10. Hukuk Dairesi 2024/5736 E. , 2025/6221 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/100 E., 2024/450 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/447 E., 2023/835 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 15.04.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili özetle; 884.375,79 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının yaralanmasına neden olan olayın iş kazası niteliği taşımadığını, kazanın meydana geldiği şaft odasının bağımsız bölüme ait olmayıp ortak kullanım alanı olduğunu, bina yönetimi ile diğer kat maliklerinin sorumlu tutulmamasına itiraz ettiklerini, kusur raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinin usule uygun oluşturulmadığını ve mimari projeye dair uzmanlığı bulunmayan kişilerden oluştuğu için olayın iş kazası olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapma yeterliliği bulunmadığını, müvekkiline verilen kusur oranının fazla, davacıya verilen kusur oranının ise az olduğunu, mahkemece olayın meydana geldiği yerin tespiti için yeterli keşif ve araştırma yapılmadan gerçeğe aykırı ölçülerle kusur raporu hazırlandığını, kazanın meydana geldiği şaft odasının müvekkil tarafından kullanılmadığını ve işçilerinin bu alanda çalışmadığını, kazaya davacının kendi inisiyatifi ile bu alana girip hareketli merdiveni çekmeye çalışırken sebebiyet verdiğini, bu nedenle olayda tek kusurlunun davacı olduğunu, kazadan sonra davacıya 10.000,00 TL yardımda bulunulduğunu, geçici iş göremezlik döneminde çalışmadığı hâlde maaş ödemesi yapılmaya devam edildiğini, bu dönem için davacının maddi kaybı bulunmamasına rağmen tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca müvekkil şirket yetkililerince davacıya 3.132,00 TL bedelli medikal yatak alınarak evine kurulduğunu, bu ödemenin de dikkate alınmadığını, önceki bilirkişi ve adli tıp raporlarına yapılan itirazların gerekçeli kararda karşılanmadığını, L1 vertebra ve pelvis kırıklarının yüksekten düşme iddiası ile çeliştiğini, davacının olay öncesinde de bel ve sırt ağrılarından muzdarip olduğunu ve bu nedenle sağlık kayıtlarının celbinin istenmesine rağmen bu talebin karşılanmadığını, ayrıca davacının cerrahi müdahaleyi başlangıçta kabul etmediğini ve geçirdiği ameliyat ile olay arasında illiyet bulunmadığını, bu nedenle maluliyete katkısı olduğunu, olay öncesi sağlık kayıtlarının celbi talebinin karşılanmadığını, cevap dilekçesinin verilmemesi sebebiyle tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, oysa taleplerin inkâr kapsamında değerlendirildiği gözetilerek tanıkların dinlenmesi gerektiğini ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından tüm bu itirazların gerekçeli olarak değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından mahkemece 30.12.2021 tarihli kök ve 03.07.2023 tarihli ek olmak üzere iki hesap raporu alındığı, hükme esas alınan raporun 03.07.2023 tarihli ek rapor olduğu, ilk hesap raporunda davacının maddi zararının 348.468,06 TL olarak belirlendiği, bu rapora taraflarca süresi içinde itiraz edildiği, davacı vekilinin itirazının yalnızca müvekkiline %10 oranında kusur verilmesinin hatalı olduğu ve hesabın davalı tam kusurlu kabul edilerek yapılması gerektiği yönünde olduğu, davacı vekilinin 22.02.2022 tarihli celsede önceki itirazına rağmen dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesini kabul etmediğini, karşı tarafın yeni rapor talebi bulunmadığını, maluliyet raporuna karşı davalı tarafından süresinde itiraz edilmediğini, hesap raporunda yer alan toplama hatasının Mahkemece düzeltilebilecek nitelikte olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, davacı vekilinin kök hesap raporuna karşı 22.02.2022 tarihli celsedeki "artık kusur yönünden dosyanın bilirkişiye gönderilmesini kabul etmiyoruz, zira karşı taraf rapora itiraz dilekçesinde yeni rapor talep etmemiştir, maluliyet durumu ile ilgili rapor davalı vekiline e-tebligat ile tebliğ edilmesine karşın itiraz olmamıştır, hesap raporunda toplama hatası vardır, bu Mahkemece giderilebilir bir hatadır, dosya ek rapora gitmeyecek ise bu takdirde ıslah için süre talep ediyoruz." şeklindeki beyanının davalı lehine usuli kazanılmış hak doğurduğu göz ardı edilerek yazılı şekilde ek hesap raporuna göre karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370'inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının ikinci sayfasındaki "Kusur ve adli tıp raporu sonrasında, aktüer Bilirkişisi ... 'un asgari ücretin artışından kaynaklı güncel olarak düzenlemiş olduğu 03.07.2023 tarihli raporuna göre kaza sonucunda gerçekleşen iş kazası nedeniyle davacının 884.375,79 TL geçici+sürekli iş göremezlik maddi tazminatının olduğu sonucuna ulaşılmıştır." ibarelerinden sonra gelmek üzere "Ne var ki davacı vekilinin kök hesap raporuna karşı süresinde ileri sürdüğü itirazlarının salt kusura ilişkin olması, 22.02.2022 tarihli celsede itiraz süresi geçtikten sonra "artık kusur yönünden dosyanın bilirkişiye gönderilmesini kabul etmiyoruz, zira karşı taraf rapora itiraz dilekçesinde yeni rapor talep etmemiştir, maluliyet durumu ile ilgili rapor davalı vekiline e-tebligat ile tebliğ edilmesine karşın itiraz olmamıştır, hesap raporunda toplama hatası vardır, bu Mahkemece giderilebilir bir hatadır, dosya ek rapora gitmeyecek ise bu takdirde ıslah için süre talep ediyoruz." şeklindeki kusura itirazlarından vazgeçtikleri sonucunu doğuran beyanlarının davalı lehine kök hesap raporu üzerinden usuli kazanılmış hak doğurduğu dikkate alındığında kök hesap raporu dikkate alınıp, kök raporda yapılan toplama hatası gözetilerek maddi tazminata hükmedilmiştir." ibarelerinin yazılması, 3.İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere; "1-Davacının davasının kısmen kabulü ile -350.919,23 TL maddi tazminat alacağının kaza tarihi olan 31.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, -25.000,00 TL manevi tazminat alacağının kaza tarihi olan 31.08.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Alınması gereken 25.679,04 TL harçtan dava açılırken yatırılan peşin harç ile yargılama aşamasında yapılan ıslah harçları toplamı olan 3.106,81 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.572,23 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; A-)Maddi tazminat alacağı yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 54.637,88 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B-)Manevi tazminat alacağı yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden; maddi tazminat reddedilen kısmı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/3. maddesine göre belirlenen 54.637,88 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacının yaptığı 31,40 TL başvurma harcı, 88,81 TL peşin harç ile 3.018,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.138,21 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı toplam 3.203,95 TL yargılama giderinin kabul red oranlarına göre 1.323,83 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalının yaptığı toplam 105,00 TL yargılama giderinin kabul red oranlarına göre 61,59 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiği takdirde yatırana iadesine, Dair taraflar vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.20.10.2023" ibarelerinin yazılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 4.Davalı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e464bcb948f01335 15dc29c3a9bb9b9f