10. Hukuk Dairesi 2024/4129 E. , 2025/12225 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2723 E., 2023/1009 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/105 E., 2021/337 K. Taraflar arasındaki prim teşvik hükümlerinden yararlandırılma talepli belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin .... sicil numaralı işyeri için geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik 24.07.2017 tarihli ... sayılı başvurusunun Kurum tarafından reddedildiği iddiasıyla başvurusunun hukuka uygun ve geçerli olduğunun ve prim teşvikinden yararlanması gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 6111 sayılı Kanun'la getirilen ek teşviklerden yararlanma talebinde bulunduğunu ancak prim teşvikinden yararlanmasının genelge uyarınca mümkün olmadığı, Kurum tarafından yapılan işlemin yasal ve usulüne uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; uyuşmazlığın davacı şirketin sigorta prim teşvikine yönelik 24.07.2017 tarihli ... sayılı başvurusunun hukuka uygun ve geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı, davacının Kuruma başvurusunun olumsuz sonuçlandığı, şirket tarafından yapılan talebin SGK Avcılar Sosyal Güvenlik Merkezince incelendiği ve davalı şirkete yazılan yazıda; “SigortaPrimleri Genel Müdürlüğünün 18.03.2015 tarihinden 2015/10 sayılı Genelgesi'nde bundan böyle aylık ve hizmet belgelerini tercih edilen sigorta primi teşvikine ilişkin kanun numarası seçmek suretiyle düzenleyip teşvikten yararlandıktan sonra sigorta prim teşvikinin değiştirilmesi yönündeki talepler işleme alınmayacaktır denildiğinden 5510 sayılı Kanun türü seçilerek verilen aylık prim hizmet belgeleri iptal edilerek 6111 sayılı Kanun türü ile hazırlanan ek aylık prim hizmet belgelerinin işleme alınmasının mümkün bulunmadığı belirtilerek talebin reddedildiği, dava konusunda 5510 sayılı Kanun'a göre hazırlanmış 12.05.2010 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 103. maddesi “daha önce Kurumca belge türü ve kanun numarası hatalı seçilerek verilmiş olan aylık prim ve hizmet belgelerine ilişkin düzenleme amaçlı olarak yasal süresi dışında verilen aylık prim ve hizmet belgeleri düzeltme ile fiili hizmet süresi zammı kazandırma hali hariç belgede kayıtlı sigortalılar ve bu sigortalıların peşin ödeme giin sayısı ile prime esas kazanç tutarlarının aynı olması kaydıyla ayrıca incelmeye gerek kalmaksızın işleme alınır, bu nitelikte verilen aylık prim ve hizmet belgelerine idari para cezası uygulanmaz, sonradan düzeltme amacıyla verilen belge ile fiili hizmet süresi zammı kazandırılması halinde söz konusu belgenin işleme alınmasında, bu maddenin yukarıdaki fıkralarında belirtilen usul izlenir" hükmü bulunduğu, bu hüküm çerçevesinde davacı şirketin talepte bulunduğu belirterek verdiği Kurumca bu yönetmelik hükmü uygulanarak bunun kabul edilmesi gerekirken bu kez Kurumun 18.03.2015 tarihli 2015/10 sayılı genelgesine dayanılarak talebini reddetmiş olduğu, davacı şirketin yasal olarak yararlanma hakkı işveren prim teşvikinden yararlanmasını engelleyen işlemin yerinde olmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile davacı şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanuna eklenmiş Geçici 10. maddesindeki Sigorta Prim Teşvikinden yararlanmaya yönelik talebini içeren 24.07.2017 tarihli Kuruma başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespiti ile davacının söz konusu talebine ilişkin SGK Avcılar Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından verilen 03.08.2017 tarih, .... sayılı ret kararının iptaline karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap ve istinaf dilekçelerini tekrarla Kurum işleminin yerinde olduğu, yetkisizlik ve görevsizlik kararlarında vekalet ücreti takdiri gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, prim teşvik hükümlerinden yararlandırılma talepli belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline ilişkindir. 1.4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesi kapsamında prim teşvik hükümlerinden yararlandırılma istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, yazılı şekilde karar verilmiş ise de yargılama aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen: “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” hükmü ve ikinci fıkrasında ise “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümler mevcuttur. 2.Anılan maddenin üçüncü fıkrasında ise “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanun'un 88. maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” hükümleri mevcuttur. 3.Diğer taraftan Ek 17. maddenin 4. fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 Esas 2020/12 Karar sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. 4.Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre Türk Hukukunu re'sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtayın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki Anayasa Mahkemesinin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde Anayasa Mahkemesinin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. 5.Eldeki davada ise İlk Derece Mahkemesinin davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararı Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 6100 sayılı Kanun'un 353. maddesinin 1-a bendi uyarınca kaldırılarak 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesi kapsamında değerlendirilme yapılması için gönderilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından gerekli araştırma ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Zira davacı 22.05.2018 tarihinde 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesi kapsamında davalı Kuruma başvurusunun bulunmuş ve bu bağlamda davacının çeşitli dönemlerle ilgili taleplerinin kabulü ile fark prim alacaklarının mahsup işlemi yapılmıştır. Dolayısıyla 5510 sayılı Kanun'a Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun gözetilmesi ve maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptal edildiği dikkate alınarak, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, bu madde kapsamında davanın konusuz kalıp kalmadığı hususları yeniden ve usulünce irdelenmesi oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 6.Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, Mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 31bb1f0d1d841734 69c83973189b9b32