10. Hukuk Dairesi 2024/9138 E. , 2025/8363 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2221 E., 2024/663 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/138 E., 2023/79 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 27.03.2013 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP 1.Davalı ... şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirket bünyesinde 06/11/2012-20/09/2016 tarihleri arasında çalıştığını, 27.03.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu zarar gördüğünü, olayın davacı ile dava dışı operatör sorumlusunun jumbo makinesinde kırılan rotu değiştirmek istemeleri üzerine, kendi aralarındaki iletişim eksikliği ve dikkatsiz eylemlerde bulunmaları ve operatörün yanlışlıkla makine koluna basması sonucu meydana geldiğini, söz konusu olayda davalı şirketin bir kusurunun bulunmadığını, davalı şirkette gerekli önlem ve tedbirlerin alındığını, gerekli eğitimlerin verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... ... şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ileri sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının davalı şirket nezdinde çalışmasının bulunmadığını, davacının taleplerinden diğer davalı şirketin sorumlu olduğunu, asıl işverenlik alt işverenlik ilişkisinin var olabilmesi için her iki tarafın bu kurumdan fayda elde edebilmesi, üretimle ilgili olan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunan işi belirli oranda paylaşabilmesi ve nihayet bunun karşılığı olarak da ortaya çıkan sorumluluğun paylaşılması gereğine ve düşüncesine dayanmakta olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 1) Net 4.892,37 TL geçici iş gücü kaybına dayalı maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine, 2)Net 1.315.397,00 TL sürekli iş gücü kaybına dayalı maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine, 3)Net 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine, Fazla ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, Bölge Sağlık Kurulunun 12/02/2015/1118 sayılı Sağlık Kurulu Kararı ile davacının maluliyetinin %30,2 olarak tespit edildiği, kontrol muayenesine gerekmediğine karar verildiği, Kurum tarafından davalı şirketler aleyhine İvrindi Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi 2016/193 E.sayılı dosyasında açılan rücu davasında 2019/260 K.sayılı karar ile dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporuna göre ... ... End. Ham. San. ve Tic. A. Ş 'nin %40, ... Mad. İnş. Hafr. San. Tic. Ltd. Şti'nin %40, ...'ın %10, dava dışı kazalı ...'un %10 oranında kusurlu olduğununun, davacı işçinin maluliyetinin SGK kurumunca %30,2 olarak tespit edildiğinin belirlendiği söz konusu karara karşı davalılar tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Bursa Bölge adliye Mahkemesi 11 HD'nin 2020/1200 E.ve 2021/436 K.sayılı kararı ile davalıların istinaf isteminin reddine karar verildiği, söz konusu davada tespit edilen %30,2 maluliyet oranının davalılar açısından kesinleştiği, davalıların itirazının yerinde olmadığı, davalılar arasında asıl işveren ve alt işveren ilişkisi olduğunun söz konusu karar ile tespit edildiği, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9 HD'nin 2021/2977 E.ve 2023/2605 K.nolu kararı ile de davalılar arasında alt-üst işveren ilişkisi bulunduğunun belirlendiği, davalıların iş kazasına bağlı maddi ve manevi tazminata ilişkin alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, SGK Müfettişinin düzenlediği 26/06/2015 tarihli raporda davalı ... şirketinin %40, üst işveren davalı ... ...'nın %40, kazalı davacının %10 ...'ın %10 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, söz konusu kusur oranları ile rücu davasındaki kusur oranlarının aynı olduğu, dosya kapsamında alınan 04/04/2022 tarihli kusura ilişkin bilirkişi raporunda da davalı asıl işveren ... ... ile kazalının hizmet akdiyle bağlı çalıştığı alt işveren ... Maden şirketinin müştereken toplam % 80 oranında (her birinin ayrı ayrı kusuru % 40 olmak üzere), operatör ...’ın % 10 oranında, kazalı davacı ...’un % 10 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesince adam çalıştıranın sorumluluğunu düzenleyen TBK.'nın 66 ıncı madde kapsamında toplam kusur oranının % 90 olarak kabulü gerektiği gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğu, söz konusu raporda mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere davacı işçinin uyup uymadığı yönlerinin yargısal denetime elverir biçimde irdelenmiş olduğu, tespit ve değerlendirmelerin oluşa, dosya kapsamına ve iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı süresinin olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK.'nın 146 ıncı maddesi gereğince haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıl olduğu, uygulamada ve öğretide zamanaşımının fiilin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatıldığı, davacının 27/03/2013 tarihinde iş kazası geçirdiği, dava tarihi olan 25/02/2020 tarihi itibariyle kazanın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı, karara esas aktüerya raporunda TUİK kaydı dikkate alınarak oranlama yöntemi ile davacının ücretinin tespit edildiği, imzalı ücret bordrolarının bulunmaması halinde davacının yaptığı işe göre emsal ücretinin araştırılması gerektiği ( Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2016/19246 E. 2018/4559K) tespit edilen ücretin dosya kapsamına uygun olduğu, ancak davaya konu kaza nedeni ile davacının %30,2 oranında maluliyetinin ve maddi zararının meydana geldiği, olayın oluş şekli, kusur oranları, davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın içeriği ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimi ile hak ve nesafet kuralları birlikte değerlendirildiğinde davacı lehine belirlenen tazminat miktarının düşük olduğu, davacının istinaf isteminin yerinde olduğu, davacı lehine 60.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle; -Davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, -Davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 11. İş Mahkemesi'nin 22.02.2023 tarihli 2020/138 Esas - 2023/79 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, Davanın kabulü ile; 1-Net 4.892,37 TL geçici işgücü kaybına dayalı maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine, 2-Net 1.315.397,00 TL sürekli işgücü kaybına dayalı maddi tazminatın kaza tarihi olan 27/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine, 3-Net 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/03/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... ... Endüstriyel Hammaddeler San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Müvekkiline husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, SGK kayıtları incelendiğinde davacının çalıştığı kurumun ... İnş. Petrol Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğunun görüleceğini, bu nedenle diğer davalı ile sadece hizmete dayalı olan ilişki açısından müvekkili firmanın davada sorumluluğu bulunmadığını, b. Davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi mevcut olmayıp davalılar arasındaki sözleşmenin sadece karşılıklı imzalanan hizmet ilişkisinden ibaret olduğunu, c.Mahkemece zamanaşımı itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, kabul anlamına gelmemekle; bilirkişinin hesaplamasında fahiş hatalar mevcut olduğunu, 04/10/2022 tarihli rapora itiraz dilekçesi ekinde bordrolar sunulmuş olup Mahkemece ek rapor alındığını, bilirkişi tarafından yine raporun 3. sayfasında, halen ücretin sunulmadığı belirtilerek farazi bir hesap yapma yoluna gidildiğini, kıyas yöntemi ile ücret hesaplaması yapılmasının mümkün olmadığını, mahkemece bu eksiklik gözardı edilerek hukuka aykırı hazırlanan aktüer raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, d.Dosyada her iki davalı açısından farklı kusur oranları belirlendiğini, ancak hüküm kısmında bedelin tamamı üzerinden müştereken ve müteselsilen alacağın tahsiline karar verildiğini, kabul anlamına gelmemekle kusur oranları dikkate alınarak sorumluluk miktarlarının belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... Maden İnş. Hafriyat San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkemece zamanaşımı itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, b. Dosyada maluliyet hususunda bir tespit yapılmadığını, İvrindi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/193 Esas sayılı dosyasında alınan raporun dikkate alındığını, ilgili dosyada da Adli Tıp Kurumundan alınan somut, kesin ve hükme elverişli bir maluliyet raporu bulunmadığını, bir çok defa taraflarınca yapılan itirazların dikkate alınmadığını, baika bir dosyadaki maluliyet raporu dikkate alınarak yargılama ve hesaplama yapıldığını, hükme esas alınacak bir maluliyet raporu bulunmadığından dosyadaki kesin delil niteliği taşımayan maluliyet tespitine göre yapılan hesaplama ve verilen kararı kabul etmediklerini, c.Bilirkişi tarafından sunulan raporun kendi içerisinde çelişkiler içerdiğini, kazanın meydana geldiği işletme bir maden sahası olup müvekkili şirketin birinci derece tehlikeli işlerden sayılan madencilik faaliyetinde bulunduğunu, müvekkili iş yerinde ...'ye ilişkin tüm önlemler alınmakla birlikte çalışanlara koruyucu kıyafet, eldiven gibi tüm gerekli ekipmanların işe giriş sırasında imza karşılığı teslim edildiğini ve etkin olarak kullandırıldığını, müvekkilinin çalışanlarına tüm eğitimleri verdiğini ve sahada alınabilecek tüm önlemleri aldığını, müvekkilinin tüm önlemleri almasına rağmen davacının ve olay sırasında jumbo makinesinde bulunan dava dışı operatörün dikkatsiz eylemlerini durdurabilmesi mümkün olamayacağından kaçınılmazlık ilkesi söz konusu olup müvekkilinin söz konusu kazayı önleyemeyeceğini, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, bilirkişinin dahi raporunda davacı ve 3. kişi ...'ın özenle hareket etmesi halinde kazanın gerçekleşmeyeceği görüşünden sonra müvekkili şirkete % 40 kusur atfetmesinin hatalı olduğunu, d. Kabul anlamına gelmemekle bilirkişinin hesaplamasında fahiş hatalar mevcut olduğunu, 04.10.2022 tarihli rapora itiraz dilekçesi ekinde bordroların sunulduğunu ve Mahkemece bu hususlar dikkate alınarak dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdii edildiğini, bilirkişinin yine raporun 3. sayfasında halen ücretin sunulmadığını belirterek farazi bir hesap yapma yoluna gittiğini, kıyas yöntemi ile ücret hesaplaması yapılmasının mümkün olmadığını, Mahkemenin ise bu eksikliği gözardı ederek hukuka aykırı hazırlanan aktüer raporuna dayanarak hüküm kurulduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle hükme esas alınan kusur oran ve aidiyetleri ile sürekli iş göremezlik oranı ile hesap raporunda benimsenen ilkelerin dosya kapsamı ve Dairemizce kabul edilen ilkelere uygun olmasına göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2.6100 sayılı HMK nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323 üncü maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, bu madde içerisinde “Başvurma , karar ve ilam harçları yargılama gideri” kapsamında belirtilmiş, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326 ıncı maddede “Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerinin, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceği”, “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332 inci maddesinde ise; “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır. 3.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 15 inci maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” 16/1- 1.cümlesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır.” 28/1-a maddesinde “Karar ve İlam Harcı” düzenlenmiş olup “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.” hükümleri yer almaktadır. 4.Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı Kararında da belirtildiği üzere “Harç, idarece yapılan bir hizmetten yararlananlardan bu hizmet dolayısıyla alınan para, diğer bir deyimle verginin özel ve ayrık bir türüdür. Bu nedenle diğer harçlarda olduğu gibi, yargı harçlarında da kural; harcın, davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişi tarafından ödenmesidir. Ancak yargı yoluna başvurmak, başvuran kişiye bir harç yükümlülüğü yüklediği gibi, başvuranın haklı çıkması halinde bu yükümlülük yer değiştirmekte ve davada haksız çıkan tarafa yükletilmektedir. Bu nedenle nispi harca tabi davalarda, yargılama sonunda ödenecek harç miktarıyla birlikte, harcın gerçek sorumlusu da mahkeme kararıyla belirlenmektedir.” 5.Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davacının davalılardan tazminat istemi hususunda teselsül hükümlerine dayanarak tahsil talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda da bu husus gözetilerek davalıların tazminat alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedildiği, bu cümleden olarak hüküm ferileri hakkında da kararın niteliğine uygun olarak davalıların müteselsil sorumluluğuna hükmedildiği, böylece Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda da istinaf başvurusu reddolan davalıların tek bir karar ve ilam harcından müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesi gerekirken; her bir davalının aynı miktardaki karar ve ilam harcından ayrı ayrı sorumluluklarına hükmedilmesi hatalı olmuştur. 6.Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalıların diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının; Hüküm kısmının A fıkrasının 2 ve 3 üncü bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere; "2-Alınması gereken 92.238,27 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 23.059,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 69.178,37 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına," rakam ve sözcüklerinin eklenmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fbb1ee32490bbf8f bf02704b5f621a59