10. Hukuk Dairesi 2024/15726 E. , 2025/10329 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/960 E., 2024/1031 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/145 E., 2022/317 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Madencilik ...Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerden ...’ın eşi, ...’ın babası ...’ın 26.07.2017 tarihinde, ... Madencilik isimli işyerine ait taş ocağında operatörü olduğu kepçe ile taş kırma işini yaptığı sırada kırma makinesinin altında kalarak vefat ettiğini, iş kazasının meydana geldiği tarihte davalılardan ... ve ...’nün sahibi oldukları iş makinesinin operatörü olduğunu, kazanın meydana gelmesinden yaklaşık 4 gün önce iş makinesi ve operatörü ... Madencilik Müş. İnş. Taş. Loj. San. ve Tic. Ltd. Şti ’ye kiraya verildiğini, ceza dosyasına gelen raporlar da işverenin asli kusurlu olduğunu, müvekkillere SGK’ca gelir bağlandığını, açıklanan nedenlerle merhumun eşi ve kızı içi maddi manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir”
II. CEVAP Davalı ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle: “kiraya verilen araç dolayısıyla kiraya veren müvekkillere husumet yöneltilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, kazanın oluşumunda müvekkillere kusur izafe edilemeyeceğini, meydana gelen zararlardan müvekkil sorumlu tutulamayacağını, açıklanan nedenlerle davanın husumet nedeniyle reddine, müvekkillerin kusursuz olması nedeniyle davanın reddine, Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2017/988 E. Numaralı dosyanın bekletici mesele yapılmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderinin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep etmiştir. Davalı ... Madencilik Müş. İnş. Taş. Loj. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; “davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, görev yönünden itirazları olduğunu, esasa dair itirazları olduğunu, ... müvekkil şirketin personeli olmayıp diğer davalılar ... ve ...’in personeli olduğunu, açıklanan nedenlerle öncelikle müvekkil şirket yönünden Mahkemenin görevsizliğine, Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2017/988 E. Numaralı dosyanın bekletici mesele yapılmasına, davanın müvekkil şirket yönünden reddine vekalet ücreti ve yargılama giderinin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesi ile özetle; Müvekkillerinin işveren durumunda dahi olmadığını hukuki durumları itibari ile sadece kiralayan sıfatına sahip olduğunun bilinmesine rağmen alt işveren sıfatında değerlendirilerek %30 kusur atfedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, kusurun işverene, şantiye şefine, iş güvenliği uzmanı, saha formeni ve operatöre ait olması gerekirken; kusurla ilgisi bulunmayan, sadece araç maliki olmaktan ibaret hukuki durumları sebebiyle kusur izafe edilemeyeceği ve tüm bunlar gözetilmeden müvekkillerine kusur yükletilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkeme tarafından olayın oluş şekli ve kazanın sebeplerinin hiç değerlendirilmediğini, salt güvenlik önlemlerinin alınıp alınmaması üzerinden müvekkillerine kusur izafe edildiğini, oysa Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının raporu içeriği ile de sabit olduğu üzere işyerinde çalışma imkanı bulunmadığı halde işçinin ... ... Ltd. Şti. tarafından çalıştırıldığını, kazanın oluşumu münhasıran iş sahibinin ve kazalının kusurlu eylemlemleri sonucu oluştuğunu, kazaya maruz kalan işçi kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesi ile özetle; Müvekkil şirket ile ...-... iş ortaklığı arasında 17.07.2017 tarihli iş makinası kira sözleşmesi yapıldığını, ilgili sözleşmeye göre, ...-... iş ortaklığının, belirli bir bedel karşılığında taş ocağında çalıştırılmak üzere kırıcılı ekskavatörünü müvekkili şirkete kiraladığını, müvekkili şirketin ise karşılığında makine kira bedelini ödediğini, sözleşmeye konu ekskavatörün, operatörlü olacak şekilde kiralandığını, kazazede işçi ile müvekkili şirket arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, müvekkili şirket ile bahse konu iş ortaklığı arasında alt işveren asıl işveren ilişkisi olmadığını, yalnızca iş makinası kira sözlesmesi bulunduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, bilirkişinin hatalı hesaplama yaptığını, müteveffanın anne babasının hayatta olup olmadığının irdelenmediğini, müteveffadan destek gördüğü iddiasıyla ileride anne baba tarafından bir talepte bulunulduğu takdirde, eğer dava kabul edilirse müvekkili şirket ayrılan paylar toplamında %100'ün üzerinde ödeme yapmak durumunda kalacağını, hak sahibi kız çocukların destekten yararlanma süreleri, evlenmelerinin üstün olasılık içinde bulunduğu yaşa göre belirlendiğini bu yaşın kural olarak köylerde 18, kentlerde 22 olduğunu, 04.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacı küçük ... için maddi tazminat hesaplanırken küçüğün destekten yararlanma süresi 22 yıl olarak esas alındığını, ancak davacıların şu anda Kahramanmaraş ilinin ... ilçesine bağlı bir köyde yaşadığını, davacı küçük ... için maddi tazminat hesaplanırken destekten yoksun kalma süresinin 22 yıl değil, 18 yıl olarak esas alınması gerektiğini, hesap bilirkişi raporunda maddi zarar hesaplanırken Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacılara bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin yalnızca %70'inin zarar miktarından düşüldüğünü, mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tamamının belirlenen zarardan indirilmesi gerektiğini, hesap yapılırken kullanılan formüllerin somut olayın özellikleri ile bağdaşmadığını belirterek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ... Madencilik Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... firma vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'unun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanun'unun 77. maddesi 3. Değerlendirme 1.Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. 2.Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. 3.Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 4.Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir. 5.Gerekçe - hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir. 6.Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti hususunda aldırılan 15.10.2021 tarihli heyet raporunda asıl işveren ... Madencilik firmasının %50, alt işveren ... ve ... ortaklığının %30, davacılar murisi kazalının %20 oranında kusurlu bulunduğunun tespit edildiği, 14.02.2022 tarihli heyet raporunda ise asıl işveren ... Madencilik firmasının %50, alt işveren ... ve ... ortaklığının %20, davacılar murisi kazalının %30 oranında kusurlu bulunduğunun tespit edildiği, hesaba dair 04.05.2022 tarihli raporda davalıların toplam %70 kusuru ile davacılar murisinin %30 oranındaki kusuruna göre maddi zararların tespit edildiği Mahkemece anılan raporun hükme esas alındığı ancak gerekçe kısmında müteveffanın %20 oranında kusurlu bulunduğu 15.10.2021 tarihli rapora itibarla hüküm tesis edildiğinin açıklandığı bu suretle de hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığı ve bu şekilde infazı kabil hüküm tesis edilmediği açık olduğundan verilen karar isabetsiz bulunmuştur. 7.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. 8. O halde, davalı ... Madencilik ... Ltd. Şti. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır .
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.