10. Hukuk Dairesi 2024/14179 E. , 2025/1629 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/527 E., 2024/148 K. DAVALILAR : 1-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat ... 2-.... 3-... Altın 4-... vekili Avukat ... İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı, davalılardan ... ,... ve Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, ... ....'a ait iş yerinde çalışmakta iken 11.03.2007 günü yüksek gerilim çarpması sonucu yaralandığını, Bilecik Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2009/170 Esas sayılı dosyası ile açtığı tazminat davasının yargılaması sırasında olayın iş kazası olduğunun tespiti için dava açması için kendisine süre verildiğini belirtmek sureti ile dava konusu olayın iş kazası olduğunun ve davacının sürekli iş göremezlik oranının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkilinin ölen eşi...'a ait iş yerinde kesinlikle çalışmadığını, davalının eşi pankreas kanseri tedavisi gördüğü için inşaatla ve işçilerle yakından ilgilenmesi imkansız olduğundan, ....ile sözleşme yapıldığını ve inşaatın sorumluluğunu ....'in üstlendiğini, ağır hastalığı nedeniyle son günlerini yaşayan birinin beş katlı 27 daireli bir binanın inşaatıyla ilgilenmesinin imkansız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalılar ... ve ... vekili, sözlü beyanlarında özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3-Davalı Kurum vekili, cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olay ile ilgili olarak davacının Kuruma yaptığı bir başvuru olmadığını belirtmek sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2021 tarihli kararı ile dosyaya kazandırılan 20.11.2007 tarihli İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kurum Sağlık Raporunda davacının maluliyet oranının %9,3 olduğunun tespit edildiği, 18.02.2019 tarihli SSYSK raporunda davacının maluliyet oranının %20,2 olduğunun tespit edildiği, 10.07.2019 tarihli ATK 3. İhtisas Kurulu raporunda davacının maluliyet oranının %20,2 olduğunun tespit edildiği ve çelişkilerin giderilmesi için dosyaya kazandırılan 08.07.2021 tarihli ATK İkinci Üst Kurulu raporunda davacının maluliyet oranının %53 olduğunun tespit edildiği ve maluliyet oranının bu haliyle kesinleştiği anlaşılmakla ; açılan davanın kabulü ile 1-Davacının 11.03.2007 günü iş veren (...-...) yanında geçirdiği kazanın 506 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre iş kazası olduğunun tespitine, 2-Davacının maluliyet oranının %53 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılardan ..., ... ve Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli kararıyla; somut olayda; eldeki davanın açıldığı 09.04.2012 tarihinden sonra SGK Bilecik İl Müdürlüğü tarafından davacının, ... - ...'a ait 100156.... sicil sayılı bina inşaatı iş yerinde 11.03.2007 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının kabul edilmesi ve anılan tarihte meydana gelen dava konusu olayın iş kazası sayılmasına karar verilmesi, davacının 11.03.2007 tarihinde bu iş yerinde çalışırken elektrik akımına kapıldığının dosyada mevcut diğer deliller ile de doğrulanması karşısında İlk Derece Mahkemesince olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, öte yandan 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak inceleme yapılması, ATK 2. Üst Kurulunun bu konuda son merci durumunda olması ve mütalaasının bağlayıcı nitelikte bulunması karşısında sürekli iş göremezlik derecesi hakkında verilen karar da isabetli bulunduğundan davalıların yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli kararının süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "..1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığından, söz konusu itirazlar inceleme konusu yapılmamıştır. 2-Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine aittir ve buna aktif husumet denilmektedir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada, davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur. Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, Mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir ve bu karar davanın dinlenemeyeceğine ilişkin değil, esasına yönelik bir karar niteliğindedir. Davacı veya davalıdan birinin taraf sıfatına sahip olmaması durumunda verilecek olan red kararı o davadaki taraflar arasında maddi anlamda kesin hüküm oluştursa da, dava konusu hak ve taraf sıfatına sahip olan kişiler bakımından kesin hükümden söz edilemeyecektir. Dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olan taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 116. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay'ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Tarafta iradi değişiklik" başlıklı 124. maddesinin 4. fıkrası "Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir..." hükmüne amirdir. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacının iş kazası geçirdiği 11.03.2007 tarihinde ...-... ünvanlı işyerinden bildirimi olduğu anlaşılmakla işverenlik sıfatı olmayan ... hakkında yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. ...." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda dosya değerlendirildiğinde, taraf beyanları ve belgeler incelendiğinde, kazanın muris'e ait iş yerinde gerçekleşmediği, kazanın müstakil bir işletme olan (...-...) işletmesinde gerçekleştiği, ...'un bu işletmede ortaklığı bulunmadığı ve buna göre işveren sıfatını haiz olmadığı, kazanın gerçekleştiği işletmenin muris ile bağlantısı olmadığından, (mirasçılık sebebiyle) bu açıdan da işverenlik sıfatı bulunmadığı anlaşıldığından, ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar açısından muristen gelen borç değil, müstakil işveren sıfatları nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesi ile kısmen redde ilişkin kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... ve ...., vekilleri temyiz dilekçesi ile davacının, inşaatta çalışan ağabeyi ...'ye yardım etmek amacıyla geldiğini ve işveren ile arasında hizmet sözleşmesinin bulunmadığını, asıl sorumlunun taşeron olduğunu, kazanın oluşumunda davalıların ve murislerinin kusur veya kasıtları olmadığını, ATK raporlarının inandırıcı ve hükme esas teşkil etmekten uzak olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 3.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesi ile usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 11.03.2007 günü meydana gelen ve davacının yaralanması ile sonuçlanan olayın, iş kazası olduğunun ve davacının sürekli iş göremezlik derecesinin belirlenmesi istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı, davalılar ..., ... ve Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Davalılardan ... ve ... 'a yatırdıkları fazla harcın iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.