Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/8759 E., 2025/7520 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8759 E., 2025/7520 K. (06.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8759
Karar No
2025/7520
Karar Tarihi
06.05.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/8759 E. , 2025/7520 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/144 E., 2024/1459 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/213 E., 2023/957 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 23.04.2017 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacıya iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiğini, kazanın tamamen davacının dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu meydana geldiğini, bu tür davaların sigorta gelirleriyle karşılanmayan zararın ödetilmesi ilkesine dayandığını, manevi tazminata niteliği gereği faiz yürütülmesinin mümkün olmadığını, üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirmiş müvekkil idareye herhangi bir kusur izafe edilmesinin hukuken ve mantıken mümkün olmadığını, yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kabulü ile 1- 412.084,49 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece verilen ilk kararın Dairece 3 kişilik bilirkişi heyetinden kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla kaldırıldığı, Mahkemece verilen ilk karara dayanak yapılan kusur raporunda davacı işçinin kazanın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu değerlendirmesine yer verilmiş iken ortadan kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda davacı işçinin kusuru bulunmadığı sonucuna varıldığı, ilk karara karşı davacı tarafın istinaf talebi bulunmamakla davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakka göre davacı işçinin iş kazasında %10 oranında kusurlu olduğunun kabulünün gerekeceği, benzer şekilde davacı tarafça Mahkemece verilen ilk karara karşı istinaf talebinde bulunulmamış olması nedeniyle o kararda esas alınan verilerin davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilip, asgari ücretteki değişiklikler nedeniyle rapor alınarak davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın bertaraf edilemeyeceği nazara alındığında Mahkemece ilk kararın yinelenmesinin isabetli olduğu, Mahkemece karara esas alınan hesap bilirkişi raporunun denetime elverişli, bilimsel verilere ve dosya kapsamına uygun olduğu, olay tarihi, maluliyet oranı, olayın özelliği, kusur durumu, tarafların ekonomik durumları dikkate alındığında; Mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının dosya kapsamına uygun olduğu, somut olayda kaza, dava ve ıslah tarihleri dikkate alındığında zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı gerekçesiyle; davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Ortadan kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, ilk verilen karara karşı davanın kabulüne karar verilmekle hukuki yarar bulunmayacağı için istinaf başvurusu yapılmadığını, aslında hesap bilirkişisi raporuna itiraz ileri sürüldüğünü, bu nedenle usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceğini, b. Asgari ücret kamu düzenine ilişkin olmakla asgari ücrette meydana gelen değişikliklerin dikkate alınması gerektiğini, bu durumun da usuli kazanılmış hak oluşmasına engel teşkil ettiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Talebin zamanaşımına uğradığını, b.Davacıya iş güvenliğine dair eğitimler verildiğini, iş kazasının davacının kusurundan kaynaklandığını, üçüncü kişinin kusuru üzerinde durulmadan karar verildiğini, c. Hesap raporunun hatalı olduğunu, d. Hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK.'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacıya isabet eden %10 kusur oranına ilk yargılama sırasında verilen kararı davacı istinaf etmediğinden davalı lehine bu durum kesinleşmekle ve usulü müktesep hak teşkil ettiğinden, davacının kusuru dışında kalan %90 oranının sorumlular arasında ileride açılacak davada ayrıca tartışılabileceğinden taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1e2a6c80095bd992 767a8b9f1ac7b840 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2024/8759 E. , 2025/7520 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/144 E., 2024/1459 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/213 E., 2023/957 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 23.04.2017 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacıya iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verildiğini, kazanın tamamen davacının dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu meydana geldiğini, bu tür davaların sigorta gelirleriyle karşılanmayan zararın ödetilmesi ilkesine dayandığını, manevi tazminata niteliği gereği faiz yürütülmesinin mümkün olmadığını, üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirmiş müvekkil idareye herhangi bir kusur izafe edilmesinin hukuken ve mantıken mümkün olmadığını, yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kabulü ile 1- 412.084,49 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece verilen ilk kararın Dairece 3 kişilik bilirkişi heyetinden kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla kaldırıldığı, Mahkemece verilen ilk karara dayanak yapılan kusur raporunda davacı işçinin kazanın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu değerlendirmesine yer verilmiş iken ortadan kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda davacı işçinin kusuru bulunmadığı sonucuna varıldığı, ilk karara karşı davacı tarafın istinaf talebi bulunmamakla davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakka göre davacı işçinin iş kazasında %10 oranında kusurlu olduğunun kabulünün gerekeceği, benzer şekilde davacı tarafça Mahkemece verilen ilk karara karşı istinaf talebinde bulunulmamış olması nedeniyle o kararda esas alınan verilerin davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilip, asgari ücretteki değişiklikler nedeniyle rapor alınarak davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın bertaraf edilemeyeceği nazara alındığında Mahkemece ilk kararın yinelenmesinin isabetli olduğu, Mahkemece karara esas alınan hesap bilirkişi raporunun denetime elverişli, bilimsel verilere ve dosya kapsamına uygun olduğu, olay tarihi, maluliyet oranı, olayın özelliği, kusur durumu, tarafların ekonomik durumları dikkate alındığında; Mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının dosya kapsamına uygun olduğu, somut olayda kaza, dava ve ıslah tarihleri dikkate alındığında zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı gerekçesiyle; davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Ortadan kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, ilk verilen karara karşı davanın kabulüne karar verilmekle hukuki yarar bulunmayacağı için istinaf başvurusu yapılmadığını, aslında hesap bilirkişisi raporuna itiraz ileri sürüldüğünü, bu nedenle usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceğini, b. Asgari ücret kamu düzenine ilişkin olmakla asgari ücrette meydana gelen değişikliklerin dikkate alınması gerektiğini, bu durumun da usuli kazanılmış hak oluşmasına engel teşkil ettiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Talebin zamanaşımına uğradığını, b.Davacıya iş güvenliğine dair eğitimler verildiğini, iş kazasının davacının kusurundan kaynaklandığını, üçüncü kişinin kusuru üzerinde durulmadan karar verildiğini, c. Hesap raporunun hatalı olduğunu, d. Hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. b.6100 sayılı HMK.'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacıya isabet eden %10 kusur oranına ilk yargılama sırasında verilen kararı davacı istinaf etmediğinden davalı lehine bu durum kesinleşmekle ve usulü müktesep hak teşkil ettiğinden, davacının kusuru dışında kalan %90 oranının sorumlular arasında ileride açılacak davada ayrıca tartışılabileceğinden taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE, 2.Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1e2a6c80095bd992 767a8b9f1ac7b840 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı