Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/14811 E., 2025/10325 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/14811 E., 2025/10325 K. (19.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/14811
Karar No
2025/10325
Karar Tarihi
19.06.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/14811 E. , 2025/10325 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1283 E., 2024/127 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/107 E., 2024/119 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 27.10.2020 tarihi ile 04.11.2021 tarihleri arasında davalı şirket bünyesinde çalıştığını, müvekkilin davalı bünyesinde çalışmakta iken 01.07.2021 tarihinde iş kazası geçirdiğini, müvekkilin iş kazası geçirmesi akabinde geçici ve sürekli iş gücü kayıpları meydana gelmiş olup maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü, 01.07.2021 tarihinde müvekkil davalıya ait ... Barajı İnşaatında çalışmaktayken inşaat demirlerini ince tel ile birbirlerine bağlama yapması sırasında telinde bir anda boşa çıkması ile birlikte güzüne saplanmış ve yaralandığını, müvekkilin bahse konu işi yaparken tecrübesini ve tüm dikkatini kullanarak işin gereğini yerine getirmekte olsa da, davalı tarafından yapılan gerekli olan materyalleri vermemesi nedeniyle işbu dava konusu kaza meydana geldiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. CEVAP Davalı Limak İnş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından ... Barajı İnşaatında çalışmakta iken 01.07.2021 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle uğradığı 1.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsili amacıyla huzurdaki davanın ikame edildiğini, davacının müvekkile ait iş yerinde 27.10.2020-04.11.2021 tarihinde kalıp-demir ustası olarak çalıştığını, kaza tarihindeki maaşı net 4.436,84 TL olup, davacının aksi yöndeki iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, SGK’nın iş kazası incelemesinin tamamlanması beklenilmesi gerektiğini, davanın esasına girebilmesi için öncellikli olarak SGK tarafından yapılan incelemenin tamamlanması ve dosyaya SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı İnceleme Raporu kazandırılmasını beklemek gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirketin hiçbir kusuru olmadığını, davalı şirket tarafından tüm denetimler sağlanmış ve gerekli tüm eğitimler verildiğini, davacıya kişisel koruyucu donanım temin edilmiştir ancak davacı iş sağlığı ve güvenliği eğitimini hiçe sayarak kişisel koruyucu donanımları kullanmadığını, davacıya işe başlamadan önce tüm işçi koruyucu malzemeleri teslim edildiği gibi, işçinin bu malzemeleri kullanması için gerekli denetimler sağlanmış ve gerekli tüm eğitimler verildiğini, kazanın tamamen davacının dikkatsiz ve tedbirsiz hareket etmesinden kaynaklandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;"...İlgili kanunu düzenleme gereğince davacı tarafça sunulan rapora göre dosyada kusur tayin etmek, bu doğrultuda maddi ve manevi tazminat belirlemek mümkün değildir. Davacı tarafça delil avansı yatırılmadığından kusur raporu alınamamıştır. Belirtilen nedenlerle, davanın niteliğine göre ispat külfeti üzerinde bulunan davacı tarafın, zarar verenin kusurunu ispat etmesi gerektiğinden, işin niteliğine göre belirlenecek uzman bilirkişi heyetinden kusur raporu aldırılması için gerekli ve istenen delil avansının yatırılmamış olması nedeniyle dosya kapsamında hüküm kurmaya elverişli kusur raporu bulunmadığından ve bu suretle taraf kusur oranları tespit edilemediğinden davacı tarafından ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmiştir. Zira kusur raporu için gerekli delil avansının yatırılmaması nedeniyle verilen red kararı esastan red kararıdır." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bünyesinde çalışmakta iken 01.07.2021 tarihinde iş kazası geçirdiğini, müvekkilinin iş kazası geçirmesi akabinde geçici ve sürekli iş gücü kayıpları meydana geldiğini, maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü, 01.07.2021 tarihinde müvekkilinin davalıya ait ... Barajı İnşaatında çalışmaktayken inşaat demirlerinin ince tel ile birbirlerine bağlama yapması sırasında telinde bir anda boşa çıkması ile birlikte güzüne saplandığını ve yaralandığını, müvekkilinin sağ gözünü kullanamadığını ve yüksek görme kaybına uğradığını, davalı tarafından gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını, güvenlik eleman ve materyallerin verilmediğini, savcılık soruşturmasının devam ettiğini, davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. Maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamından; Mahkemece davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti hususunda rapor aldırılmak üzere 21.12.2023 tarihli celsede 2 no.lu ara karar ile "Davacı vekiline bilirkişi ücreti için eksik olan 4.500,00 TL delil avansını karşılaması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde delil avansını yatırmadığı bu delilden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına (ihtarat yapıldı.)" şeklinde ara karar oluşturulduğu, bir sonraki 07.03.2024 tarihli hüküm celsesinde ise davacı vekilince davacının maddi durumu bulunmadığından delil avansını yatırılamadığının mahkemece adli yardım talebinin ise reddedildiğinin beyan edildiği, Mahkemece verilen kesin süreye rağmen delil avansının süresi içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 324. maddesinde “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Yine aynı Kanun'un 325. Maddesinde ise “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Delil avansının yatırılmaması halinde ilgili taraf “ o “ delilden vazgeçmiş sayılarak mevcut delil durumuna göre karar verilmelidir. Kesin süre müessesine gelince; Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken, bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlenmesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikle getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uymamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir. Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince Mahkemece 21.12.2023 tarihli duruşmada davacı vekiline kesin süre verildiği açıklanmış ise de avansın hangi kalemlere ilişkin olduğu açıklanmamış olup verilen kesin süre açık ve anlaşılır mahiyette olmadığından hukuki sonuçlarını doğuramaz. Ayrıca ispata ilişkin gerekçede dosyada mevcut delil durumunun irdelenmemesi karşısında yeterli değildir. Mahkemece yapılacak iş davacı tarafa usulüne uygun şekilde kesin süre vermek ve dosyada mevcut deliller değerlendirilip, iddia ve savunmadan hangisine, ne sebeple üstünlük tanındığı tartışılıp, gerekçelendirilerek sonuca gitmektir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır .

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı