10. Hukuk Dairesi 2024/2082 E. , 2025/2942 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/40 E., 2023/409 K. Taraflar arasındaki fiili hizmet zammı süresi nazara alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının tahsis talep tarihini takip eden 01.10.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına kazandığının ve sonraki muhtemel çalışmalarının sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmaya dönüştürülmesine dair taleplerinin davalı Kurumca reddedildiği, davalı Kurumun red işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla Kurum işleminin iptaline davacının 01.10.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve sonraki muhtemel çalışmalarının sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmaya dönüştürülmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili aşamalarda Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talepşlangıcı 01.11.1987 tarihi olup bu süreden 2 yıl 3 ay 15 gün çıkarıldığında sigortalılık başlangıcı 15.07.1985 tarihi olacağı, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. maddesine göre sigortalılık başlangıcı 16.07.1985 tarihi alındığında davacının 25 yıl sigortalılık 49 yaş ve 5300 gün prim ödeme gün sayısının bulunması gerektiği, davacı 07.09.1969 doğumlu olup buna 49 yaş eklendiğinde 07.09.2018 tarihinde 49 yaşını doldurduğu ve tarihten 2 yıl 3 ay 15 günlük sürede indirildiğinde 22.05.2016 tarihinde davacının aylık bağlanması için tahsise hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıya 01.10.2017 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2018 tarihi ve 2018/137 Esas, 2018/447 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 17.12.2019 tarihli ve 2019/106 Esas, 2019/2065 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 17.12.2019 tarihli ve 2019/106 Esas, 2019/2065 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 22.11.2022 tarihli ve 2022/368 Esas, 2022/14710 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının' 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan 'fiili hizmet zammının' kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun 'Usul ekonomisi ilkesi' başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacının 825 (2 yıl 3 ay 15 gün) gün fiili hizmet zammı süresi, yaş haddi olan 50 yaştan indirileceği, bu durumda, davacı için yaş haddi 48 yaş (47 yıl 8 ay 15 gün) olduğu, deliller ve dosya birlikte değerlendirildiğinde davacının 01.11.1987 tarihinde sigortalılık başlangıcı olduğu, 23.05.2002 tarihinde 14 yıl 6 ay 22 gün sigortalılık süresi bulunduğu; bu nedenle 506 sayılı Kanun'un Geçici 81. maddesinin birinci fıkrasının (B-g) alt bendi kapsamına girdiği; 5434 sayılı Kanun'un Geçici 205. maddesinin son fıkrası ile 506 sayılı Kanun'un Ek 39. maddesi hükümleri uyarınca, fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiği; bu durumda davacının, tahsis talep tarihi itibarıyla 25 yıl sigortalılık süresi, 48 yaş ve 5375 prim gün şartını gerçekleştirmesi halinde, emeklilik hakkını kazandığı; davacının 26.09.2017 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu; tahsis talep tarihi itibarıyla 29 yıl (29 yıl 10 ay 25 gün) sigortalılık süresi, 48 yaş ve 9178 prim gün sayısı olduğunun belirlendiği; dolayısıyla davacının tahsis talep tarihi itibarıyla emeklilik hakkını elde ettiği, kendisine 26.09.2017 tarihli tahsis talebine istinaden 01.10.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacıya tahsis talep tarihi olan 26.09.2017 tarihini takip eden aybaşı olan 01.10.2017 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yaş şartını taşımadığı, bozma ilamına aykırı karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fiili hizmet zammı süresi nazara alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 08d0a043bb1f7781 4795ca07ffe61f37