10. Hukuk Dairesi 2024/15776 E. , 2025/1156 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1996 E., 2024/1929 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/217 E., 2023/135 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl davanın 25.11.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket nezdinde Karadon İşletmesi aslan bahçesi irtibat lağımında keson beton yapımında çalışırken 30.10.2013 günü tavandan düşen beton parçasının davacı üzerine düşmesi ile iş gücü kaybına uğradığını ve bakıma muhtaç duruma düştüğünü beyanla 1,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 10.12.2018 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat alacağını 04.12.2018 tarihli hesap raporuna göre 698.459,66 TL'ye artırmıştır. Davacı vekili birleşen davanın 15.04.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; 18.03.2019 tarihli hesap raporuna göre maddi tazminat alacağının 774.571,76 TL olarak hesap edilmesi nedeniyle talep harici kalan 76.113,10 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 27.02.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 24.01.2023 tarihli hesap raporuna göre 4.220.087,75 TL'ye ıslah ettiğini beyan etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, olayda müvekkili Kurumun kusuru olmadığını, olayın tamamen kaçınılmazlık sonucu meydana gelmiş olduğunu, davacının tazminat alacağının zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; iddia, savunma, celbedilen belgeler, alınan raporlar, Bölge Adliye Mahkemesinin önceki kararın kaldırılmasına dair ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı işverene ait yeraltı maden ocağı iş yerinde 30.10.2013 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralandığı, iş bu kazanın gerçekleşmesinde işverenin %90 kusurlu olduğunu, %10 oranında da kaçınılmazlık bulunduğunun anlaşıldığı, Mahkemece hakkaniyet indirimi oranı dışında itibar olunan hesap bilirkişisi raporu ile davacının davaya konu iş kazası yaralanması nedeniyle davalı işverenden talep edebileceği maddi zararın 5.146.741,01 TL olarak belirlendiği, Mahkemece 22.02.2023 tarihli geçici ödeme kararı ile TBK 76/1 maddesi uyarınca 200.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup toplamda talep edilen 4.220.087,75 TL'den tenzili ile birlikte taleple bağlı kalınarak 4.020.087,75 TL maddi tazminat alacağı bulunduğu kabul edilmekle, anılan maddi tazminat isteminin kabulü ile 4.020.087,75 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 30.10.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyanın incelenmesinden 08.02.2016 tarihli Kurum müfettiş raporunda; davacı işçinin 30.10.2013 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğu ve iş kazasının oluşunda davalı işverenin %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, somut uyuşmazlıkta davacı işçinin 20.10.2013 tarihinde P2 vardiyasında (08.00/16.00); davalıya TTK'ya ait, arslan bahçesi irtibat lağımında bakım onarım işçisi olarak tertip olunduğu; kesonlama çalışması yapılan yerdeki tahta parçalarını topladığı esnada tavana yakın kısımdan düşen beton parçasının sırtına ve ayağına isabet ederek yaralanması şeklinde meydana gelen kazada; 18.05.2016 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davalı işverenin %90 kusurlu olduğu, %10 oranında kaçınılmazlık bulunduğunun belirtildiği, kusur raporu ayrıntılı, denetime elverişli, dosya kapsamı ve olaya uygun, mevzuat ve kanun hükümleri tartışılarak hazırlandığından davalı tarafın kusur raporuna itirazlarının yerinde olmadığı, dava konusu 30.10.2013 tarihli kaza ile ilgili SGK ve YSK %65 maluliyet ve başka birinin sürekli bakımına muhtaç olduğuna karar verildiği, davalının istinafı nedeniyle Daire Karar ilamında ATK raporu alınması, çelişki oluşması halinde ATK Üst Kurulu raporu alınması ve gerekmesi halinde hesap raporu alınması belirtilmiş olup ATK 3 ve ATK Üst Kurulu davacının maluliyetinin %96 olduğuna dair rapor verildiği, ilk kararı istinafında davacının maluliyete ve maddi zarar hesabına itirazı bulunmadığı; bu halde davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek Mahkemece bu halde %65 maluliyete göre hazırlanan karar ilamı öncesi hesap raporuna göre önceki miktara hükmetmesi gerekirken fazla miktara karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle davanın ve birleşen davanın kısmen kabül ve kısmen reddi ile maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 693.788,29 TL'nin iş kazası tarihi olan 30.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, TBK 76/1 maddesi gereğince 22.02.2023 tarihli geçici ödeme kararında belirtilen 200.000 TL'nin ödeme tarihi gözetilerek infazda dikkate alınmasına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Kararıne davacı ve davalı vekilleri temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde 22.04.2024 tarih 2023/10048 Esas , 2024/4268 Karar sayılı kararla özetle "..Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre kusur oran ve aidiyetini yerinde olduğu, sürekli iş göremezlik tazminat alacağı yönünden de İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli ilk kararında davacının %65 oranında sürekli iş göremezlik oranı üzerinden tazminat alacağının hüküm altına alındığı, davacı vekilinin anılan karara bakıcı giderinden yapılan indirimin fazlalığı yönünden istinaf başvurusunda bulunduğu, davalı vekilinin ise kusur, sürekli iş göremezlik oranı ile hesap yönünden istinaf başvurusunda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli kararıyla sürekli iş göremezlik oranına yönelik davalı itirazlarının karşılanması yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıldığı, kaldırma kararı neticesinde Adli Tıp Kurumundan alınan raporlar çerçevesinde sürekli iş göremezlik oranının %96 olarak tespit edildiği anlaşılmış ise de bu dava kapsamında davacının talebini %65 sürekli iş göremezlik oranı ile sınırlandırdığı gözetilerek iş göremezlik tazminat alacağı yönünden verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik taraf temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, bakıcı gideri yönünden yapılan incelemede ise davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Usule ait kazanılmış hak müessesi, Usul Hukukunun dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) “usulî kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Usulî kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek, hukukî alanda istikrar sağlamak amacıyla Yargıtay İçtihatları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Örneğin Mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğar. Türk Hukuk Lûgatında da “kazanılmış hak” daha önce yürürlükte olan hükümlere göre bir kişi yararına kazanılmış olan hak şeklinde ifade edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 676). Yargıtay İçtihatları ile kabul edilen “usulî kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay İçtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 55 inci maddesinde "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz." hükmü yer almaktadır. Somut olayda; yukarıda açıklanan madde hükmü kapsamında bedensel zarara dahil olan bakıcı gideri alacak kaleminden hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapılamayacağı açık olmasına karşın aile içi dayanışmalı bakım gereçe gösterilerek hakkaniyet indirimi yapılmış olması hatalı ise de İlk Derece Mahkemesince verilen 31.03.2023 tarihli kararda bakıcı giderinden aile içi dayanışmalı bakım gerekçesiyle %30 oranında yapılan hakkaniyet indiriminin davacı tarafça istinafa getirilmemiş olması nedeniyle usuli kazanılmış hak kapsamında 18.03.2019 tarihli hesap raporunda belirlenen bakıcı giderinden %30 oranında indirim yapılması gerekirken %40 oranında indirim yapılmış olması hatalı olmuştur. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek, davalı vekilinin istinaf başvurusunu kabul ederek, İlk Derece Mahkemesi kararını ortadan kaldırılarak davanın esası hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır. ..." gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda,"... Somut olayda; yukarıda açıklanan madde hükmü kapsamında bedensel zarara dahil olan bakıcı gideri alacak kaleminden hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapılamayacağı açık olmasına karşın aile içi dayanışmalı bakım gereçe gösterilerek hakkaniyet indirimi yapılmış olması hatalı ise de İlk Derece Mahkemesince verilen 09.03.2023 tarihli kararda bakıcı giderinden aile içi dayanışmalı bakım gerekçesiyle %30 oranında yapılan hakkaniyet indiriminin davacı tarafça istinafa getirilmemiş olması nedeniyle usuli kazanılmış hak kapsamında 18.03.2019 tarihli hesap raporunda belirlenen bakıcı giderinden %30 oranında indirim yapılması gerektiği anlaşılmakla davacının maddi zararının 774.571,76 TL olduğu kabul edilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..." gerekçesiyle; "1-Davanın ve birleşen davanın kısmen kabülü ile 2-774.571,76 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 30.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-TBK 76/1 maddesi gereğince 22.02.2023 tarihli geçici ödeme kararında belirtilen 200.000 TL'nin ödeme tarihi gözetilerek infazda dikkate alınmasına; " şeklinde karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; son asgari ücretin hesapta gözetilmesinin kamu düzeninden olduğunu, aynı zamanda ilk karara karşı bakıcı giderinde %40 hakkaniyet gideri fazlalığı yönünden istinafta bulunmuş olmaları nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usuli kazanılmış hak kabulünün hatalı olduğunu; müvekkilinin belden alt kısmının felç olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı üzerinden 4 yıldan fazla süre geçtiğini ve Asgari ücretin 5 kat artığı halde önceki hükümle sınırlı karar verilmesinin hatalı olduğunu, sürekli iş göremezlik oramında değişen gelişen durum olup kaldırma kararı sonrası %65 oranının %96’ya ulaşması nedeniyle bu yeni oran dikkate alınması gerektiğini eski oranın davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştrumayacağnı beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yaptığı işle ilgili kurs ve iş sağlığı güvenliği eğitimlerine katıldığı halde müvekkiline %90 kusur atfının hatalı olduğunu, tazminattan TBK 52 gereği hakkaniyet indrimi yapılması gerektiğini, maddi zarar hesabının 21.10.2014 emeklilik tarihine kadar hesaplanması gerektiğini, maddi tazminat hesabından davacıya bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödeneğinin tamamının düşülmesi gerektiğini, 60 yaş sonrası pasif devre hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, sigortalının 50- 60 yaş arasında yılın tamamında çalışacağının kabulünün hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Fazla yatırılan temyiz harcının davalıya iadesine, 23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.