Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/6098 E., 2025/8383 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/6098 E., 2025/8383 K. (20.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6098
Karar No
2025/8383
Karar Tarihi
20.05.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/6098 E. , 2025/8383 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1625 E., 2024/313 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/236 E., 2022/264 K. Taraflar arasındaki prim tahakkuk işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 01.01.2017 - 31.04.2018 tarihleri arasında dava dışı ... Tanıtım ve İletişim San. Tic. Ltd. Şti. ve ...Oto Kiralama İnş. Taahhüt San.Tic. Ltd. Şti. adi ortaklığı ile yaptığı sözleşmeye istinaden müze ve ören yerlerini işletmiş olduğu, bu süre boyunca prim teşviklerinden yararlandığı, davacı şirketin hem adresi, hem yetkilisi değiştiği dikkate alındığında davacıya usulüne uygun bir tebligat yapılmadığının ortada olduğu, yersiz tahakkuk eden veya fazladan ödenen tüm primlerin 10 yıllık zamanaşımı süresinde iadesi istenebileceği dikkate alındığında yersiz olarak talep edilen primlerin de aynı şekilde iptali ile davacı şirketin dava konusu dosyada prim borcunun olmadığının tespiti gerektiği, bahse konu işyerini adi ortaklıkla yaptığı sözleşmeye istinaden işlettiği, bu süreçte davacı şirketin adi ortaklık yetkililerinden emir ve talimat almadığı, bu sözleşme ile kiracılar müze ve ören yerlerinde münhasır yetkili kılındığı, dava dışı şirketler ile davacı şirket arasında altişverenlik ilişkisi bulunmadığı, kiralama sözleşmesinin ihaleli iş olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte idare ile dava dışı şirketler arasındaki sözleşme niteliği itibariyle alım - yapım işi olmadığı, davacı şirket ile adi ortaklık arasındaki ilişkinin özel hukuktan kaynaklandığı, idare ile adi ortaklık arasında imzalanan sözleşmeden bağımsız olduğu iddiasıyla ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü .... Sosyal Güvenlik Merkezinin dava konusu prim tahakkuk işleminin iptaline, davacı şirketin dava konusu prim borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü'nün 18.02.2020 tarihli yazısında müfettiş raporunda “...” işinin ... ...San Tic. Ltd. Şti.-... Yemek Oto Kiralama İnş.Taah. San.ve Tic. Ltd. Şti. Adi İş Ortaklığınca DÖSİMM'e karşı 2886 sayılı DİK kapsamında taahhüt edildiği, ancak ihale konusu iş kapsamında Ortaklıkça sigortalı çalıştırılmayarak, kiraya verilen yerlerde ... Yönetim A.Ş. tarafından işyeri dosyasının tescil edildiğinin belirtildiği, dolayısıyla Kanunun açıklanan hükmü çerçevesinde 2886 sayılı DİK.na göre üstlenilen ihaleli işlerden dolayı sigorta prim teşvikinden yararlanılamayacağından, İş Ortaklığı tarafından DÖSİMM'e taahhüt edilen, ... Yönetim A.Ş. tarafından tescil edilen işyerlerinden gerçekleştirilen ... işinden dolayı 5510 sayılı Kanun'un 81/1-ı.maddesinde yer alan 5 puanlık indirimden, 5510 sayılı Kanunun 81/2 maddesinde yer alan ilave 6 puanlık indirimden ve 4447 sayılı Kanunun Geçici 10.maddesinde yer alan genç, kadırı ve mesleki belge sahibi olanların istihdamına yönelik teşvikten yararlanılması mümkün bulunmamaktadır” denildiği, bu nedenle işyeri dosyasına 2018/01, 0Z, 03, 04. aylar için 5510 belge türü için “İptal Aylık prim hizmet belgesi”, 2018/01, 02, 03, 04.aylar için Kanun türü seçilmeksizin “Asıl-Ek Aylık Prim Hizmet Belgeleri” tahakkuku işlendiğini, 5510 sayılı Kanunun 8- 1.maddesinde yer alan 5 puanlık indirimden yararlanılan kısım tutarlarının sigorta borcu oluştuğu, 21.02.2020 tarih 3209586 sayılı yazı ile işverene borç bildirimi yapıldığı, işveren'in 05.03.2020 tarihinde tebliğ aldığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; 5510 sayılı Kanun'un 81/1-1ı maddesinde, “bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işveresnlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet cden tatar Hazimece karşılanır. Bu bent hükümleri; vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları ile okul aile birliklerince çalıştırılanlar hariç olmak üzere 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanun'un 30. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren Kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na, 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanuna ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigorttalılar hakkında uygulanmaz” 4447 sayılı Kanunun Geçici 10/7. maddesinde, “bu madde hükümleri; 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanımun 3 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na, 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanuntdan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.” hükümleri yer aldığı, dosya kapsamında davacı şirket ile dava dışı şirket ... ...San. Tic. Ltd. Şti. -...Oto Kiralama İnş.Taah.San.ve Tic.Ltd.Şti. İş Ortaklığı arasında hizmet satın alma sözleşmesi ile müze ve ören yerlerinin işletmesinin üstlenildiği, Dösim ile ... ...San. Tic. Ltd. Şti. - ...Oto Kiralama İnş.Taah.San.ve Tic.Ltd.Şti. İş Ortaklığı arasında yapılan ihale sözleşmesinin temelinde de müze ve ören yerleri gişelerinin kiraya verilmesi işinin ihale edildiği, yapılan düzenlemeler dikkate alındığında, 4734 sayılı Kanun'un 3. maddesinde sayılan alım ve yapım işlerinde çalıştırılan sigortalılardan dolayı 01.03.2011 tarihinden itibaren 5 puanlık prim desteğinden yararlanılmasının mümkün bulunmadığı, dava konusu ihalenin konusunun alım ve yapım işi olmayıp müze ve ören yerlerinin kiraya verilmesine ilişkin olduğu ve 4734 sayılı Kanun kapsımından bulunmadığı bu nedenle davacı iş verenin prim teşvikinden yararlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile ... SGK İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından tahakkuk ettirilen prim borcunun iptali ile davacı şirketin dava konusu ... iş yeri sicil numaralı iş yerine tahakkuk ettirilen prim borcundan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2886 sayılı Kanuna tabi olarak DÖSİMM ile dava dışı ...- ... Adi İş Ortaklığı' nın yaptıkları sözleşmelerin hizmet alım sözleşmesi olduğu, davacı şirketin de dava dışı şirketlerden bu işleri sözleşme ile aldığı, DÖSİMM ile yapılan sözleşmeler 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında bir hizmet alımı sözleşmesi olduğundan davalı kurumun teşvik iptali ile prim borcu çıkartması işleminin yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.3 maddesi gereğince kabulüne, Ankara 5. İş Mahkemesinin 2020/236 E., 2022/264 K., sayılı kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla sözleşmenin kira sözleşmesi mahiyetinde olduğu ve davanın kabulü gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim tahakkuk işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. 1.Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. 2.Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 3.Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 4.Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E: 2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10-726 E, 2012/57 K; 28.09.2012 gün 2012/3-444 E, 2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2-97 E, 2012/203 K sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. 5.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. 6.Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. 7.Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi Kanun ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. 8.Eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde "mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı" belirtildiği halde Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmakta olup yazılı şekilde karar tesisi hükmün gerekçesinin karar ile uyumlu olmasına ilişkin emredici kuralı ihlal etmektedir. 9. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5750c14e582e9ea2 d1d32824137fd427

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı