10. Hukuk Dairesi 2024/14386 E. , 2025/3291 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2019/45 E., 2022/403 K. Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali ve borçlu olmadıklarının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın davacı ... yönünden kabulüne, diğer davacılar yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların ... İlçesi ... Mahallesi 277 ada 4 parsel sayılı taşınmazı kat karşılığı inşaat yapmak üzere ... Noterliğinin 18.02.1999 tarih ve 001798 yevmiye numaralı sözleşme ile müteahhit ... ... ve...'a verdikleri, yapılan bu sözleşme gereği taşınmaz üzerinde inşaat başlatıldığı, inşaatın henüz bitmediği, davalı ...'nın inşaat iş yerinde işçi çalıştırılmasına bağlı olarak yüklenici adına tahakkuk eden sigorta pirimi vs. borcu davacılardan istediği, davacıların inşaatı yapanlar ya da inşaatta çalışan işçiler olmadığından borçtan sorumlu olmadıkları, asıl borçlu kişilerin Noterlik sözleşmesi ile inşaat yaptıran kişiler olan ... ... ve... olduğu iddiasıyla ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük hak düşürücü süre içinde davanın açılması gerektiği, davaya konu edilen borcun ......Ortaklığı adına 1023753,27 sicil sayılı dosyada işlem gören inşaat iş yerine ait olduğu, meydana gelen borçtan inşaat sahipleri sorumlu olduğu gibi inşaatı yaptıran kişilerin de sorumlu olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinde bahsedildiği üzere "yönetim kurulu üyelerinin işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları" savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 24.02.2015 tarihli ve 2012/55 Esas, 2015/154 Karar sayılı kararla; davaya konu edilen olayda davacılara ait arsa üzerine yapılan inşaatı... ve ... ... isimli müteahhitlerin oluşturduğu adi ortaklığın üstlendiği, bu adi ortaklığın davalı Kurum SGK'ya prim, işsizlik primi, damga vergisi gibi yasal yükümlülüklerden doğan borçlarının meydana geldiği ve bu borçları ödemeye tek yetkili şahsın inşaatı yapan adi ortaklık temsilcileri olan müteahhitler olduğu, arsa sahibi davacıların aylık prim bildirgesini Kuruma verme, borç tahakkuk ettirme, primleri müteahhit adına ödeme yetki ve sorumluluğu bulunmadığı açıklanan nedenlerle arsa sahibi davacıların 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesi kapsamına girmeyecekleri yani işveren müteahhit adına tahakkuk eden prim, işsizlik primi, damga vergisi vs. borçlardan ve davaya konu edilen icra takiplerine konu borçlardan da sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın kabulü ile davacılar ..., ... ve ...'in davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun takip no 2001/6048 - 9472; 2002/2906 - 576 - 7276 - 738; 2003/561 - 2957 - 17858 - 17859 - 17860; 2004/15702 - 15703 - 15704 - 15705 - 15706; 2006/15605 - 15606 - 15607; 2007/11703 - 11704 - 11705; 2009/21935 - 21936 - 21937; 2010/18480 - 18481 - 18482 sayıları ile gönderilen ödeme emirlerinin iptaline ve davacıların borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 24.02.2015 tarihli ve 2012/55 Esas, 2015/154 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 25.12.2018 tarihli ve 2015/14832 Esas, 2018/11065 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...6183 sayılı Kanunun '...' başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ... ile tebliğ olunacağı; 'Ödeme emrine itiraz' başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ... tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi; 'menfi tespit' niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ... gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanunun 58.maddesine göre; kendisine ... tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmezse borç kesinleşmiş olur. Diğer taraftan 6183 sayılı Kanunun 54. maddesi hükmü uyarınca da süresinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktarda mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi de maddede belirtilen cebren tahsil şekillerinden birisidir. Bu bağlamda, borçtan dolayı cebren tahsile geçmeden önce anılan Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının '...' nin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için '...' çıkarılmadan ve icra takibi kesinleştirilmeden haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması kanuna aykırıdır. Somut olayda ise 6183 sayılı Yasanın 55. maddesi kapsamında davacılardan ... adına düzenlenmiş ve anılan Yasanın 58. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş bir ödeme emrinin ya da başlatılmış bir icra takibinin bulunmaması, yapılan bu tebligatın ... niteliğinde olmayıp, borç bildirim yazısından ibaret bulunması karşısında, davanın menfi tespit davası olarak kabul edilmesi gerekirken, yazılı biçimde ödeme emirlerin iptaline hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Diğer taraftan, davacılar ile dava dışı ... ... ve ... aralarında 18.02.1999 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşme kapsamında yapılacak olan A ve B Blok inşaatlarından arsa payı sahipleri davacılara dairelerin verilmesinin ve bu konuda yapılacak işlemler bakımından dava dışı adı geçen müteahhitlere vekâlet verilmesinin kararlaştırıldığı, ne var ki ilerleyen dönemlerde vekâlet yolu ile verilen yetkilerin azilnameler ile kaldırıldığı, davalı Kurumun ise anlaşıldığı kadarıyla, dava dışı ... adına tescili yapılmış olan iş yerinin prim borçları nedeniyle 2002 yılından 2010 yılına kadar takip yapılsa da herhangi bir tahsilat yapılamadığı, ara ara yapılandırmaların varlığı olsa da ödemenin yapılmaması üzerine davacılar hakkında tüm ödeme emirleri tevhit edilerek, davacılara yönelik ödeme emirleri tanzim edildiği, mahkemece, davacıların arsa sahibi olup, işveren sıfatlarının olmadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakta ise de verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü bakımından mahkemece, öncelikle yapılması kararlaştırılan inşaat iş yerine ilişkin iş yeri dosyasının celbi ile asıl işverenin kim olduğu hususu belirlenmeli, bu kapsamda müteahhitler olan ... ... ve ... adına iş yeri tescilinin yapılıp yapılmadığı hususu ile, her iki blok yönünden tescilin olup olmadığı, bu şekilde bir tescilin yapılmamış ise nedeninin araştırılması, iş yerinden bildirimleri yapılan sigortalıların varlığı ile gerekirse beyanlarının alınmasından sonra, inşaat iş yerine ilişkin olmak üzere gerçek işverenin, dolayısıyla kuruma karşı prim borçlusunun kim olduğunun belirlenmesi, bu bakımdan, davadışı...’un 2010 yılında kuruma verdiği dilekçede belirtmiş olduğu iddianın irdelenmesi bakımından, öncelikle sözleşmenin 2001 yılında sona erip ermediği hususu ile 2001 yılından sonra yapı sahiplerinin hangi blok veya bloklarda sigortalı çalıştırdıkları, bu konuda Kurumu haberdar edecek şekilde bir iş yeri devir olgusunun varlığı, kamu kurum ve kuruluşlarında herhangi bir kayıtlı belgenin varlığı, başka bir deyişle ..., Belediye(yapı ve iskan ruhsatı) Kurum (SGK) Elektrik ve Su aboneliklerinin alınması aşamasındaki beyanlar ve belgeler ve başvuruların kim tarafından yapıldığı hususları ile bu konudaki tüm bilgi ve belgelerin toplanması sonucunda elde edilecek delillere göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve fiili olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; müteahhitler olan ... ... ve ... adına iş yeri tescilinin yapılıp yapılmadığı hususu ile, her iki blok yönünden tescilin olup olmadığı, bu şekilde bir tescilin yapılmamış ise nedeni araştırıldığı, yapılan araştırmada davaya konu prim borçlarının ... Sitesi Yapı Ortaklığı adına tescil görmüş iş yerinden kaynaklandığı tespit edildiği, dava konusu prim borçlarının kaynağı olan işin 24.05.2000 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden iş yeri bildirgesine istinaden 4.4003.011023753.27.03 sicil sayılı "inşaat" işi dosyası ... Sitesi Yapı Ortaklığı-... adına tescil edildiği, iş yerinde 25.05.2002 tarihi itibariyle sigortalı çalıştırılmaya başlanıldığı, söz konusu iş yerinde faaliyet devam ederken, tahakkuk eden borçların ödenmemesi nedeniyle, 2001 Mayıs ayından itibaren icra takip işlemlerine başlanıldığı, Kuruma karşı prim borçlusunun kim olduğunun belirlenmesi, bu bakımdan, davadışı...’un 2010 yılında Kuruma verdiği dilekçede belirtmiş olduğu iddianın irdelenmesi bakımından, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 2001 yılında sona erip ermediği hususu ile 2001 yılından sonra yapı sahiplerinin hangi blok veya bloklarda sigortalı çalıştırdıklarına ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı, kamu kurum ve kuruluşlarında Belediye (yapı ve iskan ruhsatı) Kurum (SGK) Elektrik ve Su aboneliklerinin alınması aşamasındaki beyanlar ve belgelerin değerlendirilmesinde ve başvuruların kim tarafından yapıldığı hususları yönünden araştırma yapıldığı, yapılan araştırmada ... Belediye Başkanlığına yazılan müzekkereye verilen 31.07.2019 tarihli cevapta dava konusu inşaata yapı kullanım başvurusunun 04.03.2005 tarihinde ... tarafından yapıldığı, böylece ...'ın Kuruma verdiği 2010 yılındaki beyanına itibar edilmeyerek işveren olduğu kanaati oluştuğu, ayrıca dosyada mevcut 18.02.1999 tarihli inşaat sözleşmesine istinaden müteahhit ... ... ve ...'ın yapı ortaklığı olarak inşaatı yapmayı taahhüt etmeleri karşısında söz konusu iş yeri dosyasının sicil kayıtlarının adı geçenlere birlikte tescil edilmesi gerekirken ... adına düzenlenmesinin ... ...'ün işveren olduğu noktasındaki sıfatını kurum yönünden değiştirmeyeceğinden ... ile ... ...'ün yapılan sözleşme doğrultusunda prim borçlarından sorumlu olduğu kanaati oluştuğu, davacıların arsa sahibi olduğu, sözleşme gereği inşaatın tamamlanması işinin anahtar teslim olarak müteahhitlere verildiği, düzenlenen sözleşmenin feshedildiğine ilişkin mahkeme ilamının bulunmadığı, arsa sahipleri tarafından vekâlet yolu ile verilen yetkilerin azilnameler ile kaldırılmasının sözleşmenin feshedildiğine kanıt olmayacağı, iş yeri devrinin olduğuna ilişkin Kurum kayıtlarına geçen ve dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığından, arsa sahiplerinin işveren sıfatlarının bulunmadığı anlaşıldığı, davacı ... ve ... mirasçılarına (..., ... ve ...) duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edildiği, duruşma gününden haberdar olan tarafın duruşmaya gelmediği ve mazeret bildirmediği, duruşmada hazır olan diğer tarafın davaya devam etmediği anlaşılmakla HMK 150. maddesi gereğince süresinde yenileninceye kadar dosyanın ... ve ... mirasçılarına (..., ... ve ...) yönünden 07.04.2022 tarihi itibariyle işlemden kaldırıldığı, bu tarihten itibaren 3 ay geçtiği halde dava yenilenmediği gerekçesiyle davanın ... yönünden kabulü ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun takip no 2001/6048 - 9472; 2002/2906 - 576 - 7276 - 738; 2003/561 - 2957 - 17858 - 17859 - 17860; 2004/15702 - 15703 - 15704 - 15705 - 15706; 2006/15605 - 15606 - 15607; 2007/11703 - 11704 - 11705; 2009/21935 - 21936 - 21937; 2010/18480 - 18481 - 18482 sayıları ile gönderilen ödeme emirlerinin iptaline ve davacının borçlu olmadığının tespitine, ... ve ...'in açmış olduğu davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum borçlarından üst düzey yetkililerin de sorumlu olduğu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali ve borçlu olmadıklarının tespitine ilişkindir. 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.