10. Hukuk Dairesi 2024/10581 E. , 2025/3290 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul karar verilmiştir. Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı Kurumda ... sigorta sicil numarası ile işlem gördüğü, davacının davalı şirkette 01.04.1996 tarihinde işe girdiği, bu tarihte sigortalı işe giriş bildirgesinin verildiği, bu çalışmasının aralıksız ayda 30'ar gün üzerinden 10.02.2009 tarihine kadar sürdüğü, bilahare Kuruma emeklilik için başvurduğu, bu başvuruyu inceleyen Kurumun davacıya gönderdiği yazıda anılan sürede bordro ve bildirgelerin süresinde verilmesine rağmen 01.04.1996 - 10.02.2009 süresi çalışmaların sigortalı olarak değerlendirilemeyeceğinin bildirildiği iddiasıyla davacının 01.04.1996 - 10.02.2009 tarihleri arasında süresiz ve aralıksız ayda 30'ar gün üzerinden davalı işverenin iş yerindeki çalışmalarının bordrolarda gösterilen süreler üzerinden geçen sigortalı hizmet olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesine özetle; davacının dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünde çalışmalarının geçtiğini iddia ettiği sürelerin belirtilmediği, bu hususun davacı tarafından açıklığa kavuşturulması gerektiği, davacının çalışmaları bakımından Kurum kayıtlarının esas olduğu, davacının huzurdaki dava ile ileri sürdüğü iddiaları Kurum kayıtlarına eş değerle belgelerle kanıtlaması gerektiği, ayrıca dava konusu iş yerinin varlığı iş yerinin yasa kapsamına girip girmediğinin araştırılmadığı, davacının tespitini talep ettiği döneme ilişkin davalı işveren kayıtlarının incelenmesi, davacının diğer davalıya ait iş yerinde hizmet akdi ile çalıştığını iddia ettiği döneme ait belgelerin Kuruma verilip verilmediğinin ya da çalışmalarının Kurumca tespit edilip edilmediğinin tespit edilmesi gerektiği, davacının hizmet akdi ile davalı işverene bağlı olarak fiilen çalıştığı ve çalışmanın niteliği ve ödenen ücretin somut deliller ile ispat edilmesi, çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğunun üzerinde durulması, kapsama dışı dönemlerin tespiti konusunda dikkate alınması, çalışmanın konusu, işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediğinin dikkate alınarak ücret konusunun titizlikle araştırılması, asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalıştığı iddiasının yazılı delillerle ispat edilmesi Kurumun resmi kayıtlarının incelenmesi sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı işveren vekili davaya cevap vermemiş ve aşamalarda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 08.12.2011 tarihli ve 2010/241 Esas, 2011/1093 Karar sayılı kararla; davacıya ait SGK ve iş yeri kayıtları, tarafların yazılı beyanları, kurumlar arası yazışmalar, yeminli dinlenen tanık beyanları, bilirkişi incelemesi, bilirkişi raporu karşısında, bilirkişi raporuna itibar edilerek ve rapor hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan, her ne kadar davalı taraf açılan davanın reddini talep etmiş ise de, davacının vekaletteki doğum tarihinin 01.06.1959 olduğundan talep tarihlerinde gerek 18 yaş ve gerekse askerlik süresinin dışında kaldığından bu halde tespite engel bir durum bulunmadığı gerekçesiyle açılan davanın 06.12.2011 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen süre ve miktarlar doğrultusunda kabulüne, bu itibarla; 01.11.1997 - 31.12.1997 arası 60gün, günlük 1.23 TL, 01.01.1998 - 30.06.1998 arası 180 gün, günlük 1.66 TL, 01.07.1998 - 30.09.1998 arası 90 gün, günlük 2.10 TL, 01.10.1998 - 31.12.1998 arası 90 gün, günlük 2.33 TL, 01.01.1999 - 30.06.1999 arası 180 gün, günlük 3.11 TL, 01.07.1999 - 31.12.1999 arası 180 gün, günlük 3.79 TL, 01.01.2000 - 31.03.2000 arası 90 gün, günlük 4.00 TL,01.04.2000 - 01.05.2000 arası 30 gün, günlük 5.00 TL,01.09.2000 - 31.03.2001 arası 215 gün, günlük 5.00 TL, 01.04.2001 - 31.12.2001 arası 270 gün, günlük 7.00 TL, 01.01.2002 - 31.03.2002 arası 90 gün, günlük 7.40 TL, 01.04.2002 - 30.06.2002 arası 90 gün, günlük 9.26 TL, 01.07.2002 - 31.03.2003 arası 270 gün, günlük 10.91 TL, 01.04.2003 - 30.06.2003 arası 90 gün, günlük 13.10 TL, 01.07.2003 - 01.01.2004 arası 180 gün, günlük 15.26 TL, 01.01.2004 - 30.06.2004 arası 180 gün, günlük 18.32 TL, 01.07.2004 - 31.12.2004 arası 180 gün, günlük 14.80 TL, 01.01.2005 - 31.12.2005 arası 360 gün günlük 16.29 YTL, 01.01.2006 - 31.12.2006 arası 360 gün günlük 17.70 YTL, 01.01.2007 - 15.02.2007 arası 45 gün, günlük 18,75 TL ücretle olduğunun TESPİTİNE, karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 08.12.2011 tarihli ve 2010/241 Esas, 2011/1093 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 26.11.2012 tarihli ve 2012/11529 Esas, 2012/23102 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1-)5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, 'sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.' Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre ise Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından, hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.Yukarıda sayılan belgelerin ve bu kapsamda işe giriş bildirgesinin süresi içerisinde Kuruma verilmesinden önceki döneme ilişkin dönemler hak düşürücü süreye tabi olur ise de sonraki süreler bakımından, hak düşürücü süre söz konusu olmayacaktır. Çalışma ilişkisinin sürekli değil de kesintili olması halinde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak, her bir dönem bakımından, ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir. Bu tür davalarda davalı iş yeri ile ilgili tüm belgeler, vergi kayıtları, muhtasar beyannameler ve yoklama tutanaklarının olup olmadığı araştırılmalı, davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı Kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden getirtilmeli, işbu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın davacıya aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkâr edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler emniyet araştırması ve Kurumdan sorulmak suretiyle saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, işin niteliği nazara alınmalı, çelişkiler vaki olursa usulünce giderilmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Bu açıklamalar ışığında, dava konusu somut olayda; davacının, kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve iş yerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi için Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, davalı şirketin ne zamandan beri işçi çalıştırmaya başladığı, hususunda muhtasar beyannameler ve vergi kayıtlarından herhangi bir araştırma yapılmaksızın, salt şirketin kanun kapsamına alınış tarihi dikkate alınarak karar verilmesi yerinde değildir. Ayrıca kabul edilen süreler bakımından davalı şirketin ne tür işleri yaptığı ve adına kaç tane iş yeri kaydı olduğu hususunda herhangi bir araştırma yapılmamış olup, dinlenen tanık beyanlarına göre, davacının bir ara Rusya’ya şirket çalışmaları kapsamında gönderilip gönderilmediği hususunda pasaport ve yurtdışı giriş çıkışlarının bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır. Yine, dinlenen tanık beyanları da hükme esas almaya elverişli ve yeterli görülmemiş olup dava konusu dönemde davalı iş yerinde davacı ile birlikte çalışan ve çalışmaları bilebilecek kimseler dinlenmelidir. Ancak bu kimselerin tespiti mümkün olmadığı takdirde, komşu işyerleri tanıkları araştırılıp dinlenmelidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 2- Kabule göre de Mahkemece, verilen hükmün; davacının istemine ve temyiz eden Kurum sıfatına göre kısmi kabul niteliğinde olduğu anlaşılmakla, avukatla temsil edilen davalı Kurum lehine, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan tarife uyarınca vekâlet ücretine ve 6100 Sayılı HMK.'nun 312 ve 323. maddelerine uygun şekilde, tarafların haklı çıktıkları oranda yargılama giderlerine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 19.07.2018 tarihli ve 2013/375 Esas, 2018/386 Karar sayılı kararla; uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda toplanılan deliller, aldırılan bilirkişi raporu, dinlenilen tanıklar ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile, davacının davalıya ait iş yerinde; 01.11.1997 - 15.02.2007 tarihleri arasında Kurum taban ücretleri altında kalmamak üzere asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir. 3.Mahkemenin 19.07.2018 tarihli ve 2013/375 Esas, 2018/386 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 18.02.2020 tarihli ve 2018/6096 Esas, 2020/1286 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Eldeki davada ise bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Mahkemece, kabule konu olan süreler bakımından, bozma sonrasında tanıklar dinlenilmiş ise de davacının çalışmasının niteliği veya hangi işte çalıştığı hususu dahi netlikle belirlenememiş olup bu kapsamda dinlenen tanık beyanları dışında tarafsız olabilecek nitelikte bordrolu tanıkların varlığının (örneğin dava konusu dönemde bordrolu olup bilahare aylık bağlanmış tanıkların) araştırılması ile davacının çalışmaları hakkında bilgi edinilmesi gereklidir. Ayrıca dinlenen tanıkların beyanları dikkate alındığında davalı işverene ait deponun varlığı, hangi tarihten itibaren işletildiği, davacının bu depoda çalıştığı ve boya malzemelerini verdiğine ilişkin iddia karşısında, teslim alınan malların tesellüm tutanaklarının olup olmadığı ile komşu iş yerinden belirlenebilecek tanıkların kolluk aracılığıyla tespiti ile beyanlarının alınması suretiyle bir karar verilmesi gereklidir. O halde, ilk bozmamız çerçevesinde davalı iş yerinde kabule konu olan dönemin tamamında bordrolu olarak çalıştığı tespit edilebilen tanıkların araştırılması ile bu kişilerin beyanlarına başvurulması, devamında komşu tanıkların beyanlarının da alınması suretiyle tüm deliller toplanmalı, yine resen araştırma ilkeleri çerçevesinde tüm deliller toplandıktan sonra bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; bordro tanığı ...'in çalışmasının kesintili olduğu ayrıca iş yerine çağrı üzerine gidip çalıştıklarını, davacının çalışma saatlerini ve şartlarını bilmediğini beyan ettiği, bu nedenle beyanlarının hükme esas alınamadığı diğer bordro tanığı ...'in ise davacının 2001 yılında orada olup olmadığını bilemediğini, bu nedenle bu döneme ilişkin beyanının hükme esas alınamadığı ancak 2006 dönemi sonrasına ilişkin çalışmasına şahit olduğunu beyan etmiş olması nedeniyle bu tanığın ikinci blok çalışmasının başladığı 14.11.2006 tarihinden 10.02.2009 tarihine kadar davacının çalışmalarının ispat edildiği kabul edildiği; davacının 15.02.2007 - 10.02.2009 tarihleri arasında davalı iş yerinden bildirimleri bulunduğu gözetildiğinde tespiti mümkün sürelerin 01.11.1997 - 15.02.2007 tarihleri arasında kaldığı dönem olduğu ve ücretinin Kurum taban ücretleri altında kalmamak kaydıyla asgari ücret olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 14.11.2006 - 15.02.2007 tarihleri arasında .... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ünvanlı davalı iş yerinde; 14.11.2006 - 31.12.2006 tarihleri arasında 47 gün, günlük 17,10 TL kazançla, 01.01.2007 - 15.02.2007 tarihleri arasında 45 gün, günlük 18,75 TL kazançla olmak üzere toplam 92 gün daha sigortalı çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın bozma ilamına açıkça aykırı olduğu, tanık beyanlarının yok sayıldığı, davanın tümünün kabulünün gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; tanıkların beyanlarının yetersiz olduğu, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 3.Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1996 yılında davacını yurt dışına çıktığının görüldüğü, 10.02.2009 tarihli ibranamede davacının 15.02.2007 - 10.02.2009 arasında çalıştığını kabul ettiği, kamu düzenine ilişkin davada yeterli araştırma yapılmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.Davacı, 01.04.1996 - 10.02.2009 tarihleri arasında, davalı işverenin iş yerinde aralıksız ve kesintisiz şekilde çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Ancak, davacının 01.11.1997 tarihinden önceki döneme ilişkin talebine dair verilen ve önceki yargılamada reddedilerek hükme bağlanan Mahkeme kararının davacı tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle, bu tarihten önceki döneme ilişkin talepler yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Öte yandan, 15.02.2007 tarihinden sonrası bildirimlerin ise davalı işveren tarafından davalı ... Kurumuna eksiksiz ve usulüne uygun şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır. 2. 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 3. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). 4. 01.11.1997 - 14.02.2007 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise: davalı işverene ait boya ve cam işleri iş yerinin, 01.11.1997 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, bozma sonrası getirtilen vergi kayıtlarından da iş yerinin uyuşmazlık konusu dönemde faaliyetine devam ettiği anlaşılmaktadır. Uyulan bozma ilamında, davalı iş yerinde çalıştığı kabul edilen dönem boyunca bordroda kayıtlı olarak çalıştığı tespit edilebilecek tanıkların araştırılması, bu kişilerin ifadelerine başvurulması ve ayrıca komşu tanıkların da dinlenmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu doğrultuda, yargılama sırasında iki tanığın beyanına başvurulmuş; bunlardan biri, 10.07.2000 tarihinden itibaren kısmi ve kesintili olarak bildirimi yapılan bordro tanığı olup yevmiye ile çalıştıklarını, kış aylarında çalışmalara ara verdiklerini ve davacının son dönemlerde depoda görev yaptığını ifade etmiştir. Diğer tanık ise 15.02.2001 - 31.07.2004 ve 14.11.2006 - 02.04.2011 tarihleri arasında bildirimi yapılan bir bordro tanığı olup, davacının 2001 yılındaki çalışmasına dair bilgi sahibi olmadığını, ancak 2006 yılı sonrasındaki çalışmalarına tanıklık ettiğini beyan etmiştir. Mahkeme ise yalnızca bu iki tanığın anlatımlarına dayanarak anılan dönem yönünden karar tesis etmiştir. Ancak bu şekilde, davacının iddia edilen çalışmasının süresi ve niteliği hakkında yeterli ve gerekli araştırmanın yapıldığının söylenmesi mümkün değildir. 5. Mahkemece yapılması gereken; uyuşmazlığa konu dönemde faaliyet gösteren iş yerinin niteliği de dikkate alınarak davacıyla aynı dönemde ve özellikle depo işleriyle bağlantılı olarak çalışmış, davacının çalışmasını bilebilecek bordro tanıkları ile yaptığı iş gereği kendisiyle iş ilişkisi içinde olmuş diğer kişilerin tespit edilip ifadelerine başvurulmasıdır. Bu şekilde, gerekli tüm araştırma ve inceleme yapılarak uyuşmazlık konusu hususun kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde aydınlatılması ve toplanan delillerin birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.