt Dış Tic. Ltd. Şti.'nin %70 (bu kusurun %2'sinin ... şirketinin dava dışı ortağı/müdürü ...'a, %2'sinin ... şirketinin dava dışı ortağı/müdürü ...'ye, %2'sinin ... şirketinin dava dışı şantiye şefi ....'e ait olduğu), asıl işveren olarak nitelendirilen davalı ... İnşaat şirketinin %30 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davacı lehine 961.129,52 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun sigorta şirketi ödemesinin karşılama miktarı bulunurken faizin de dikkate alınmasının hatalı olduğundan bahisle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının maddi zararının 1.023.048,69 TL olduğundan bahisle davacı lehine 1.023.048,69 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı ... İnşaat şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, bu kapsamda alınması gereken kusur raporunun dağcılık alanında uzman iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından alınması gerektiğini, Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında da bu tür zararlandırıcı olayların iş güvenliği mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davacının yamaçta çalıştığı sırada, çalışma alanı dışından gelen kaya parçalarının düşmesi neticesinde yaşam halatının bağlı bulunduğu kayadan kurtulmasının doğal afet olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin, başka bir deyişle mücbir sebep olarak illiyet bağını kesip kesmeyeceğinin bilirkişi raporunda açıklanmamasının, kararın denetime elverişliliğini ortadan kaldırdığını ileri sürmüştür. .. .. Projeleri 26. Bölge Müdürlüğü’nce mahkeme dosyasına gönderilen “... Ağ Projeleri” ve “Sözleşme ve Teknik Şartnameler” incelendiğinde, sözleşmenin 25. maddesinde yer alan ve davalı şirketin faaliyet alanını ilgilendiren “Çelik Ağlarla Şev Koruması Yapılması ve Tepe, Topuk ve Yüzey Ankrajları Tesis Edilmesi” başlıklı bölüm uyarınca işin idarece hazırlanan projelere, teknik şartnamelere ve idarenin talimatlarına uygun olarak yürütülmesinin öngörüldüğü, dolayısıyla müvekkil şirkete atfedilen sistem kurulumundaki eksiklik iddiasının yerinde olmadığı, söz konusu sistemin alt işveren sıfatıyla projeye uygun şekilde kurulduğu hâlde kusur izafe edilmesinin isabetli olmadığı, yine ikinci kusur raporunda yer alan “beş dağcının aynı hat üzerinde çalıştırılması, çalışan sayısına göre yeterli emniyet ve yaşam hattı tesis edilmemesi, ankrajlama işlemi için uygun kayaç belirlenmemesi” yönündeki değerlendirmelerin tanık beyanlarıyla çeliştiğini, Trabzon 2. İş Mahkemesince alınan tanık ifadesinde olay anında bölgede yedi yaşam halatının bulunduğunun açıkça belirtildiğini, yaşam hattının sabitlenmesi işinin çalışanlarca yapıldığını, fotoğraf kayıtlarında da halat sisteminin açıkça görüldüğünü, çalışan sayısına göre yeterli sayıda emniyet ve yaşam hattı kurulduğunu, ankrajlama işlemi için uygun kayaçların belirlendiğini ve sistemin düzenli denetimden geçirildiğini, çalışanlara uluslararası EN sertifikalı paraşüt kemeri ve 20 mm’lik yaşam halatlarının tahsis edildiğini, bu yönüyle müvekkil şirketin tüm önlem ve yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini ifade etmiştir. Rücu davasında alınan 04.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacıya %20 oranında kusur izafe edildiği, kusur raporları arasında çelişki bulunduğu, bu nedenle ehil bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekirken yeterli teknik ve hukuki dayanağı olmayan kusur raporu esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğu, istinaf başvurusunun esastan reddine ve istinaf mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı belirtilmiştir. Hesaplamaya esas alınan ücretin hatalı olduğu, sendika ücretinin esas alınmasının yerinde olmadığı, müvekkil şirketin dava tarihinden önce davacıya 6.250,39 TL ödeme yaptığı, bu tutarın 6098 sayılı Kanun’un 100. maddesi gereğince yasal faiziyle birlikte tazminattan tenzil edilmesi gerektiği, davacının müvekkil şirket bünyesindeki toplam 166 günlük çalışmasından önce mesleki kıdem ve tecrübeye sahip olmadığının dosya kapsamından anlaşıldığı, işçinin vasıfsız olduğu ve asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiğinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun olduğu, resmi belgeyle asgari ücretin üzerindeki gelirinin ispatlanamadığı, bu nedenle Yargıtay içtihatları uyarınca asgari ücretin esas alınması gerektiği, davacının “inşaat kalfası” sayılabilmesi için gerekli yaş şartını taşımadığı gibi, herhangi bir ustalık ve mesleki uzmanlık belgesinin bulunmadığı, tanık anlatımlarının da davacının iddia ettiği ücret miktarını desteklemediği, bu nedenlerle bilirkişi raporunda takdir edilen 2,443 katı ücretin hayatın olağan akışına ve somut verilere aykırı olduğu, bilinen devre hesabında 29.03.2022 tarihli rapor esas alınması gerekirken hatalı biçimde 31.12.2022 tarihinin esas alındığı, hesaplamalarda asgari geçim indiriminin dikkate alınmasının hatalı olduğu, SGK ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin güncelleştirme yapılmadan hesaptan düşülmesinin eksik incelemeye dayandığı, Borçlar Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca sigorta şirketiyle yapılan ibra sözleşmesinin müvekkil şirketi de ibra edilen kısım kadar borçtan kurtaracağı, ayrıca kazanç artış ve iskontolama oranlarının %10 yerine %5 olarak alınmasının Yargıtay uygulamasına aykırı olduğu, bilinmeyen döneme ilişkin kazancın ortalama yerine her yıl ayrı ayrı hesaplanması gerektiği, müteveffaya bağlanan aylık 1.048,00 TL sürekli iş göremezlik maaşının aktif ve pasif dönemlere yansıtılması gerektiği hâlde eksik ve hatalı tespitlerle hüküm kurulmuş olması nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararına karşı süresi içinde yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi ile istinaf mahkemesince asıl ve birleşen davalar yönünden verilen kısmen kabul kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... İnşaat Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusurun oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, müvekkilinin asıl işveren olmadığını, müvekkile kusur verilmesinin hatalı olduğunu, davacı ile diğer davalı şirketin asli kusurlu olduğunu, müvekkil şirketin iş sağlığı ve güvenliği hususunda mevzuata uygun davrandığını ve uluslararası standartları da eksiksiz uyguladığını, kazanın meydana geldiği yerde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmasının müvekkil şirket ile ... İnşaat arasında imzalanan sözleşme gereğince ... İnşaatın sorumluluğunda olduğunu, ancak müvekkil şirketin de iş sağlığı ve güvenliği kuralları uyarınca tüm gereklilikleri yerine getirdiğini, müvekkil şirket ile ... İnşaat arasında imzalanan sözleşme kapsamında, ... İnşaatın üstlendiği iş nedeniyle meydana gelebilecek her türlü iş kazası ve üçüncü kişilere karşı verilecek zararların sorumluluğunun tamamen ... İnşaat’a ait olduğunun açıkça düzenlendiğini, sözleşme kapsamında ... İnşaat çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüm sağlık, emniyet ve güvenlik tedbirlerinin alınmasının ve bunlara uyulmasının ... İnşaat tarafından sağlanması gerektiğini, bu tedbirlerin alınmaması halinde doğacak her türlü sorumluluğun ... İnşaata ait olduğunun sözleşmenin “İş Sağlığı, İş Güvenliği ve Çevrenin Korunması” başlıklı 23. maddesinde açıkça belirtildiğini, kazaya sebebiyet veren olay ile müvekkil şirketin herhangi bir eylemi arasında illiyet bağının bulunmadığını, Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında dağcılık alanında uzman olmayan bilirkişilerce düzenlenen raporun esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, ... İnşaatın faaliyet alanının inşaat olduğunu, dağcılık faaliyetlerinin ise ...’nın özel uzmanlık alanı olduğunu, bu nedenle müvekkil şirketin herhangi bir ihmal veya kusurunun söz konusu olamayacağını, dosyada mevcut ... İnşaat beyanlarından davacı dahil tüm çalışanların paraşüt kemeri ile kendilerini 20 mm çapındaki ana halatlara bağlayarak çalıştıklarının anlaşıldığını, kullanılan halatların yüksek mukavemetli ve uluslararası EN sertifikalı ürünler olduğunu, kazaya neden olan kaya parçalarının kontrollü şekilde düşürüldüğünü, tanık olarak dinlenen iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ...’nin de kazanın, çalışma alanı dışındaki ağır bir kayanın koparak bağlantı yapılan kayaya çarpması ve halatın kopması sonucu meydana geldiğini beyan ettiğini, tüm bu hususlar dikkate alındığında iş kazasına neden olan etkenler, alınan önlemler, uyum durumu ve kaçınılmazlık faktörü birlikte değerlendirilerek dağcılık alanında ehil uzman bilirkişilerden yeni rapor alınması gerekirken mevcut kusur raporuna dayalı hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ücretin hatalı tespit edildiğini ve asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, ayrıca davacının dava dilekçesindeki ücret beyanının 3.000 TL olduğunu ve taleple bağlılık kuralının ihlal edildiğini (her ne kadar talep aşımı söz konusu değilse de), 2022 yılı itibarıyla AGİ uygulamasına son verilmiş olmasına rağmen AGİ’nin afaki olarak ücrete eklendiğini, hükme esas alınan 29.03.2022 tarihli bilirkişi raporunun bu yönüyle de hatalı olduğunu, asgari ücretin 2,443 katı olan 12.224 TL ücretin mühendisin dahi alamayacağı bir miktar olduğunu, davacının kendi beyanının 3.000 TL olduğunu, buna rağmen AGİ eklenerek hesaplama yapılmasının ve raporun kabulünün mümkün olmadığını, raporda davacının 17 ay boyunca %100 iş göremez durumda olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, oysa Adli Tıp Kurumu raporunda iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, aktif dönem hesaplamasında ortalama yöntem kullanıldığını ve bunun da hatalı olduğunu, aktif dönemin 36 yıl 96 gün olarak belirlendiğini, 2023 yılından itibaren her yıl için aynı miktar esas alınarak hesaplama yapılmasının Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda 2022 yılı için yıllık gelirin katsayı ile çarpılmaksızın tüm yıllara uygulanmasının hatalı olduğunu, aynı hatanın pasif dönem için de yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, raporda davacının aylık brüt ücretinin 12.224,77 TL ve net ücretinin 8.789,67 TL olarak esas alındığını, bu durumda dahi yıllık gelirin 105.476,04 TL olduğunu, %5 iskontoyla 100.453,37 TL'ye ve katsayı çarpımıyla da aynı sonuca ulaşıldığını, ancak bu hesaplamanın dahi yapılmadığını, itiraza konu bilirkişi raporunun esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından, ..... Bakanlığı ve meslek odalarından ücret araştırması yapılmadığı, davalı ... şirketi vekilinin davacıya davadan önce yapılan toplam 6.250,39 TL ödemenin hesap raporunda dikkate alınmadığı, dosya kapsamında yer alan Kurum evraklarından davacının geçici iş göremezlik döneminin 50 gün olduğu, Adli Tıp Kurumu raporunda davacının geçici iş göremezlik döneminin 9 aya kadar uzayabileceği ancak gerçek geçici iş göremezlik döneminin Kurum kayıtlarından tespit edilmesi gerektiğinin belirtildiği, hükme esas hesap raporunda geçici iş göremezlik döneminin 07.04.2016-13.09.2017 tarihleri arası olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının veya yakınlarının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Öte yandan 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre tazminat alacaklısına ifa amacıyla yapılan ödemelerin hesaplanan maddi zarar tutarından indirilmesi gerektiği açıktır. Somut olayda, emsal ücret araştırması usulünce yapılmadan sonuca gidilmesi hatalı olduğu gibi davalı ... şirketi tarafından ileri sürülen ödeme iddiası değerlendirilmeden karar verilmesi de isabetsizdir. Ayrıca davacının geçici iş göremezlik döneminin hangi tarihler arasında ve toplamda kaç gün olduğu tespit edilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması da yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; sigortalının yaptığı iş, yaşı, mesleki kıdemi ve iş yerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle .... Bakanlığı'ndan ve meslek odasından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, davacının geçici iş göremezlik döneminin hangi tarihler arasında ve toplamda kaç gün olduğunu kesin olarak tespit etmek, dosya kapsamında yer alan banka kayıtlarını irdelemek, toplamda 6.250,39 TL tutarındaki ödemeler konusunda tarafların beyanını almak, gerekirse bankadan kayıtları tekrar istemek, maaş adı altında yapılan bu ödemelerin çalışma karşılığı mı ödendiği yoksa geçici iş göremezlik döneminde çalışma karşılığı olmadan yapılan ödemeler mi olduğunu belirledikten sonra ödemelerin ifaya yönelik ödemeler olup olmadığını değerlendirmek, ifaya yönelik ödemeler olduğu sonucuna varıldığında maddi zarar hesabında dikkate alınması gerektiğini göz önünde bulundurmak, yeniden alınacak hesap raporunda davacı tarafın kanun yoluna başvurmamış olduğunu dikkate alarak hükme esas hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmeden aynen kullanılması gerektiğini dikkate almak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Davalılar avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7c775e9297872cd3 16095f47a1a2bffd

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı