Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/13862 E., 2025/2915 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13862 E., 2025/2915 K. (25.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13862
Karar No
2025/2915
Karar Tarihi
25.02.2025
Konu
Tapu

10. Hukuk Dairesi 2024/13862 E. , 2025/2915 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/421 E., 2024/609 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kilis 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/274 E., 2023/555 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, uzun zamandan beri Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, bu kapsamda davalı Kurum tarafından tescilinin yapıldığını ve primlerini de düzenli olarak ödediğini, ancak davalı Kurumca 31.12.2010-31.10.2014 tarihleri arası sigortalılık tescil kaydının iptal edildiğinin tarafına bildirildiği, söz konusu Kurum işleminin yerinde olmadığını, davacının Kilis Musabeylı ilçesinde tarımsal faaliyette bulunduğunu, çiftçi kayıt sisteminde kaydının bulunduğunu, Musabeyli Ziraat Odasında kayıtlı olduğunu, ayrıca tapuda kendi adına kayıtlı tarım arazilerinin bulunduğunu, durum böyle iken ziraat odası kayıtlarının düzensiz tutulduğundan bahisle sigortalılık tescil kaydının iptal edildiğini, kayıtların düzensiz tutulmasında davacının herhangi bir dahli ya da kusuru bulunmadığını ileri sürerek, aksi Kurum işleminin iptali ile davacının 31.12.2010 – 31.10.2014 tarihleri arasındaki sigortalılığının yeniden tesciline karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kilis SGK İl Müdürlüğünün 15.06.2023 tarihli müzekkere cevabına göre davacının 30.05.2012 tarihinde prim ödemesinin olduğu bilgisi verildiğinden zorunlu sigortalılık hak ve yükümlülüğünün prim ödemesini izleyen tarihi izleyen aybaşından itibaren başlatılarak ait olduğu yılın sonuna kadar devam edeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 31.12.2010 ile 31.12.2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak 2926 sayılı kanuna tabi Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, Kurum denetmenince Musabeyli Ziraat Odasında yapılan inceleme neticesinde usulsüz oda kaydı gerekçesiyle davacının oda kaydı gereği düzenlenen 14.05.2009 tarihli işe giriş bildirgesi ile yapılan Tarım Bağ-Kur tescilinin iptal edildiği, ilgili döneme ilişkin prim ödemesi bulunduğundan 14.05.2009-31.12.2010 arası dönemin 5510 sayılı Kanun'un geçici 54. maddesi kapsamında korunduğu, ancak sonraki dönemin iptal edildiği, iptal edilen dava konusu döneme ilişkin tevkifat ve müstahsil makbuzlarının da mevcut olmadığı anlaşılmakla, Kurum işlemi yerinde olduğundan, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, oda kayıtlarının düzensiz tutulmasının sorumluluğunun davacıya yüklenemeyeceğini, dosya kapsamındaki delillerle davacının tarımsal faaliyetini kesintisiz sürdürdüğünün sabit olduğunu, her ne kadar dava konusu dönemde tevkifat olmasa da davacının sigortalı olma iradesini ortaya koyan düzenli prim ödemleri bulunduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın temyizen bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 3. maddenin (b) bendinde, bu Kanun'da geçen “tarımsal faaliyette bulunanlar”ın, kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya özgü yerlerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan yararlanmak suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından korunmasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanları ifade ettiği açıklanmıştır. Ayrıca 5. maddede, yasal süresinde kayıt ve tescillerini yaptırmayanların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddede, bu Kanun'a göre sigortalı sayılanların sigortalılıklarının tarımsal faaliyetlerine son verdiklerinde sona ereceği, 7. maddede, kişilerin bu Kanun'a göre sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorunda oldukları, 9. maddede, bu zorunluluğa uymayanların tescil işlemlerinin Kurumca kendiliğinden yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanağı niteliğindeki 5510 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tarımsal faaliyet, 2926 sayılı Kanun'un 3/b maddesinde öngörüldüğü şekilde tanımlandıktan sonra 4. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları belirtilmiş, 7. maddede sigorta hak ve yükümlülüklerinin, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, 1 yıl içinde bildirilmesi durumunda kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür. 02.08.2003 günü yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 2926 sayılı Kanun'un 36. maddesi ve 4956 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile değişikliğe uğrayan 1479 sayılı Kanun'un 53. maddesi hükümlerinde Kanun koyucu, Kurumun prim alacaklarının Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilebilmesine imkan tanımıştır. Buna göre, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla ilgili sigorta primlerinin, ilgiliye ödenmesi gereken ürün bedellerinden kesilerek o kişi adına Kurum hesabına yatırılmak suretiyle tahsil edilmesi durumunda, kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dahi belirtilen şekildeki prim ödeme olgusunun, tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan kişinin kayıt ve tescil konusundaki iradesini ortaya koyduğunun kanıtı olarak kabulü gerekmektedir. Tarımsal faaliyet olgusunun kanıtlanmış olması, tescilli sigortalılar yönünden tescil tarihinden, tescili bulunmayanlar yönünden ise ilk prim ödemesinin veya tevkifatın gerçekleştirildiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olumlu sonuç doğurmaktadır. Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan Kanun'larda 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddesinde açıklanan hizmet tespiti davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemesi ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının öngörülmesi karşısında, tescil veya iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı öncesine ait dönem yönünden tarımsal faaliyet ve buna dayalı Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti söz konusu olamayacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki tarımsal faaliyete kabul edilebilir süreyi aşar uzunlukta ara verilmesi durumunda Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yeniden başlayabilmesi, tescil başvurusu, iradi prim ödeme, prim tevkifatı olgularından herhangi birinin gerçekleşmesine bağlıdır. 3.5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 54. maddesinde ise “Mülga 4355 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsaları Kanunu, mülga 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri Kanunu ve mülga 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanunu'na göre; esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden kayıtları bulunmakla birlikte üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine, Kuruma kayıt ve tescili yapılmakla birlikte, 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalılardan 22.03.1985 tarihinden sonraki sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31.12.2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır. 4. ve 7. maddeler ile 2926 sayılı Kanun'un 2., 5. ve 9. maddelerine göre kayıt ve tescili yapılanların, sigortalılık tescil ve sürelerine esas tarımsal faaliyetleri ile ilgili kurum ve kuruluş üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine sigortalılıkları geçersiz sayılarak iptal edilenlerin, tescillerinin yapıldığı tarihten 31.12.2010 tarihine kadar geçen sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31.12.2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla, 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır. Ancak, tevkifat kesintisine binaen geriye dönük yapılan tescillerden, tevkifatın yapıldığı tarihte ziraat odası kaydı bulunmayan, daha sonra geriye dönük tesis edilen kayıtlar geçerli kabul edilmez. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra birinci ve ikinci fıkralar uyarınca hizmet iptali yapılmaz. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. 3.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, aksi Kurum işleminin iptali ile 31.12.2010 – 31.10.2014 tarihleri arasındaki sigortalılığının tesciline karar verilmesini istemiş, Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır. 4.Somut olayda, davacının 14.05.2009 tarihli Musabeyli Ziraat Odasındaki kaydına istinaden aynı tarihli bildirge ile Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak sigortalılığının başlatıldığı, davalı Kurum denetmeni tarafından düzenlenen 20.06.2016 tarih ve MA/2016/55 sayılı denetmen raporu ile davacının üye olduğuna dair herhangi bir kaydın olmadığı gerekçesiyle bu oda kaydının usulsüz olduğu tespitine istinaden oda kaydının Kurum tarafından geçersiz sayıldığı, ilgili döneme ait prim ödemesi bulunduğundan bahisle 14.05.2009-31.12.2010 tarihleri arası dönemin 5510 sayılı Kanun'un geçici 54. maddesi kapsamında korunduğu ve sigortalı sayıldığı, sonraki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının ise iptal edildiği anlaşılmaktadır. 3.Mahkemece, iptal edilen dava konusu döneme ilişkin tevkifat ve müstahsil makbuzları bulunmadığından Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un geçici 54. maddesinin hatalı yorumlandığı, bu şekilde sigortalılık sürelerinin bölünemeyeceği, sigortalılık sürelerinin tümü yönünden değerlendirme yapılması gerektiği, ayrıca 15.06.2023 tarihli Kurum cevabi yazı ekinde gönderilen ödeme listesinde davacının 31.12.2010 tarihi ve sonrasındaki düzenli prim ödemeleri gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı