Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/8571 E., 2025/1737 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/8571 E., 2025/1737 K. (11.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8571
Karar No
2025/1737
Karar Tarihi
11.02.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/8571 E. , 2025/1737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/928 E., 2024/324 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/68 E., 2023/427 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 04.02.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili özetle; 2.721.186.00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 400.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının maluliyet oranı kesin olarak belirlenmeden karar verilmesinin hak ihlaline sebebiyet verdiğini, kusur raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini ve trafik kazası tespit tutanağı ile oluşan çelişkinin giderilmeden karar verildiğini, asgari ücretin sık sık artırılması sebebiyle davacının maaşında meydana gelen artış karşısında peşin sermaye değerinin de yükseldiğini, bu nedenle SGK’dan davacının en son maaşına ilişkin belgelerin celbi ile hesap bilirkişisinden yeniden rapor alınması gerekirken seyyanen indirim yoluna gidilmesinin hukuka ve gerçeklere aykırı olduğunu, ayrıca iş kazasının ardından davacının tedavi sürecinden sonra hafif bir işte tam maaşla çalışmaya devam ettiği döneme ilişkin ücretlerin eksiksiz ödendiği hâlde bu dönemin sürekli iş göremezlik tazminat hesabına dahil edilerek mükerrer alacak yaratıldığını, bu durumun hakkaniyete aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda taraflara somut oranlar üzerinden kusur taksimatı yapılmaksızın, davacının hafif ihlal ve ihmallerinin bulunduğu, dava dışı işçi ....’ın kusurunun olduğu, davalı işverenin ise ciddi ve ağır ihmal ve ihlallerinin mevcut olduğu, bu ihlallerin kazanın oluşumuna doğrudan etki ettiğinin belirtildiği, kusur oranlarının Mahkemece takdir edildiği, ayrıca Mahkemece hükme esas alınan hesap raporunun davacı vekiline 24.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, her ne kadar bu sürede depreme bağlı olarak yargılamanın durmasına ilişkin hükümler uygulanmış ise de, bu sürenin sona ermesinden sonra 29.05.2023 tarihli celsede süresinden sonra davacı tarafça itiraz edildiği, öte yandan, Mahkemece sürekli iş göremezlik oranı belirlenirken Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu raporuna itibar edilmiş ise de, davalı tarafça davacının kaza öncesinde 2010–2011 yıllarında ortopedi ve üroloji bölümlerinde tedavi gördüğü, bu hususların Adli Tıp Kurumu raporunda dikkate alınmadığının ileri sürüldüğü, Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen cevabi yazı içeriğinde de söz konusu tedavi geçmişinin doğrulandığı, ayrıca davacı vekilinin 22.04.2022 tarihli celsede davacının bu dönemde başka bir iş kazası geçirdiğini ancak bu kazanın hastane kayıtlarında iş kazası olarak geçmediğini, kolunda çatlak ya da kırık oluştuğunu ifade ettiği anlaşılmaktadır. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Somut olayda; hükme esas alınan kusur oranlarının bilimsel ve teknik değerlendirmeye dayalı şekilde değil hakim tarafından belirlenmesi hatalı olduğu gibi davacının yargılamaya konu iş kazasından önce geçirdiği kazanın mevcut sürekli iş göremezlik oranına etkisi olup olmadığı, varsa derecesi değerlendirilmeden sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, varsa ceza dava dosyası ve açılmış ise rücuan tazminat dava dosyasının onaylı birer örneğini celp etmek, farklı bir bilirkişi kurulundan rücu ve ceza dava dosyalarını, yine yargılamaya konu iş kazasından sonra Kurum tarafından düzenlenen inceleme raporunu irdeleyen kusur raporu almak, davacının 01.01.2010 tarihinden itibaren kaza tarihi olan 05.03.2015 tarihine kadar olan döneme ilişkin temin edilebilen tüm acil servis başvuruları, ortopedi ve üroloji bölümlerine ait tıbbi tetkik, teşhis raporları ve tedavi evraklarını celp etmek, davacı vekilinin 22.04.2022 tarihli celsedeki beyanları dikkate alınarak davacının yargılama konu iş kazasından önce başka bir kaza geçirip geçirmediğini tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit etmek, Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulundan kazadan önceki döneme ait temin edilebilen tıbbi belgelerin değerlendirildiği, bu belgelerde tespit edilen arazların eldeki iş kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranına etkisi olup olmadığı, varsa derecesi yönünden de irdeleme yapan yeni bir rapor almak, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde 18.01.2023 tarihli ek hesap raporunun davacı vekiline 24.01.2023 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın davacı tarafça anılan rapora itiraz süresi geçtikten sonra itiraz edilmesi nedeniyle 18.01.2023 tarihli ek hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini, dosya kapsamına kazandırılan geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmının tenzil edilmesi gerektiğini gözetmek, usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Davalı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7ef6219e455631a1 ab33ba827c2e81d9

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı