10. Hukuk Dairesi 2023/12951 E. , 2025/1739 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/2400 E., 2021/437 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/175 E., 2018/132 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl dava dosyası yönünden davanın reddine, birleşen dava dosyaları yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Ticaret Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Ticaret Bakanlığı vekili ve davalı gerçek kişi ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili özetle; davacıların murisinin iş kazasında vefat etmesinden dolayı asıl ve birinci birleşen dava dosyalarında eş için 91.494,80 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk ... için 2.365,40 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk ... için 43.184,75 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk... için 9.374,98 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar .... ve ... şirketleri ile davalı Bakanlıktan tahsilini, ikinci birleşen dava dosyasında eş için 115.899,56 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk .... için 2.365,40 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk ... için 53.315,90 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk... için 11.707,01 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...’den müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle kasten öldürme şeklinde gerçekleşen iş kazası olayında davacılar murisi sigortalının %25, ikinci birleşen dosyanın davalısı fail ...'in %70, birinci birleşen dava dosyasının davalısı bakanlığın %5 oranında kusurlu oldukları, kazanın oluşumunda başkaca kusurlu olmadığı kabulünden hareketle asıl dava dosyası yönünden bu davanın davalıları .... şirketi ve ... Deri Şirketinin iş kazasının meydana gelişinde bir kusurları bulunmadığından bahisle asıl dava dosyasının reddine, bakanlığın davalı konumda olduğu birinci birleşen dava dosyasında Eş, çocuk ... ve çocuk...’ın maddi tazminat istemleri yönünden taleple bağlı kalınmak suretiyle davacı eş lehine 115.899,56 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk .... için 2.365,40 TL maddi, 5.000,00 TL manevi, çocuk ... için 53.315,90 TL maddi, 5.000,00 TL manevi, çocuk... için 11.707,01 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, gerçek kişi ...'in davalı konumda olduğu ikinci birleşen dava dosyasında davacı eş lehine 115.899,56 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, çocuk .... için 2.365,40 TL maddi, 5.000,00 TL manevi, çocuk ... için 53.315,90 TL maddi, 5.000,00 TL manevi, çocuk... için 11.707,01 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Bakanlık ile davalı gerçek kişi ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... yönünden usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş muhtıraya rağmen harç eksikliğinin giderilmemiş olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince verilen 26.10.2018 tarihli ek kararının yerinde olduğundan bahisle adı geçen davalının ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, yine davalı bakanlığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece, adli yardım talepli olarak yapılan istinaf başvurusu değerlendirilmeden, istinaf edilmemiş sayılmasına karar verilmesi suretiyle adli yardım talebinin hiçbir şekilde dikkate alınmamasının, istinaf incelemesinde usul ve yasaya uygun bulunmasının temyiz itirazlarını zorunlu kıldığını, ayrıca davacılar tarafından müvekkiline karşı 2018/67 E. sayılı dosya ile 2013/175 E. sayılı dosyanın birleştirilmesi talepli dava açıldığını, birleştirme kararının taraflarına tebliğ edilmesinden hemen sonra 2013/175 E. sayılı dosyanın alelacele karara çıkarıldığını, müvekkiline veya vasisine dosyada herhangi bir bilirkişi raporunun tebliğ edilmediğini, davalı sıfatıyla davaya katılmasına ya da herhangi bir işleme fırsat verilmeden karar verildiğini, Yargıtay ilamında dahi ikinci birleşen dava dosyasının davalısı olan ... adına çıkarılan karar ilamı tebligatının “ihbar olunan” sıfatıyla çıkarıldığı, 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre tebligatın muhtara bırakıldığı hususlarına yer verildiğini, müvekkiline ilişkin bu eksikliğin Yüksek Mahkeme tarafından fark edilerek 2021 yılına ait kararın müvekkiline ancak 14.10.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, hiçbir şekilde müvekkile tebliğ edilmeyen bilirkişi raporuna dayanılarak verilen Mahkeme kararını ve bunu sabit gören istinaf kararını kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Bakanlık vekili temyiz dilekçesinde özetle, yargılamaya konu olayın müvekkili idarenin kastı ya da mevzuata aykırı bir eylemi sonucu meydana gelmediğini ve bu sebeple müvekkilinin sorumlu tutulamayacağının açık olduğunu, ayrıca üçüncü kişinin kusurunun illiyet bağını ortadan kaldırdığını, 26.04.2016 tarihli raporda müvekkili idarenin %5 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ancak bu kusur oranının bilimsel kurallardan uzak ve tahmine dayalı bir değerlendirme sonucu belirlendiğini, ...’un ....’a ait özel güvenlik noktasından geçmeden Muhafaza Kontrol noktasından geçmesinin mümkün olmadığını ve geçtiği saatler dikkate alındığında sorumluluğun özel güvenliğe ait olduğunun açıkça ortada olduğunu, ...’un ... Deri A.Ş.’nin güvenlik görevlisi olduğunu, daimi giriş izin belgesinin bulunduğunu ve hakkında kuvvetli şüphe olmadıkça üst aramasının yapılmasının mümkün olmamasının müvekkili idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırdığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe a.Davalı gerçek kişi ...'in temyiz itirazlarının incelenmesinde, Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince verilen ek kararla, usulüne uygun muhtıra tebliğine rağmen harç eksikliğinin giderilmemiş olması nedeniyle davalı ...’in istinaf başvurusunda bulunmamış sayılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedildiği, bu yönüyle İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı Bakanlığın istinaf istemi de esastan reddedildiğine göre, mevcut durumda davalı ...’in istinaf yoluna başvurmamış sayıldığı İlk Derece Mahkemesi kararına göre aleyhine herhangi bir değişiklik söz konusu olmadığı birlikte değerlendirildiğinde, davalı ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının, hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir b.Davalı Bakanlığın temyiz itirazlarının incelenmesinde, Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, olayın bir kasten öldürme fiiline ilişkin olduğu, ... sigortalı ile kasten öldürme suçunun faili olan ikinci birleşen dava dosyasının davalısı ...’in, asıl dava dosyasının davalısı olan ... Deri Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi işçileri oldukları, bu şirketin ise yine asıl dava dosyasının davalısı olan .... tarafından işletilen .... Serbest Deri Bölgesinde faaliyet gösterdiği, davalı ... hakkında haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2014/1161 Esas sayılı ilamı ile onandığı, ceza dava dosyasında maddi vakıanın şu şekilde kesinleştiği; davalı ...’in .... Serbest Deri Bölgesinde bulunan ... Deri isimli iş yerinde güvenlik görevlisi olarak, ... sigortalı....’ın ise aynı iş yerinde ustabaşı olarak çalıştığı, davalı ...’in ailevi geçimsizlikler yaşaması ve eşinden boşanmış olması nedeniyle antidepresan ilaç kullandığı, 14.12.2011 tarihinde iş yerinden izin alarak akşam saatlerinde ...’de bulunan .... Ovası ...mevkisine sinir ve stres atmak üzere gittiği, burada bir otomobil içinde bulunan avlanmaya gelmiş birkaç kişiyi görüp jandarmaya ihbar etmeye karar verdiği, jandarma gelmeden önce bu aracın lastiklerinden birini kaçmalarını önlemek amacıyla indirdiği, bu lastiğini indirdiği aracın ... sigortalının kardeşine ait olduğu, davalı ...’in sonrasında evine giderek üzerini değiştirip eğlenmek ve içki içmek amacıyla... isimli müzikhole gittiği, bu sırada lastiğine zarar verilen aracı kullanan kişinin müteveffanın kardeşi.... olduğu ve durumu öğrendikten sonra davalı ...’i telefonla arayarak lastiğine neden zarar verdiğini ve jandarmaya neden ihbarda bulunduğunu sorduğu, davalı ...’in de aracın kime ait olduğunu bilmediğini, kendisine ait olduğunu bilseydi şikâyet etmeyeceğini söylediği, ardından ... sigortalı ....’ın da telefon görüşmesine dahil olup davalı ... ile karşılıklı küfürleştikleri, bir müddet sonra davalı ...’in başka bir telefondan aranarak ...r’a çağrıldığı, oğluyla birlikte.... ...’a gittiği, ...’in oğlunun üvey babasının da bara geldiği, diğer taraftan ... ..., kardeşi ... ve birkaç arkadaşının da geldiği, ancak ...’in yakınlarının araya girmesiyle herhangi bir tartışma yaşanmadığı ve tarafların dağıldığı, davalı ...’in ise yapılan küfür ve hakaretin etkisiyle alkol aldığı ve gece boyunca uyumadığı, sabaha karşı yanında av tüfeği ve fişeklik olduğu hâlde motosikletle çalıştığı fabrikaya gittiği, fabrikada bekçilik yapan tanık ....’ten sabah saat 07.00’de kendisini uyandırmasını istediği, 07.00 sularında işçilerin gürültüsü ile uyanan davalı ...’in fabrikadan çıkıp kısa süre sonra iş yerine geri döndüğü, sabah saatlerinde işçilerin çay içtiği esnada elinde av tüfeği ile yukarı kata çıktığı, bu sırada işçilerden....’in “Hayırdır nereye gidiyorsun tüfek elinde” diye sorduğu, davalı ...’in “Yukarıya ava çıkıyorum, ördek vurmaya gidiyorum” dediği, ... sigortalının yanına giderek “Dün akşam bana kardeşinle birlikte ana-avrat küfür ediyordunuz, şimdi de küfür edin..” dediği, müteveffanın ise “....tir lan” şeklinde karşılık verdiği, bunun üzerine davalı ...’in elindeki av tüfeği ile müteveffanın sol omuz ve sol karın bölgelerine iki el ateş ettiği, müteveffanın ağır yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede aynı gün hayatını kaybettiği, aynı olaydan kaynaklanan Kurum tarafından açılmış rücuan tazminat dava dosyasına bakan Bölge Adliye Mahkemesinin 03.03.2021 tarihli celsesine cezaevinden denetimli serbestlikle tahliye edilen davalı asil ...’in de katılarak serbest bölgeye ne şekilde girdiğini anlatan beyanlarda bulunduğu, ...’in bu beyanında; “Olay günü gece saat 03:30'da alkollü bir halde motosikletimle işyerine gittim ve sabah da öldürme olayı gerçekleşti. Bundan dolayı pişmanım ancak motosikletimle ve kırma şeklindeki av tüfeğim kılıfında olmak üzere serbest bölgeye girerken herhangi bir engelleme ile karşılaşmadım. Karşılaşsam bu üzücü olay gerçekleşmeyebilirdi. Çalıştığım 8 yıl boyunca zaman zaman gümrük muhafaza tarafından verilmiş olan giriş kartımın kontrol edilmesi suretiyle bölgeye giriş yaptığım olmuş ise de çoğunlukla herhangi bir denetime tabi tutulmazdık. Hele üst ve araç araması gibi bir durumla muhatap olmadım. Ancak av tüfeğiyle de ilk kez olay günü işyerine gitmiştim. Daha önce böyle bir eylemim olmadı. Serbest bölgeye girerken önce özel güvenlik görevlilerinin bulunduğu sonrasında da gümrük muhafaza memurlarının bulunduğu bir kapı bulunmaktadır. Aralarında 70 metre kadar uzaklık bulunmaktadır. Girerken her iki kapıdan da herhangi bir engelleme ile karşılaşmadan geçtim. Özel güvenliğin kapısından sonra gümrük muhafaza memurlarının olduğu kapıdan geçmeden serbest bölgeye giriş mümkün olmamaktadır.” şeklinde beyanda bulunduğu, yine davalı işveren ... Deri Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. müdürü ....’in SGK müfettişine vermiş olduğu ifadesinde; “Olayın meydana geldiği fabrikada 60 işçinin çalışmakta olduğunu, fabrika binasının bahçesinin çevrili olup girişinde güvenlik ihtiyacı bulunduğundan gelen gideni takip amacıyla güvenlikçiye ihtiyaç olduğunu, fail ...’den başka ... ve...’ın dönüşümlü olarak güvenlikte çalıştıklarını, bahçe bakımı da yaptıklarını, özel güvenlik mahiyetinde olmadıklarını...” şeklinde beyanda bulunduğu, Kurum tarafından düzenlenen inceleme raporunda bir kusur taksimatı yapılmadığı, mahkemece üç adet kusur raporu alındığı, bunlardan birinci ve üçüncü kusur raporlarının aynı yönde olup bu iki rapora itibar edildiği, itibar edilen birinci ve üçüncü kusur raporlarında murise %25, ikinci birleşen dosya davalısı ...’e %70, birinci birleşen dosya davalısı Bakanlığa ise %5 oranında kusur izafe edildiği, raporda başka kusurlu bulunmadığının belirtildiği, hükme esas alınmayan 04.02.2016 tarihli ikinci kusur raporunda ise murisin kusursuz olduğu, asıl dosya davalısı işveren ... Deri Şirketine %20, yine asıl dosya davalısı... şirketi ile dava dışı ...Özel Güvenlik Şirketi ve birinci birleşen dosya davalısı Bakanlığa birlikte %10, ikinci birleşen dosya davalısı ...’e %70 oranında kusur izafe edildiği, ancak dosya kapsamından olay tarihinde sözleşmesi bulunan özel güvenlik şirketinin ...şirketi değil, ... Güvenlik isimli başka bir şirket olduğu, ...Şirketinin sözleşmesinin kazadan sonraki 25.05.2012 tarihinde imzalandığı, Sosyal Güvenlik Kurumunun gerçek kişi ... ve Ticaret Bakanlığı aleyhine açtığı rücuan tazminat dava dosyasında eldeki temyiz incelemesine konu dosyayla benzer şekilde murisin %25, ...’in %70, Bakanlığın ise %5 oranında kusurlu olarak kabul edilerek verilen ilk kararın Dairemizce 2020 ve 2023 yıllarında olmak üzere iki kez kusur yönünden bozulduğu, 2020 tarihli ilk bozma kararında özetle; davalı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğünün sorumluluğunun yeterince irdelenmediği, olayda kullanılan av tüfeğinin ruhsatlı olup olmadığının, ruhsatlı silahla Serbest Bölge’ye girişin mümkün olup olmadığının ve gümrük muhafaza memurlarının tabi olduğu mevzuat çerçevesinde görev ve yetkileri kapsamında denetim ve kontrol sorumluluklarının araştırılması gerektiğinin belirtildiği, rücu dosyasında Bölge Adliye Mahkemesince bu bozmaya uyularak verilen ikinci kararda hükme esas alınan kusur oranlarının; muris %5, davalı ... %70, davalı idareye ya da onun görevlilerine mi verildiği net olmayan şekilde %5, rücu dosyasında dava dışı konumda bulunan özel güvenlik şirketi G4S %10 ve rücu dosyasında dava dışı konumda bulunan işveren ... Deri Şirketine %10 şeklinde olduğu, ancak bu şekilde verilen kararın da Dairemizce 2023 yılında, ikinci kontrol noktasında görev yapan gümrük muhafaza görevlilerinin zaafiyet göstererek yeterli denetim yapmadıkları gerekçesiyle %5 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, buna karşın davalı idarenin kusurunun ayrıca değerlendirilmediği, Bölge Adliye Mahkemesince bu %5 oranındaki kusurun davalı idareye verildiği kabulünden hareketle sonuca gidildiği, aynı raporda ana giriş kapısında yeterli denetim yapmayarak davalı ...’i kolluğa teslim etmeyen dava dışı.... Özel Güvenlik Hizmetleri A.Ş.’ye %10 oranında kusur izafe edildiği, ancak dosya kapsamına göre olay tarihinde serbest bölgede sözleşmesi olan güvenlik şirketinin ...değil, 01.05.2011 tarihli ve kazayı kapsayan sözleşmesiyle ... Güvenlik Şirketi olduğu, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından %5 oranındaki kusurun davalı idareye mi yoksa onun görevlilerine mi ait olduğunun açıklığa kavuşturulması, ayrıca özel güvenlik şirketinin ...değil ... olduğunun gözetilerek ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek rücuan tazminat dosyasının tekrar bozulduğu anlaşılmaktadır. İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Bunun yanında meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi payına düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını da etkilemektedir. Somut olayda, rücuan tazminat dava dosyasında kusur yönünden yapılan değerlendirmeler dikkate alınmaksızın düzenlenen kusur raporları hükme dayanak kılınmak suretiyle sonuca gidilmiş olması hatalı olduğu gibi yapılan kusur incelemesinde davalı idarenin sorumluluğunun yeterince irdelenmediği anlaşılmaktadır. Olayda kulanılan av tüfeğinin ruhsatlı olup olmadığı, ruhsatlı silahla olayın meydana geldiği Serbest Bölge’ye girişin mümkün olup olmayacağı, gümrük muhafaza memurlarının tabi olduğu ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirme yapılmak suretiyle; bu personelin özellikle Serbest Bölge içinde çalışan kişilerin bölgeye giriş kontrol ve denetimini nasıl yapmaları gerektiği, ne tür yetkilerinin olduğu, hususları da incelenmek suretiyle davalı Genel Müdürlüğün sorumluluğuna ilişkin kusur irdelemesi buna göre yapılması gerekmektedir. Öte yandan serbest bölgeye iki aşamalı güvenlikten geçilerek girildiği açık olmasına karşın 01.05.2011 tarihli ve kazayı kapsayan sözleşme nedeniyle .... Güvenlik Şirketi yönünden bir değerlendirme yapılmamış olması da doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, rücuan tazminat dava dosyasının güncel halini ve özellikle o dosyada alınan tüm kusur raporlarını celp etmek, iş güvenliği uzmanları, gümrük muhafaza ve özel güvenlik alanında uzman bilirkişilerden oluşan farklı bir bilirkişi kurulundan yukarıda açıklanan hususları, eldeki dosyada daha önceden alınan kusur raporları ile rücuan tazminat dava dosyasında alınan kusur raporlarını irdeleyip mevcut çelişkileri gideren rapor almak, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde 03.08.2016 tarihli hesap raporunun davacı tarafça itiraza uğrmadığını gözeterek anılan hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini dikkate alan yeni bir bilirkişi hesap raporu almak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Kabul ve uygulamaya göre de birinci birleşen dava dosyasında davalı Bakanlık yönünden davacılar eş, çocuk ... ve çocuk...’ın maddi tazminat istemleri hakkında taleplerin aşılması hatalı olduğu gibi yine bu birinci birleşen dava dosyasına ilişkin maddi tazminat hükümlerinde adı geçen davacıların talepleriyle bağlı kalındığının belirtilip fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması da doğru değildir. Ayrıca mevcut durumda davalı ... şirketi hakkında davanın reddine karar verilmiş ise de adı geçen şirketin 6098 sayılı TBK'nın 116. maddesi kapsamında kusursuz sorumluluğu bulunup bulunmadığı irdelenmeksizin karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı gerçek kişi ... vekilinin temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 1.Davalı Bakanlık temyizi doğrultusunda temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı Bakanlığın sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.