10. Hukuk Dairesi 2022/12222 E. , 2025/1731 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1788 E., 2022/1233 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/706 E., 2022/480 K. Taraflar arasındaki yaşlılık aylığından yapılan kesintiler nedeniyle borçlu olmadığının ve kesintilerin iadesi gerektiğinin tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumun durup dururken davacının Bağ-Kur hizmetini iptal ederek aldığı aylığını kestiği, aylığını kestiği için 01.02.2000-25.03.2010 tarihleri arasındaki aylıkları davacıdan geri istediği, bunun üzerine Kurum işlemini iptaline yönelik dava açtığı, Mahkemece 01.02.2000 tarihi itibariyle aylıkların kesilmesine yönelik işlemin iptaline ve Kuruma kesilen aylıkların yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine gerektiğini tespitine karar verildiği, kararın Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği, bu dava devam ederken davalı Kurum tarafından davacıya 01.05.2010 tarihi itibariyle yeniden yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak Kurum tarafından Batman 1. İş Mahkemesinin 2013/298 Esas, 2014/1355 Karar sayılı kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen 01.02.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmadığı, 01.05.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacı tarafından 01.02.2010 tarihînden itibaren bağlanması gereken yaşlılık aylıklarının faiziyle ile tahsilini için Kurum aleyhine Batman 1. İş Mahkemesini 2016/10 Esas sayısı ile dava açıldığı, bu davanın sonucunda davanın kabulüne ve 2.085,09 TL alacağın tahsiline karar verildiği, tüm bu hukuki sürece rağmen davalı Kurum müvekkiline tebligat yaparak 16.646,85 TL yersiz ödeme yaptığını iddia ettiği, davalı Kurum tarafından her ay davacıdan 650 TL kesinti yaptığı, kesintilerin iadesi talep edildiği halde davalı tarafça bu talebin reddedildiği, Batman 1. İş Mahkemesinin 2013/298 Esas 2014/1355 Karar sayılı kararı ile davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verildiği, mahkemenin bu karannda yaş, sigortalılık süresi prim ödeme günü ve prim borcu hususları titizlikle değerlendirildiği ve şartları taşıdığı için davacıya 01.02.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, bu kararın kesinleştiği, davalı Kurumun davacıdan 16.646,85 TL talep etmesinin ve Haziran 2016 tarihinden beri aylığından her 650 TL kesilmesinin kabul edilebilir ve anlaşılabilir bir durum olmadığı, iddianın aksine yersiz ödeme yapılmadığı, davacının yasalar gereği hak ettiği yaşlılık aylığı aldığı iddiasıyla davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, aylığından yapılan haksız ve yersiz kesintilerin iptaline, yaşlılık aylığından yapılan kesintilerin her bir ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; ileri sürülen tüm hususların Kurum kayıtlarına ve M.K dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, davacıya 01.02.2000 tarihinden geçerli olmak üzere 5101 gün üzerinden 506 sayılı Kanun Geçici 81/A maddesine göre aylık bağlandığı, Kurum müfettişliğince yapılan incelemede davacının Bağ-Kur hizmetinin geçersiz sayıldığı, 25.03.2010 tarihinden itibaren aylık ödemelerin durdurulduğu, davacının 03.04.2010 tarihinde Kuruma tahsis talebinde bulunduğu ve kendisine 01.05.2000 tarihinden itibaren 3872 gün üzerinden aylık bağlandığı, yukarıda belirtilen yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarını davacının yerine getirmediğinden davalı Kurumun işleminin hukuka ve yasalara uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; aylık bağlama sisteminden kaynaklanan ve yasal zemini olan bir ödemenin “yersiz ödeme” olarak kabulü ile kesintiye tabi tutulması olanaklı olmadığı, Kurumun (fuzuli ödeme) yersiz ödeme olarak çıkardığı borcun 01.05.2010 aylık başlangıçlı tahsis ile 01.02.2000 aylık başlangıçlı tahsis işlemlerinde temel alınan mevzuatın değiştirilerek hesaplama yöntemlerine uygulanan verilerin farklığından kaynaklandığı, esasen her iki tahsisin yasal temelinin bulunduğu, Kanun'a aykırılıktan bir fazla (yersiz) ödemenin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 2010 yılı şubat ayı ile 2010 yılı nisan ayı maaşları arasında ve 2016 yılı şubat ayı ile 2017 yılı mayıs ayı maaşları arasında aşağıda belirtilen haksız kesintilerinin iptaline, kesintilerin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi tekrarı ile Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğu ve eksik inceleme ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yaşlılık aylığından yapılan kesintiler nedeniyle borçlu olmadığının ve kesintilerin iadesi gerektiğinin tespiti 1.01.01.1949 doğumlu davacıya, 01.02.2000 tarihinden itibaren 1479 ve 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalı sürelerin birleştirilmesi suretiyle, 506 sayılı Kanun’un 60/A-C maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Ancak 04.06.2009 tarihli Kurum denetiminde, davacının vergi ve esnaf sicil kaydı bulunmadığı, yalnızca .... Hurdacılar, Tüp Gaz Bayileri ve Buzdolabı Tamircileri Odası kaydının bulunduğu belirlenmiş; bu kaydın sahte ve usulsüz olduğu gerekçesiyle 22.03.1985-31.03.1989 tarihleri arasındaki sigortalılık ve buna bağlı olarak bağlanan yaşlılık aylığı iptal edilmiştir. Bunun üzerine davacı, 13.04.2010 tarihinde yeni tahsis talebinde bulunmuş ve bu talep doğrultusunda 01.05.2010 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun’un Geçici 81/A maddesi kapsamında tekrar yaşlılık aylığı bağlanmıştır. 2. Öte yandan, davacının söz konusu sigortalılık süresinin geçerli olduğu ve yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin hukuka aykırı olduğu yönündeki tespit istemiyle açtığı dava kabul edilmiş, Kurum işleminin iptaliyle birlikte 22.03.1985-31.03.1989 tarihleri arasındaki sigortalılığın geçerliliği tespit edilmiştir. Ayrıca, yaşlılık aylığının iptali nedeniyle borç çıkarılamayacağı ve hak edilen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğine karar verilmiş; karar 03.11.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda, 01.02.2000 tarihinden itibaren bağlanan aylığın geçerliliği yargı kararıyla belirlenmiş olduğundan, aynı sürelere dayanılarak 01.05.2010 tarihinden itibaren bağlanan ikinci aylık yersiz hâle gelmiş ve Kurum bu kez davacı hakkında borç tahakkuk ettirmiştir. 3..Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, "sosyal sigortalarda çokluk", bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, "yararlanmada ve yükümlülükte teklik" ilkesi egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü, kanun hükümleriyle engellenmiştir. Bu nedenle sigortalı birden çok sigortalı statüsündeki sigortalı sürelerini ayrı ayrı değerlendirerek iki ayrı yaşlılık / emeklilik aylığı alamayacağı gibi aynı süreleri farklı statülerde mükerreren değerlendirerek de yaşlılık / emeklilik aylığı alamaz. 4.Davacıya 01.02.2000 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının geçerli olduğu yargı kararıyla belirlendiği ve birikmiş aylıkları faiziyle birlikte davacı tarafından tahsil edildiğine göre artık aynı sigortalılık süreleriyle ve aynı statüde 01.05.2010 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığı yersiz hale gelmiştir. Bu nedenle 5510 sayılı Kanun'un 96/b maddesi kapsamında davacının iyiniyeti nazara alınarak iadeye konu tutarın belirlenmesi gerekirken yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeleri gözetmeksizin, yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.