Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/8224 E., 2025/8357 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/8224 E., 2025/8357 K. (20.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8224
Karar No
2025/8357
Karar Tarihi
20.05.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2025/8224 E. , 2025/8357 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2020/51 E., 2022/264 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dairemizin 03.12.2024 tarih ve 2023/7520 Esas, 2024/12253 Karar sayılı kararıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Davalı vekilinin karar düzeltme mahiyetli dilekçesinde; dairemiz kararında maddi hata bulunduğu iddia edilerek maddi hatanın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Maddi yanılgının varlığı halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ve maddi hatanın düzeltilmesi gerektiği Yargıtayın ve dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir. Dosya kapsamından dairemizin 03.12.2024 tarih ve 2023/7520 Esas, 2024/12253 Karar sayılı kararıyla mahkemece 07.07.2022 tarihli bilirkişi hesap raporuna karşı davacı vekili tarafından süresinde itiraz edildiği ve Temmuz 2022 yılına ait güncel asgari ücret miktarının da belirlendiği ve yeni verilere göre yeniden rapor alınmasını talep ettiği ancak Mahkemece davacının itirazı dikkate alınmadan 07.07.2022 tarihli hesap raporuna göre karar verildiği, Mahkemece yapılacak işin davacının, maddi zararının hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücretin esas alınması gerektiğinin dikkate alınarak hesaplama yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, ne var ki 07.07.2022 tarihli bilirkişi hesap raporunda zaten hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücret verileri kullanılmak suretiyle hesaplama yapıldığı, bu haliyle dairemiz kararında maddi hata bulunduğu anlaşıldığından anılan hususa ilişkin Dairemiz 03.12.2024 tarihli kararının ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

I. DAVA Davacı vekili özetle; davacının 25.09.2002 başlangıç tarihli belirsiz süreli sürekli iş sözleşmesiyle davalı işverenliğin lastik kaplama iş yerinde lastik kaplama ustası olarak en son aylık net 1.350,00 TL ücretle çalıştığını, işverenliğin İşçi Sağlığı İş Güvenliği Tüzüğü Kurallarına aykırı davranışına koşut iş yerinde bulunan yük asansörüyle giriş kattan bir üst kata lastik taşırken asansörün halatının kopması sonucu yaklaşık 10 metre yüksekten yere çakılarak sağ ayak bileğinin eklem bölgesinden patladığını, iyileştirme dosyasında belirtilen düzeyde iş göremez duruma geldiğini belirterek iş kazası biçiminde oluşan haksız eylemden ötürü çoğa ilişkin istekle dava hakkını saklı tutarak 6100 sayılı Kanun'un 107/1. maddesi uyarınca açılan belirsiz alacak davasına bağlı olarak maddi zararlarının saptanmasıyla, 100.000,00 TL manevi ödenceler toplamı 100.001,00 TL'nin olay tarihi 27.7.2009 yürütülecek yasal faizle davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili özetle; zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davacının asgari ücretle çalıştığını, asansörü kullanmaması hususunda uyarıldığını, herkes öğle tatilinde iken saat 12.30'da öğle paydosunda kendisine verilen talimatlara aykırı şekilde hareket ettiğini, olayın iş kazası niteliğinde olmadığını, davacının tüm tedavi giderlerinin kurumca karşılandığını, davacının kendi düşüncesizliği ve ihmali yüzünden yaralandığını, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "..davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi ile 294.947,74 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 18.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." kararı verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur. A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle hesap raporu alındıktan sonra asgari ücretin değiştiğini, güncel asgari ücrete göre yeniden rapor alınması gerektiğini, tazminata esas ücret hesabında sosyal yardımlar ve ücretin eki niteliğindeki sürekli ve düzenli ödemelerin dikkate alınması gerektiğini, hesap raporunun hatalı olduğunu, % 10 artırım % 10 indirim yapılmasının matematiksel olarak birbirini etkisizleştirdiğini, ATK 3. İhtisas Kurulunca davacının iş göremezlik oranının hatalı belirlendiğini, manevi tazminatın düşük belirlendiğini ayrıca reddedilen manevi tazminat yönünden davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının ücretinin asgari ücretin 1,1 kat fazlası belirlenmiş olmasının hatalı olduğunu, ücretin asgari ücret olduğunu, maddi zarar hesabında işleyecek devre hesabında hatalı olarak yıl be yıl %10'luk iskonto çarpanları ile peşin ödeme değerleri hesaplandığını, hesaplamalarda % 5 oranında uygulanması gerekeceğinden % 10 çarpan uygulanmasının fahiş maddi zarar hesabına neden olduğunu, davacının geçirmiş olduğu kaza nedeni ile maluliyet oranının % 14,2 olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, davalıya yükletilen kusur oranının da hukuka aykırı olduğunu, ifa amaçlı yapılan ödemelerin denkleştirme suretiyle mahsup edilmediğini, kazadan sonra davacı işçiye geçici iş göremezlik ücreti aldığı dönem dahil olmak üzere 18 ay boyunca periyodik olarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 48. maddesi gereği mahsup işlemi yapılmadan davalı tarafından maaş ödemeleri yapıldığını, davacının maddi zararının oluşmaması için raporlu olduğu yaklaşık 18 aylık dönemde maaşının tam olarak ödendiğini, davacının evlenecek olması nedeni ile evinin tüm beyaz eşyalarını o dönem davacının aldığını, davacının evinin tadilatı için gerekli inşaat malzemelerinin davacı tarafından alındığını, bu ödemelerin de nihai maddi zarar hesabından denkleştirilerek mahsup edilmesi gerektiğini, HMK madde 31 gereği davanın aydınlatılması bakımından davacı asilin davetiye ile isticvap edilmesini talebinin reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Davacı vekilinin manevi tazminat yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin 22.03.2023 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup, davacı vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyizleri kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, temyiz eden davacı vekilin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Tarafların Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Dairemizin 03.12.2024 tarih ve 2023/7520 Esas, 2024/12253 Karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, 2.Davacı vekilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine, 3.Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen diğer tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara yükletilmesine, Dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı