Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/5212 E., 2025/12228 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/5212 E., 2025/12228 K. (23.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5212
Karar No
2025/12228
Karar Tarihi
23.09.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/5212 E. , 2025/12228 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/355 E., 2023/176 K. Taraflar arasındaki prim teşvik hükümlerinden yararlandırılmaması işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumun İzmir İl Müdürlüğü Buca Sosyal Güvenlik Merkezinin 10.10.2016 tarihli, ... sayılı “belge isteme – teşvik durdurma” konulu yazısında; .... sicil sayılı dosyada işlem gören işyerine ait Buca Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü Buca Polis Merkezi Amirliğinin 03.05.2016 tarihli, ... sayılı yazısı ve ekinde yer alan belgeye istinaden, ....’ın Kurum kayıtlarından yapılan incelemede sigortasız çalıştırıldığının tespit edildiği, bu itibarla sigortalı ... için düzenlenecek 25.04.2016 tarihli işe giriş bildirgesi, 25.04.2016 tarihli işten ayrılış bildirgesi ile 2016/4.ay 1 günlük ve 54,90 TL prime esas kazançlı ek aylık prim hizmet belgesinin 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesine istinaden bu yazının tebliğ alındığı tarihten itibaren bir ay içinde Müdürlüklerine dilekçe ekinde verilmesi veya aynı süre içinde APS, iadeli taahhütlü ya da taahhütlü olarak gönderilmesi, ayrıca sigortasız işçi çalıştırılması sebebiyle, 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesi gereği 1 yıl süre ile 01.07.2016 – 30.06.2017 dönemi arası destek unsurlarından (4447 – 4857 – 5510 – 5921 – 6111) yararlanamaması hakkında işlem yapıldığının bildirildiği, ayrıca yine Kurumca şirkete gönderilen 10.10.2016 tarihli, E.5351418 sayılı “belgelere bağlı idari para cezası” başlıklı yazıda; sigortalı ...’ın 25.04.2016 tarihli işe giriş bildirgesinin, 25.04.2016 tarihli işten ayrılış bildirgesinin ve 2016/4. ayına ilişkin ek veya asıl nitelikteki aylık prim hizmet belgesinin verilmemesi nedeniyle 6752,00 TL tutarında idari para cezası uygulandığı, bu konuda idari para cezası verilmesine ilişkin olarak davalı Kurumun 10.10.2016 tarihli, 5351418 sayılı işlemine karşı 07.11.2016 tarihli itiraz üzerine, Kurum Ünitesi İtiraz Komisyonunun 22.11.2016 tarihli, 2016/50 E. – 2016/50 K. sayılı Kararı ile reddedilmesi üzerine, İzmir 4. İdare Mahkemesinin 2017/26 E. sayılı dosyasında söz konusu işlemlerin iptali istemiyle tek dilekçe ile dava açıldığı, ancak anılan Mahkemenin 12.01.2017 tarihli, 2017/45 K. sayılı kararında; söz konusu işlemlerin iptali istemiyle tek dilekçe ile dava açılmışsa da, iptali istenen işlemler arasında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunmadığı gibi, firmanın bir yıl destekten yararlandırılmamasına dair işleme karşı açılan davanın 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesi uyarınca adli yargı mercilerinin (İş Mahkemelerinin) görevli olması karşısında, dava konusu işlemlere karşı ayrı ayrı dilekçelerle İzmir 4. İdare Mahkemesinde yeniden dava açılması gerektiğinin belirtildiği, bahse konu idari işlemlere karşı taraflarınca ayrı ayrı dilekçelerle yeniden dava açıldığı, ancak, İzmir 4. İdare Mahkemesinin 2017/455 E. - 2017–518 K. sayılı kararı ile “…bakılan davanın 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesi kapsamında davacı şirketin destek unsurlarından yararlandırılıp yararlandırılmayacağı hususundan kaynaklandığı, dolayısıyla 5510 sayılı Kanun'un uygulanmasından kaynaklı uyuşmazlığın görüm ve çözümünde 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesi uyarınca adli yargı mercilerinin (iş mahkemeleri) görevli bulunduğu” belirtilerek, davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-a maddesi uyarınca görev yönünden reddine karar verildiği, hal böyle olunca, davalı Kurum tarafından eksik araştırma ve inceleme ile hiçbir soruşturma yapılmaksızın firma hakkında tesis edilen 10.10.2016 tarihli, E.5351421 sayılı “belge isteme- teşvik durdurma” konulu idari işlemin iptali istemi ile Mahkemeye başvuru zaruretinin hasıl olduğu, oysa, firmanın bildirimde adı geçen ...’ı sigortasız bir şekilde çalıştırmasının kesinlikle söz konusu olmadığı, firma tarafından sigortasız çalıştırıldığı iddia edilen ...’ın, ekte sunulu sigortalı işe giriş bildirgesi kayıtlarından açıkça anlaşılacağı üzere, 28.09.2015 tarihinde işe başladığı ve yine sigortalı işten ayrılış bildirgesi kayıtlarından da açık bir şekilde görüleceği üzere 30.10.2015 tarihinde işten ayrıldığı, daha sonrasında adı geçen ...’ın firma nezdinde herhangi bir çalışmasının söz konusu olmadığı, bu hususun doğrudan ...’ın beyanlarının alınmasıyla da tüm tereddütlerden uzak ve kesin bir şekilde anlaşılabileceği, firma tarafından Buca Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğüne gönderilen kayıtlarda adı ...’ın daha önceki çalışmasından kaynaklı olarak işyerinde bulunan evrakların işyeri çalışanlarınca sehven Buca Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğüne gönderildiği, davalı Kurum tarafından da sadece sehven gönderilen işbu evraka istinaden idari işlem tesis edildiği, davalı Kurum tarafından hiçbir araştırma ve soruşturma işlemi yürütülmediği gibi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için herhangi bir denetim mekanizması da işletilmediği iddiasıyla davalı Kurum tarafından firma hakkında tesis edilen 10.10.2016 tarihli, E.5351421 sayılı “belge isteme – teşvik durdurma” konulu idari işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığı, ayrıca, zamanaşımının söz konusu olduğu, Kurum tarafından davacı şirkete ait işyerinde Buca Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü Buca Polis Merkezi Amirliğinin 03.05.2016 tarihli yazısı ve ekinde yer alan belgeye istinaden, Kurum kayıtlarında yapılan araştırma sonucu, işyerinde sigortasız işçi çalıştırıldığı tespit edildiğinden, 5510 sayılı Kanun'un 86/7. maddesi ile S.S.İ.Y.nin 112-8 maddesine istinaden gerekli işlemlerin yapılarak, 10.10.2016 tarihli, ... sayılı yazı ile işverene tebliğ edildiği, Kurumca yapılan işlemlerde yasal mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... davaya cevap vermemiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 12.09.2019 tarihli ve 2017/205 Esas, 2019/77 Karar sayılı kararla Buca Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü Buca Polis Merkezi Amirliğince davalı Kuruma sadece 03.05.2016 tarihli, .... sayılı “1774 sayılı Kanun kapsamında kimlik bildiriminde bulunan iş yeri” başlıklı yazısı ekindeki kimlik bildirim listesinin gönderilmiş olup, bunun dışında Emniyet yetkilileri tarafından tutulmuş herhangi bir tutanak ve başka bir tespitin olmadığı gibi, ücret karşılığında çalışıldığının somut bir şekilde ortaya konulmadığı gibi, ...’ın davacıya ait işyerinde 25.04.2016 tarihinde hizmet akdine bağlı olarak çalıştığına yönelik somut ve yeterli bir tespit bulunmadığı ve çalışıldığına dair kesin ve şüpheye yer bırakmayacak delillerin ortaya konulmadığı, ayrıca SGK İzmir İl Müdürlüğüne gönderilen 17.01.2018 tarihli müzekkerede ... Yurdunda 2015 – 2016 yıllarında denetim yapılıp yapılmadığı, denetim yapılmış ise buna ilişkin kayıtların gönderilmesinin istendiği, söz konusu müzekkereye Buca Sosyal Güvenlik Merkezince verilen 08.02.2018 günlü, ... sayılı yanıtta ... sicil sayılı dosyada işlem gören ... San.Tic.Ltd.Şti. unvanlı iş yeri dosyasında herhangi bir denetim raporuna rastlanmadığının bildirildiği, Buca Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü Buca Polis Merkezi Amirliğinin SGK’na gönderdiği 03.05.2016 tarihli, ... sayılı yazısı ekindeki kimlik bildirim listesinde adı geçen ....’ın 25.04.2016 tarihinde davacı ... San.Tic.Ltd.Şti.ne ait ... sicil sayılı işyerinde 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında hizmet akdine dayalı olarak fiili çalışmasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı Kurumun 10.10.2016 tarih E.5351421 sayılı "Belge İsteme-Teşfik Durdurma" konulu işlemin iptaline karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2017/205 Esas, 2019/77 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından 07.12.2021 tarihli ve 2019/2107 Esas, 2021/1968 Karar sayılı kararla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli ve 2019/2107 Esas, 2021/1968 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 08.06.2022 tarihli ve 2022/1502 Esas, 2022/8677 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Eldeki davada, davalı Kurumca yapılan tespit nedeniyle sigortalı olduğu kabul edilen ... hakkında fark prim tahakkuku ve çalışmaya ilişkin bordro ve belge istemi yanında, 5510 sayılı Yasanın 81’inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indirimlerinden 1 yıl süreyle faydalandırılmamaya ilişkin kurum işlemlerinin iptali istenmiştir. Yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' hükmü ve ikinci fıkrasında ise; 'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.' şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17.maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır. Değinilen Ek 17. maddenin üçüncü fıkrasında ise; 'Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.' hükümleri mevcuttur. Eldeki davada ise, Ek 17. maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte '5510 Sayılı Yasa veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Yasa ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında yapılacak değerlendirmede; aynı maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasındaki hükümlerin de uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan Ek 17.maddenin 4. Fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. Sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır. Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne dair karar verilmiş ise de, kurumca yapılan bütün teşvikleri bünyesinde topladığı anlaşılan Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanakların irdelenmesi ile beraber, teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, ek 17. maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvuru üzerine, işlem yapıp yapmadığı hususu ile teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum'un dava konusu işlemlere dayanak olan davacının davalı ... 'ı sigortasız çalıştırdığına yönelik iddiası bakımından yapılan değerlendirmede; davalı ... 'ın davacı şirkete ait iş yerinde 28.09.2015 – 30.10.2015 tarihleri arasında geçen çalışmalarının davalı Kurum'a bildirilmiş olduğu, iş yerince denetim yapan emniyet görevlilerine verilen ve Kurumca yapılan işlemlere esas alınan belgeyi işletme yöneticisi olarak düzenleyen bordro tanığı ...'in davacının evraklarını sehven emniyete yollamış olduklarını, davalının işyerinde bir ay kadar çalıştığını beyan ettiği, dinlenilen diğer bordro tanıklarının da davalının 25.04.2016 tarihinden önce davacı şirkete ait yurt kantininde bir ay kadar çalıştığını beyan ettikleri, bu duruma göre davalı ... için yapılan 28.09.2015 – 30.10.2015 tarihleri arasındaki bildirimlerin gerçeği yansıttığı, davalının 25.04.2016 tarihinde davacıya ait işyerinde 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında hizmet akdine dayalı olarak fiili çalışmasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne davalı Kurumun 10.10.2016 tarih ve .... sayılı "Belge isteme - teşvik durdurma" konulu işleminin iptaline, karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap, istinaf ve önceki temyiz dilekçesini tekrar ederek Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılmaması işleminin iptaline ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı