10. Hukuk Dairesi 2024/2099 E. , 2025/6226 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3145 E., 2023/3870 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 56. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/1099 E., 2023/348 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 15.04.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili özetle; 738.797,47 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat talebi yönünden ıslah ile ileri sürülen manevi tazminat talebi bakımından usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, manevi tazminat talepleri hakkında verilen kararın hatalı olduğunu, yargılama sırasında tazminat raporuna, geleceğe yönelik ücret artışları, olası sistem değişiklikleri ve hesaplama hataları yönünden itiraz edildiğini, hükümde geleceğe yönelik değişikliklerden ve hatalardan kaynaklanabilecek haklarının saklı tutulmamış olmasının yargılama ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini, gerçeğin veya gerçeğe en yakın ihtimalin, somut olayda ücretin belli olması hâlinde varsayımsal artış yerine gerçek ücretlerin tazminat hesabında esas alınması gerektiğini, bu hususun Borçlar Kanunu’nun 42 ve 50. maddeleri gereği açık bir zorunluluk olduğunu, buna karşılık belli olmayan dönemler yönünden ise daha yüksek oranlı artış yönteminin benimsenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, bilirkişi raporuna itiraz süresi dolmadan dosyanın karara çıkarıldığını, buna dair mesleki mazeret dilekçesi sunulmasına rağmen itiraz hakkı dikkate alınmaksızın karar verildiğini, bu durumun hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, hükmedilen yargılama giderinin hatalı tespit edildiğini, ıslah harcının tümüyle müvekkiline yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, tazminat hesabında esas alınan ücretin gerçeği yansıtmadığını, davacının asgari ücretle çalıştığının banka dekontları, bordrolar ve SGK kayıtlarıyla sabit olduğunu, pasif dönem zarar hesabı yapılmasının Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davacının %35 oranında meslekte kazanma gücü kaybı bulunmasına rağmen 60 yaş sonrası dönemin de hesaba dahil edildiğini, oysa davacının halen çalışmaya devam ettiğini, davacının davasını kısmi dava olarak açtığını, bu durumda ıslah edilen kısım yönünden faiz başlangıcının ıslah tarihi olması gerektiğini, olay tarihinden faiz işletilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 02.06.2023 tarihli bilirkişi raporunun davalı vekiline 10.06.2023 tarihinde tebliğ edildiği, rapora karşı yasal süresi içinde henüz herhangi bir beyanda bulunulmadan, 22.06.2023 tarihli duruşma günü için davalı vekilince mazeret dilekçesi sunulduğu, bu dilekçede vekilin başka mahkemelerde duruşmalarının bulunduğu belirtilmekle birlikte açıkça “bilirkişi raporuna yönelik itiraz sürelerinin henüz dolmadığı" beyanına da yer verildiği, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince anılan mazeretin kabul edilmeyerek duruşmanın yapıldığı ve aynı celsede dosyanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke değil, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davalı tarafın bilirkişi raporuna itiraz süresi dolmadan karar verilmesi nedeniyle savunma hakkının ihlali yerinde görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Davacı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL. duruşma avukatlık parasının davalıya, davalı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! df5c126a7ce92650 9b51f0697a5668f1