Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/5700 E., 2025/6220 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5700 E., 2025/6220 K. (17.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5700
Karar No
2025/6220
Karar Tarihi
17.04.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/5700 E. , 2025/6220 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/378 E., 2024/624 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 10. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/118 E., 2023/498 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 15.04.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı şirket yetkilisi ... ve adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğradığından bahisle 100.000,00 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat ile 500.000,00 TL bakıcı giderinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilk kararında davacının %100 bakıma muhtaç kalacak şekilde sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %30, davalı işverenin %70 kusurlu olduğu, davacının iş göremezlik+bakıcı gideri maddi zararının toplamda 687.639,24 TL olduğu belirtilerek taleple bağlı kalınmak suretiyle davacının iş göremezlik ve bakıcı giderinden kaynaklanan maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı lehine 600.000,00 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Mahkemenin ilk kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilk kararı ile dava dilekçesi kapsamına göre davanın mahiyetinin iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat isteminin hangi miktarının iş göremezlik tazminatı ve hangi miktarının bakıcı gideri olduğu hususu anlaşılmadığı, her iki alacağın hesaplanma yöntemi ile miktarının belirlenmesi usulünün farklı olduğui İlk Derece Mahkemesince somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmesi noktasında ilgili taraf uyarılmayarak açıklama istenilmemiş olmasının hatalı olduğu, kabule göre %50 oranındaki hakkaniyet indiriminin fazla olduğu, iş kazası nedeniyle maddi tazminat belirlenirken sağlık harcamalarının-tedavi giderlerinin hesaplamadan indirilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, davacıya yapılan ayni ödemelerin (arsa-ev-bir kısım ödemeler) denkleştirilmek suretiyle hesaplanan zarar tutarından tenzil edilmesi gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş kazası nedeniyle bakıma muhtaç kalacak şekilde %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, iş kazasının oluşumunda davacının %30, davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu, davacının maddi zararının aslında toplamda 1.984.721,57 TL olduğu ne var ki taleple bağlı kalındığı belirtilerek davacı lehine 100.000,00 TL iş görememezlikten kaynaklanan maddi tazminat ile %35 hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle 500.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 600.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının 25.09.2007 tarihinde müvekkili şirkette işçi olarak çalışmaya başladığını, son aldığı net ücretin 489,41 TL olduğunu ve bu durumun bordrodaki davacı imzasıyla sabit olduğunu, dava dosyasına sunulan ibraname ve protokol suretinde açıkça yazılı olduğu üzere davacının geçirdiği iş kazasına ilişkin her türlü maddi ve manevi hakları yönünden müvekkili şirketi ibra ettiğini, ibranın hukuki karşılığının alacağın tamamen tahsil edildiği anlamına geldiğini, davacının bu beyanı yaparak müvekkilinin güvenini kötüye kullandığı hâlde maddi tazminat talep edemeyeceğini, davacının maddi ve manevi tüm alacaklarının eşi tarafından da şahit olarak imzalanan ibraname ve protokol sözleşmesi ile sabit olduğunu, ayrıca ibraname verilmesine rağmen kaza tarihinden 8 yıl sonra açılan davanın kabul edilemeyeceğini, zira Yargıtay içtihatlarına göre ibranameden 7 yıl sonra açılan davalarda bu belgenin mücerret bir makbuz niteliğinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, kazanın %100 oranında davacının kusuruyla meydana geldiğini, müvekkilinin rücu davası kapsamında SGK’ya toplam 237.083,87 TL ödediğini, davacıya yapılan tazminat ödemelerinden arsa bedelinin manevi, ev bedelinin ise SGK tarafından karşılanmayan maddi zarar kapsamında ödenmiş olduğunu, bazı Yargıtay kararlarına göre ibra konusu ödeme ile gerçek zarar arasında orantısızlık olması hâlinde ibra belgesinin makbuz niteliğinde kabul edilerek ödemenin tahsil edilebilmesinin mümkün olduğunu, bu doğrultuda davacının müvekkili şirketten bir maddi tazminat alacağı olduğu varsayılsa dahi yapılmış tüm ödemelerin tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, ibra tarihine kadar elde edilen tüm maddi kazanımların hesaplanacak tazminat değerinden düşük olması hâlinde ödemenin “kısmi ifa içeren makbuz” sayılması gerektiğini, böyle bir durumda ödeme tarihindeki gerçek zararın ne oranda karşılandığının tespitiyle en son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından yasal indirimler yapılması ve zararın karşılanan oranı kadar mahsup edilerek kalan miktara hükmedilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince aldırılan 12.10.2023 tarihli bilirkişi raporunun 4. sayfasında yer alan 7.2 numaralı maddede müvekkilinin yaptırdığı evin maddi değerinin 60.650,00 TL olarak baz alınmasının hatalı olduğunu, zira dosyaya ekli sözleşme, fatura, cari hesap ekstresi, havale dekontları ve çek kayıtlarına göre bu bedelin gerçekte 98.000,00 TL olduğunu ve bu tutarın tazminat mahsubunda dikkate alınması gerektiğini, aynı raporda davacının bakıcı giderine ilişkin bir talebi bulunmamasına ve herhangi bir belge sunulmamış olmasına rağmen bu kalem için hesaplama yapıldığını, ilk kararda olduğu gibi %50 oranında indirim yapılması gerektiğini, SGK tarafından açılan rücuen alacak davasında geçici iş göremezlik ödeneği, hastane masrafları ve bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin müvekkili tarafından ödendiğinin belgelerle sabit olduğunu, bu sebeple bu ödemelerin 31.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda maddi tazminattan düşülmesinin doğru olduğunu, ancak 12.10.2023 tarihli raporda tenzil edilmemesinin hatalı olduğunu, öte yandan güncel değerlere göre hesaplanan maddi tazminatlardan düşülen geçici iş göremezlik ödeneği, hastane masrafları ve gelir bağlama tutarlarının, kaza tarihindeki zararın karşılanma oranını yansıtması için ayrıca hesaplamaya eklenerek bu oranın tespit edilmesi gerektiğini, hüküm altına alınan tazminatlara faiz uygulanmasının ve özellikle kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin bozma öncesi kararıyla müvekkilinin ayni nitelikte yaptığı ödemelerin ibraname tarihine göre düşük değerden hesaplandığını, buna karşın davacının maddi zararlarının güncel değerlere göre hesaplanarak üzerine 9 yıllık faiz eklendiğini, bu sebeplerle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından önce bir kök bir de ek, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra bir ek hesap raporu ile bir tane de başka bir bilirkişiden ikinci kök hesap raporu alınıp, son alınan bilirkişi hesap raporuna itibar edildiği, itibar edilen 13.10.2023 tarihli bu raporda bakıcı giderinin 3.734.001,71 TL olarak hesaplandığı, iş göremezlik zararının ise ihtimalli hesaplandığı, İlk Derece Mahkemesinin bu işgöremezlik zarar ihtimallerinden “Davacının iddia edilen ücretle (yemek+servis dahil 1,53 katı) çalıştığı ve işverence yapılan ödemelerin 114.146,67 TL olduğu kabul edildiğinde bu ödemelerin zararın %50,39507'sini karşılandığı, bu haliyle davacının bakiye maddi tazminat zararının 1.984.721,57 TL olduğu,” şeklindeki ihtimaline itibar edildiği, Aşamalarda alınan birinci kök hesap raporunda (19.09.2019) mahkemece ihtimalli bir hesaplama yapıldığı, raporda 4 ihtimal olduğu, ancak hepsinde ortak olan husususun davacının brüt asgari ücretin yarısı üzerinden hesaplanan bakıcı gideri zararı olduğu ve bu tutarın 349.932,87 TL olduğu, birinci ihtimalin davacının iddia ettiği asgari ücretine 1,53 katına isabet eden ücret ve davacı tarafın beyanı (toplam 78.146,67 TL davalı ödemesi) dikkate alınarak %24 karşılama oranına göre yapılan hesaplama olduğu bu hesapta sadece kusur indirimi yapılarak belirlenen 142.816,23 TL bilinen(geçmiş) dönem zararı, 498.497,24 TL gelecek (iskontolu-bilinmeyen) aktif dönem zararı, 106.643,92 TL pasif dönem zararı ve 349.,932,87 TL bakıcı giderinin toplamı olan 1.097.890,26 TL kusur indirimi yapılmış toplam maddi zarardan geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerinin rücu dilebilecek kısmı, Kurum’un yaptığı hastane masraflarının rücu edilebilecek kısmı ve %24 karşılama oranında yapılan indirim sonucu maddi zararın işgöremezlik + bakıcı gideri toplam 751.515,02 TL olarak bulunduğu, İkinci ihtimalin davacının iddia ettiği asgari ücretine 1,53 katına isabet eden ücret ve ve davalı tarafın beyanı (toplam 114.146,67 TL davalı ödemesi) dikkate alınarak %35 karşılama oranına göre yapılan hesaplama olup bu hesapta bir önceki ihtimale göre belirlenen 1.097.890,26 TL toplam tutardan, geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerinin rücu dilebilecek kısmı, Kurumun yaptığı hastane masraflarının rücu edilebilecek kısmı ve %35 karşılama oranında yapılan indirim sonucu maddi zararın işgöremezlik + bakıcı gideri toplam 751.515,02 TL olarak bulunduğu, Üçüncü ihtimalin asgari ücret ve davacı tarafın beyanı (toplam 78.146,67 TL davalı ödemesi) dikkate alınarak belirlenen %28 karşılama oranına göre yapılan hesaplama olup bu hesapta sadece kusur indirimi yapılarak belirlenen 113.731,27 TL bilinen(geçmiş) dönem zararı, 397.105,07 TL gelecek (iskontolu-bilinmeyen) aktif dönem zararı, 106.643,92 TL pasif dönem zararı ve yukarıda arzettiğim 349.,932,87 TL bakıcı giderinin toplamı olan 967.413,13 TL sadece kusur indirimi yapılmış toplam maddi zarardan geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerinin rücu dilebilecek kısmı, Kurum’un yaptığı hastane masraflarının rücu edilebilecek kısmı ve %28 karşılama oranında yapılan indirim sonucu maddi zararın işgöremezlik + bakıcı gideri toplam 618,018,06 TL olarak bulunduğu, Dördüncü ihtimalin asgari ücret ve davalı tarafın beyanı (toplam 114.146,67 TL davalı ödemesi) dikkate alınarak belirlenen %41 karşılama oranına göre yapılan hesaplama olup bu hesapta bir önceki ihtimale göre belirlenen 967.413,13 TL toplam tutardan geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerinin rücu dilebilecek kısmı, Kurumun yaptığı hastane masraflarının rücu edilebilecek kısmı ve %41 karşılama oranında yapılan indirim sonucu maddi zararın işgöremezlik + bakıcı gideri toplam 513.533,11 TL olarak bulunduğu, Bu birinci kök hesap raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, her iki taraf vekilinin de rapora süresinde itiraz ettikleri, davacı vekilinin itirazının yalnızca bakıcı gideri hesabının hatalı yapıldığına ilişkin olduğu, sürekli iş göremezlik zararına ilişkin olarak bir itiraz ileri sürülmediği, gelinen aşamada davacı vekilince temyiz yoluna başvurulmadığına göre %50,39507 karşılama oranının davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “hukuk devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar, Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen usuli kazanılmış hak olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları da bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK’nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Somut olayda, davacının ücret iddiasının emsal ücret araştırmaları ile doğrulandığı, yaşı ve yaptığı iş dikkate alındığında asgari ücretle çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yemek+servis dahil asgari ücretin 1,53 katına isabet eden ücretin dosya kapsamına uygun olduğu, hali hazırda 19.09.2019 tarihli birinci kök hesap raporunda 1,53 katı düzeyindeki ücret üzerinden sürekli iş göremezlik maddi zarar hesabı yapıldığı, davacı tarafın kararı temyiz etmemekle mahkemece temyiz incelemesine konu kararda itibar edilen %50,39507 oranındaki karşılama oranının davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu, bu nedenle 19.09.2019 tarihli birinci kök hesap raporunun ikinci ihtimalinde belirlenen kusur indirimi yapılmış 142.816,23 TL bilinen(geçmiş) dönem zararı, 498.497,24 TL gelecek (iskontolu-bilinmeyen) aktif dönem zararı, 106.643,92 TL pasif dönem zararı olmak üzere toplam 747.957,39 TL iş göremezlik maddi zararından geçici iş göremezlik ödeneği ve ilk peşin sermaye değerinin rücu dilebilecek kısmı tenzil edildikten sonra bulunan tutardan %50,39507 karşılama oranında indirim yapılarak iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat konusunda sonuca gidilmesi ve davacı lehine taleple bağlı 100.000,00 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Yine Mahkemece hüküm fıkrasında bakıcı giderinden %35 oranında indirim yapılıp taleple bağlı kalındığı belirtilmesine karşın bakıcı giderinin kaç TL olarak hesaplandığı, %35 hakkaniyet indirimi yapılmış bakıcı gideri zararının kaç TL kabul edildiğinin gerekçede gösterilmemiş olması da yerinde değildir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370'inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında yer alan "İstinaf kararından sonra yapılan yargılama aşamasında;" ibareleri ile başlayan ve hükme kadar devam eden tüm paragrafların silinerek yerlerine geçmek üzere; "İstinaf kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak 17.05.2022 tarihinde mahallinde yapılan keşif sonucu Bilirkişiler ..., ... ve ...'den oluşan heyetten 25.07.2022 tarihli rapor alınmış olup raporda; arsa ve bina toplam değerinin 588.587,50 TL olduğu tespit edilmiş, verilen ara karar gereği bilirkişi heyetinden alınan 20.08.2022 tarihli ek raporda; 13.10.2011 tarihi itibariyle; arsa bedelinin 103.742,48 TL, bina bedelinin ise 60.650,00 TL olduğu bildirilmiş, Mahkememiz tarafından resen seçilen bilirkişi Av. ... tarafından düzenlenen 12.10.2023 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Davalı şirket yetkilisi 21.09.2022 tarihli duruşmada; arsanın manevi tazminata mahsuben verildiğini, evi de maddi tazminata mahsuben yaptıklarını, davacının tüm haklarını verdiğini, bir hakkı olmadığını düşündüğünü, 7-8 sene sonra bu davayı açmasının iyi niyetli olmadığını gösterdiğini, evi yaparken tek tek kendisine ve eşine danışarak onların istediklerine göre yaptıklarını, kendilerine 1 kat yaptığını, daha sonra taahhüdü olmamasına rağmen 2. katın kabasını da yaptığını, davacının iyi niyetli olmadığını düşündüğünü, davanın reddini istediğini beyan etmiştir. Davacı, kaza tarihindeki ücretinin asgari ücretin 1,32 katı olan aylık net 700,00 TL olduğunu iddia etmiş, davalı ise kaza tarihine ilişkin bordroları sunmuştur. Sunulan bordrolara göre iş kazasının meydana geldiği tarihte davacının ücreti dönem asgari ücreti ile aynıdır. Tanık anlatımlarından davacının yemek ve servis sosyal haklarından faydalandığı belirlenmiştir. Somut olayda, davacının ücret iddiasının emsal ücret araştırmaları ile doğrulandığı, yaşı ve yaptığı iş dikkate alındığında asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yemek+servis dahil asgari ücretin 1,53 katına isabet eden ücretin dosya kapsamına uygun olduğu, 19.09.2019 tarihli birinci kök hesap raporuna davacı vekilinin yalnızca bakıcı gideri hesabı noktasından itiraz edildiği, anılan 19.09.2019 tarihli birinci kök hesap raporunda 1,53 katı düzeyindeki ücret üzerinden sürekli iş göremezlik maddi zarar hesabı yapıldığı, davalı tarafından yapılan ödemelerin (114.146,67 TL) ödeme tarihindeki zararı karşılama oranının %50,39507 olduğu, bu nedenle 19.09.2019 tarihli birinci kök hesap raporunun ikinci ihtimalinde belirlenen kusur indirimi yapılmış 142.816,23 TL bilinen(geçmiş) dönem zararı, 498.497,24 TL gelecek (iskontolu-bilinmeyen) aktif dönem zararı, 106.643,92 TL pasif dönem zararı olmak üzere toplam 747.957,39 TL iş göremezlik maddi zararından 2.525,71 TL geçici iş göremezlik ödeneği ile davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri olan 138.841,37 TL’nin rücu edilebilecek kısmı olan toplam 98.956,95 TL'nin mahsubu sonucunda davacının 649.000,43 TL maddi zararının bulunduğu, bu tutardan %50,39507 karşılama oranında indirim yapıldığında davacının karşılanmamış iş göremezlik maddi zararının 321.772,33 TL olduğu kabul edilerek davacının talebi ile bağlı kalınmak suretiyle iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi 2021/1445 Esas-2022/369 Karar sayılı ve 08.03.2022 tarihli istinaf kararı gözetilerek tedavi masrafları/sağlık harcamaları zarardan mahsup edilmemiştir. Bakıcı gideri yönünden ise davacının bakıcı gideri zararının 12.10.2023 tarihli hesap raporu ile usulüne uygun ve usuli kazanılmış hakları ihlal etmeyecek şekilde 3.734.001,71 TL olarak tespit edildiği, bu 3.734.001,71 TL'den önce %50,39507 karşılama oranında indirim ve sonrasında %35 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığında davacının davalıdan talep edebileceği bakıcı giderinin 1.204.122,30 TL olduğu anlaşılmış davacının talebi ile bağlı kalınmak suretiyle bakıcı gideri isteminin kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." ibarelerinin yazılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 4. Davalı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı