10. Hukuk Dairesi 2024/1865 E. , 2025/3282 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2313 E., 2023/2134 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/700 E., 2023/615 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacılar murisi ...'nun 30.07.2019 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulmasının zorunlu olduğunu, davacıların talep etttikleri maddi tazminat alacağının zamanaşımına uğradığını, bu nedenle söz konusu alacağın reddinin gerektiğini, davacıların, talep ettiği maddi tazminatın içeriği hakkında herhangi bir beyanda bulunmadığını, davacıların murisinin 30.07.2019 tarihinde vefat ettiği, huzurdaki davanın ise 08.12.2021 tarihinde ikame edildiği göze alındığında davacıların maddi tazminat isteminin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davacıların maddi tazminat talebinin reddini talep ettiğini, davacının görevli olduğu alanın boş bir arazi olup müvekkili şirket tarafından personellerinden alınan geri bildirimlere göre en huzurlu çalışma ortamına sahip proje niteliğinde olduğunu, ilgili projede personel üzerinde stres yaratacak herhangi bir etkenin de bulunmayıp alanın devriyesi da davacıların iddiasının aksine ... araçları ile sağlandığını, hatta her bir personelin belli bir metre kare ekim-biçim alanı bulunduğunu, bunun yanı sıra personel tarafından alanda sıklıkla mangal ve semaver eşliğinde çeşitli etkinlikler yapıldığını, bağlama çalma vb. sosyal etkinlikler gerçekleştirildiğini, hal böyle iken böyle koşullara sahip bir iş yerinin stres ve tedirginlik dolu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davacıların müteveffanın kalp krizi geçirmesine sebep olacak olay anında yaşadığı herhangi bir tartışma gibi bir durumun söz konusu olmadığını iddia etmiş ise de ... ile birlikte son birkaç hafta aynı vardiyada olan müvekkili şirket personelleri tarafından murisin son dönemlerde ailevi sorunları olduğunu, gece nöbetlerinde bu konuyu dillendirdiğini, bundan dolayı stresli olduğunu ve kahve ile sigara tüketiminin de fazla olduğu bilgisinin iletildiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen sorumlulukları azami derecede yerine getirdiğini, iş yerindeki gerekli önlem ve tedbiri aldığını, gerek muris gerek muris ile aynı vardiyada çalışan personeller dahil olmak üzere tüm özel güvenlik görevlilerinin davacıların iddiasının aksine ilk yardım eğitimi aldığını, davacılar tarafından her ne kadar murisin herhangi bir sorunu olmadığı, geçirdiği kalp krizinin salt çalışma koşulları sebebiyle meydana geldiği, müvekkil şirketin yeterli önlem ve tedbiri almadığı iddia edilmiş ise de söz konusu iddialarının tamamının asılsız olduğunu beyanla açılan davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davanın kısmen kabulü ile Davacı eş ... bakımından 378.638,68 TL maddi tazminat talebinin kabulü ile olay tarihinden itibaren (30.07.2019) işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacı çocuk ... bakımından 104.132,82 TL maddi tazminat talebinin kabulü ile olay tarihinden itibaren (30.07.2019) işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacı çocuk ... bakımından 100.384,15 TL maddi tazminat talebinin kabulü ile olay tarihinden itibaren (30.07.2019) işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacı çocuk ... bakımından 52.651,06 TL maddi tazminat talebinin kabulü ile olay tarihinden itibaren (30.07.2019) işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Davacı çocuk ... bakımından 41.048,79 TL maddi tazminat talebinin kabulü ile olay tarihinden itibaren (30.07.2019) işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı eş ... bakımından 4.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulü ile olay tarihinden itibaren (30.07.2019) işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacı dört çocuğun her biri için ayrı ayrı 3.000,00'er TL manevi tazminat talebinin kabulü ile olay tarihinden itibaren (30.07.2019) işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 04.10.2019 tarihli 2019/153 Karar numaralı kararında; kazazedenin hak sahiplerinin 28.08.2019 tarih 12416592 sayı ile Kuruma verdiği belgelerin komisyonca değerlendirilmesi sonucunda, 30.07.2019 tarihinde meydana gelen olayın 506/5510 sayılı Kanun'un 11/13 maddesi hükümleri dahilinde meydana gelmesi nedeniyle iş kazası sayılmasına karar verildiği, dosyada bulunan SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 06.02.2020 tarihli - 108561/03/İR/02 sayılı inceleme raporunda; ... isimli sigortalının 30.07.2019 tarihinde maruz kaldığı kaza olayının incelenmesi sonucu; 5510 sayılı Kanun'un 4/1 a bendi uyarınca sigortalı olduğu tespit edilen ...'nun 30.07.2019 tarihinde maruz kaldığı kazanın 5510 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 1. fıkrası hükümleri de dikkate alınarak aynı Kanun'un 13. maddesinin (a) ve (b) bendi çerçevesinde bir iş kazası olduğunun kazanın meydana gelmesinde işveren ... Güvenlik Hizmetleri A.Ş. ve sigortalının kusurunun bulunmadığının belirtildiği, dosyada aldırılan 28.09.2022 tarihli iş güvenliği uzmanı ve kardiyoloji uzmanı iş yeri hekimi bilirkişi heyetinden kusur durumuna ilişkin alınan bilirkişi heyet raporunda; gerekli tedbirleri almak suretiyle önlenebilecek olaylarda kaçınılmazlıktan söz edilemeyeceği, alınabilecek önlemlerin varlığı ve bunların uygulanabilirliği dikkate alındığında iş kazasının meydana gelişi ile ilgili kazalı ve işveren açısından "kaçınılmazlık" ilkesinin uygulanamayacağının, davalı ... Güvenlik Hizmetleri A.Ş.'nin davayı konu olayın oluşumunda %30 oranında kusurlu olduğunun ve sigortalı ...'nun davaya konu olayın oluşumunda %20 oranında kusurlu olduğunun, bünyesel faktörün davaya konu olayın oluşumunda %50 oranında değerlendirildiğinin belirtildiği, davalı ve davacı yönünden belirlenen kusur oranlarının işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına, dosya içeriğine uygun olduğu, davalı tarafından dosyaya ibraz edilmiş SGK kayıt inceleme tutanağı ve ücret bordroları dikkate alındığında devamlılık arzeden iş yeri primi, yol ve yemek yardımı, fazla mesai ücretlerinin de eklenmesi ile giydirilmiş brüt ücret tespitinde ve hükme esas bilirkişi raporunda güncel Yargıtay kararları doğrultusunda, ... 2010 adı verilen "... Tablosu" esas alınarak yapılan hesaplamaların dosya içeriğine uygun olduğu, davacılardan ...'nun eşini diğer davacıların babalarını kaybettiği ve bu olay nedeniyle duydukları manevi ızdırap ve bunun hayat boyu devam edecek olması dikkate alındığında tarafların kusur durumları olayın oluş şekli, olay tarihinden bu yana işleyecek faiz oranları, tarafların ekonomik durumları da dikkate alındığında, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının makul ve dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkemece müteveffanın geçmiş sağlık kayıtları ile ... kayıtları celp edilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kullanmakta olduğu antidepresan ilaçlarının yan etkilerinin değerlendirilmediğini, çok fazla kahve ve sigara tüketiyor olması göz ardı edilerek ailevi sorunlar yaşadığına dair tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, b.Müteveffanın çalışmış olduğu ortamın davalı şirketin en huzurlu projeleri arasında yer aldığını, müteveffanın çalıştığı süre içinde davalı şirkete iş yeri ile ilgili olumsuz bir geri dönüşte bulunmadığını, görev yerinin değişmesini talep etmediğini, c.Davanın iş yerinde gerekli eğitimleri aldığına dair bilgi ve belgeler dosya içerisine sunulduğunu, ilk yardım eğitimi aldığını, İSG belgesinin dosyaya sunulduğunu, davalı şirketin iş sağlığı ve güvenliği konusunda azami dikkati gösterdiğini, söz konusu kazada davalı şirketin her hangi bir kusurunun bulunmadığı gibi hukuka aykırı her hangi bir fiilinin de söz konusu olmadığını, ortada illiyet bağı bulunmadığını, iş yerinde tüm çalışanlara 8 saat temel iş sağlığı ve güvenliği eğitimi sağlandığını, d.Davacılar vekilinin dava dilekçesinde hangi davacı adına olduğunu belirtmeksizin 1.000 TL maddi tazminat talep ettiğini, bu nedenle davacılar vekilinin ilgili maddi tazminat talebini davacılar adına paylaştırmasına ve davacının ıslah talebine muvafakatlerinin olmamasına rağmen mahkemece itirazlarına itibar edilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, e.Hükme esas bilirkişi raporunda hatalar bulunduğunu, yapılan hesaplamada ücret bordrolarının, SGK işe giriş - ayrılış bildirgeleri ile iş yeri kayıtlarının esas alınması gerektiğini, özellikle yol yardımından müteveffanın hak sahiplerinin yararlanmasının mümkün olmadığını, müteveffanın en son ücretinin brüt 2.558,40 TL olduğunu, devam arzetmeyen davacıya tahakkuk ettirilen iş yeri primi , özel görev ve ek ödeme adı altında yapılan ödemelerin primlerin dahil edilmemesi gerektiğini, söz konusu ödemelerin devamlılık arzetmediğini, değişkenlik gösterdiğini, boşta geçen süre ücret alacağında yol yardımı dahil edilmiyorsa tazminat davasında da eklenmemesi gerektiğini, f.Davacılar lehine hükmedilen tazminat miktarlarının ve alacağın varlığını kabul anlamına gelmemek kaydı ile Mahkemece somut olayların koşullarına ve hakkaniyete göre takdiri indirim yapılmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, e.Manevi tazminat taleplerinin afaki olup Mahkeme tarafından davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, yaşanan olay sonucu kişide manevi bir zarar oluşması ve hukuka aykırı saldırı ile manevi zarar arasında nedensellik bağı bulunması gerektiğini, f. Hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun esas alınmaya elverişli olmadığını, mütevveffa hakkında yapılan aktif/pasif hesaplamaların hatalı olduğu gibi mirasçıları hakkında yapılan desteğe ihtiyaç duydukları yaş hesaplamalarının fahiş yapılmış olup böylelikle fahiş maddi tazminata hükmedilmesine sebebiyet verildiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2.Buna göre 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 4.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5.Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 6.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 7.İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 8.Öte yandan kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda; fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Olayın önlenemezliği hususunu açmak gerekirse; buradaki önlenemezlik olayla ilgili değildir. Önlenemezlik unsuru, tamamen davranış normu ve borca aykırılıkla ilgili olup alınabilinecek tüm tedbirler alınmış olunsa dahi bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlalinin ifadesidir. Yani olay önlenemez olmasına rağmen bir davranış kuralına ya da sözleşmeden doğan borca aykırılık önlenebiliyorsa artık kaçınılmazlıktan söz etme imkanı yoktur. 9.Kalp krizi sonucu gerçekleşen iş kazalarında kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağı dikkate alınarak işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın ne miktarda olduğunun tespiti gerekmektedir. Zira, kaçınılmazlıktan farklı olarak bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir. 10.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; ... sigortalının, davalı nezdinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, mesai saati içerisinde 04:30 saatleri sırasında kalp kriz geçirmesi sonucu vefat ettiği, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olarak kabul edildiği, kazanın meydana gelmesinde işveren ... Güvenlik Hizmetleri A.Ş. ve sigortalının kusurunun bulunmadığı yönünde tespitler yapıldığı, eldeki dosyada Mahkemece iki kişilik bilirkişi heyetinden alınan 28.09.2022 tarihli kusur raporunda ise; gerekli tedbirleri almak suretiyle önlenebilecek olaylarda kaçınılmazlıktan söz edilemeyeceği, alınabilecek önlemlerin varlığı ve bunların uygulanabilirliği dikkate alındığında iş kazasının meydana gelişi ile ilgili kazalı ve işveren açısından "kaçınılmazlık" ilkesinin uygulanamayacağının, davalı ... Güvenlik Hizmetleri A.Ş.'nin davayı konu olayın oluşumunda %30 oranında kusurlu olduğunun ve sigortalı ...'nun davaya konu olayın oluşumunda %20 oranında kusurlu olduğunun, bünyesel faktörün davaya konu olayın oluşumunda %50 oranında değerlendirildiğinin belirtildiği, Mahkemece işbu rapor esas alınarak hüküm kurulduğu, ancak müteveffanın ... kayıtları dosya içerisinde yer almadığı gibi kusura ilişkin raporun iki kişilik heyet tarafından düzenlendiği ve eldeki dosya ile çelişir nitelikle veriler bulunduğu, ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır. 11. Tüm yukarıda açıklanan ilkeler ve yasa maddeleri doğrultusunda; somut olayda, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, Mahkemece yapılacak iş; öncelikle ... sigortalının ... kayıtlarının dosyaya celbinin sağlanması, hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından açılmış olan rücuan tazminat dava dosyasındaki kusur raporunun dosya kapsamına getirtilerek -verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek- davacının kaza öncesi ve kaza sonrası dönemlere ait, temin edilebilen tüm tıbbi belge ve raporları dosyaya celp edildikten sonra yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işverenden davacının şahsi sicil dosyasının tümü getirtilerek, işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini yaptırıp yaptırmadığı, bu muayenelerde kalp rahatsızlığı ile ilgili bir bulguya rastlanıp rastlanmadığı, şahsi dosyada "kalp rahatsızlığı" nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı iş yerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılmak, ayrıca, kalp krizinde, kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği; ayrıca iş yerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemediği hususlarının kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınacağı iş yeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden iş kazası ile çalışma şekli arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı, kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığını, kalp krizinde iş yeri koşullarının etkili olup olmadığını, sigortalının kendi bünyesinden kaynaklanan nedenlerin ne kadar etkili olduğunu ve tarafların iddia ve itiraz sebeplerinin değerlendirilmesini de kapsar şekilde tespit eden kusur raporu aldıktan sonra şayet kabule göre hesap raporu alınacak ise; alınacak yeni hesap raporunda 27.04.2023 tarihli hesap raporunda belirlenen bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi diğer bir deyişle bilinen dönemin ileri çekilmemesi gerektiğini dikkate almak ve bunlar d��şındaki usuli kazanılmış hakları da gözeterek (özellikle davaclar vekilinin temyiz kanun yoluna başvurmadığı) oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. 12. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır .
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! dc2fb0e74e924ffa 4fdc0479c5122ab2