10. Hukuk Dairesi 2024/13936 E. , 2025/1623 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/318 E., 2024/122 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar ve ek karar; davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisleri ... ...'ın vefatı nedeniyle Mülga 1479 sayılı Kanun hükümlerine göre dul ve yetim aylığı almaktayken, müteveffanın Belediye Başkanı olarak görevde bulunduğu sırada görevi nedeniyle öldürülmüş olduğunun kesinleşmesine müteakiben şehit sayılması, 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü hükümlerinin uygulanmasına dair menfi işlemin Ankara 5. İdare Mahkemesinin 2016/1872 Esas 2017/1749 Karar sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine Kurumca 01.03.2011 tarihinden itibaren geçerli olarak dul ve yetim olan müvekkillere 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü aylıkları bağlanmış olduğunu ancak almakta oldukları 1479 sayılı Kanun kapsamındaki aylığa esas hizmet süresinden indirilerek 1080 günden az hizmetin kaldığı gerekçesi ile 1479 sayılı Kanun hükümlerince ödenmekte olan ölüm sigortasından dul ve yetim aylıklarının yasaya aykırı olarak iptal edildiğini, ayrıca müvekkillerden 01.03.2011 tarihi itibari ile ödenmiş miktarların kendilerine boç tahakkuku yapılarak geri istendiğini, müvekkillerden ... aleyhinde Malkara İcra Müdürlüğünün 2018/943 Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, diğer müvekkillerin şehit yakını olması ve şehit yakınları aleyhinde icra takibi yapılamayacağına dair Cumhurbaşkanlığı Genelgesine istinaden icra takibi yapılamadığından yine yasaya aykırı şekilde ödenmekte olan vazife malüllüğü aylıklarından kesinti yoluna gidilerek ve halen haksız olarak kesinti yapıldığını, müteveffanın 1080 günlük prim ödeme gün sayısı şartının gerçekleşmiş olduğunu, bu nedenlerle; takibe ve takip konusu asıl alacak, faiz ve ferileri yönünden kısmen zamanaşımının gerçekleşmesi ve bahsedilen diğer nedenlerle de herhangi bir borcun olmaması nedeniyle itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 11.03.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinin sonuç kısmı," müvekkillere 1479 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenmekte olan dul ve yetim aylıklarının 01.03.2011 tarihi itibariyle iptali işlemi ile borç tahakkuku işlemlerinin yasaya aykırı olduğunun ve aylıkların kesildiği tarih itibariyle bağlanması gerektiğinin tespitine, ödenmeyen aylıkların faizi ile ödenmesine" şeklinde değiştirilmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili ; dava dilekçesinin açıklama bölümünde kurum işleminin iptalini ancak sonuç bölümünde takibin iptali talep edildiğinden dava dilekçesinin açıklanması gerektiğini, davacıların murisi ...'ın 20.10.1999 tarihinde ölümü ile murisin hak sahibinin 28.02.2008 tarihinde kuruma müracaatı ile 2926 sayılı Kanun kapsamında 196 gün ve 1479 sayılı Kanun kapsamında 911 gün toplam 1107 gün ile 01.03.2008 tarihi itibari ile ölüm aylığı bağlandığını, müteveffanın vazife malulü sayılması nedeni ile belediye başkanlığı dönemi hizmetleri bağlanan vazife malüllüğü maaşını ilgilendirmesi nedeni ile ölüm maaşı hesaplamasında dikkate alınamayacağını, davacıların murisinin vazife malullüğü ile ilgili hizmet düşüldüğünde ölüm maaşına yeterli hizmet olmadığı tespit edilerek ve yapılan tespit ile faizsiz olarak maaş kesildiğini ve yersiz yapılan ödemelerin geri istendiğini, buna ilişkin Malkara İcra Müdürlüğünün 2018/943 Esas sayılı dosyası ile ...'e takip yapıldığını, ilgili takibin borçlunun itirazı üzerine durdurulduğunu, halen itirazın iptali davasının devam ettiğini, bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2019 tarihli kararı ile yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacılar murisinin vefatı nedeniyle davacılar lehine 01.03.2011 tarihinden geçerli olacak şekilde dul ve yetim olan davacılara 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü aylığı bağlandığı, ancak 15.05.1999 ila vefat tarihi olan 29.10.1999 tarihleri arasında davacılar murisinin belediye başkanlığı süresince hizmetleri Emekli Sandığı hizmeti sayılarak, almakta oldukları 1479 sayılı Kanun kapsamındaki aylığa esas hizmet süresinden tenzil edilerek ödenmekte olan ölüm ve yetim aylıklarının iptal edildiği, davacıların tenzil edilen bu sürede kusurlu veya kasıtlı davranışlarının bulunmadığı, SSİY nin 35. maddesine göre aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartının sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmayan nedenlerle yerine gelmediği daha sonra anlaşılanların eksik hizmet süreleri kanuna veya 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanacak süresi olanlar borçlanma talep tarihinde Kanun'un 82. maddesine göre tespit edilecek pirime esas günlük kazanç alt sınırı üzerinden eksik hizmet süresi kadar borçlandırılmak suretiyle borçlananlar için yeni bir aylık hesabı yapılmaz ve aylık başlangıç tarihi değiştirilmez düzenlemesine göre davacının eksik olan 138 günlük hizmet süresi askerlik borçlanması yapmak suretiyle borçlanarak borcuda ödemiş olduklarından aylıkların bağlandığı 01.03.2008 tarihinden itibaren aylıkların ödenmeye devam etmesi gerektiği ve davacıların aylıklarının kesilerek borç kaydedilmesi işleminin yerinde olmadığı kanaatiyle, davacılara ilk aylık bağlama tarihi olan 01.03.2008 tarihi itibariyle aylıkların davacılara ödenmesi gerektiğinin tespitine; bu tespitle birlikte davalı Kurum tarafından yapılan 30.03.2018 tarihli 16128601- 855.02- E.1968224 sayılı, 30.03.2018 tarihli 16128601- 855.02- E.1968176 sayılı, 28.03.2018 tarihli 16128601- 855.02- E.1916485 sayılı borç tahakkuk işlemlerinin yerinde olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli kararıyla; Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; davacıların, 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine eklenen üç ve dördüncü fıkrası gereğince, dava açılmadan önce Kuruma müracaat ederek dava şartını yerine getirdiği, Kurumca taleplerinin ret edildiği, Davacıların murisi ...'nın 20.10.1999 tarihinde ölümü ile murisin hak sahiplerinin 28.02.2008 tarihinde kuruma müracaatı ile 2926 sayılı Kanun kapsamında 196 gün ve 1479 sayılı Kanun kapsamında 911 gün toplam 1107 gün ile 01.03.2008 tarihi itibari ile ölüm aylığı bağlandığı, Ankara 5. İdare Mahkemesinin 2016/1872 Esas 2017/1749 Karar sayılı kararı ile kamu görevi nedeniyle 29.10.1999 tarihinde öldürülen ...'ın mirasçısı olan davacı tarafından, 5434 sayılı Kanun kapsamında vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinin reddine yönelik dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle oluşan parasal kayıplarının idareye başvuru tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içinde kalan kısmının idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11.İdari Dava Dairesinin 2017/11519 Esas, 2018/3557 Karar sayılı kararı ile 28.06.2018 tarihinde kesinleştiği, Müteveffanın Belediye Başkanı olarak görevde bulunduğu sırada görevi nedeniyle öldürülmüş olduğunun kesinleşmesine müteakiben şehit sayılması, 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü hükümlerinin uygulanmasına dair menfi işlemin Ankara 5. İdare Mahkemesinin 2016/1872 Esas 2017/1749 Karar sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine Kurumca 01.04.2011 tarihinden itibaren geçerli olarak dul ve yetim olan davacılara 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü aylıkları bağlandığı, ancak 18.01.2018 tarihli Süleymanpaşa SGM'nin Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne hitaben yazılan yazıda, 2011/58 sayılı genelgeye istinaden davacıların almakta oldukları 1479 sayılı Kanun kapsamındaki aylığa esas hizmet süresinin 1080 günden az 942 gün hizmetin kaldığı (2829 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereğince ilgilinin 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalılık süresi 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c bendi kapsamındaki hizmetleri ile birleştirilemeyeceğinden ilgilinin 4/c ile çakışan 4/b süresinin iptal edildiği) gerekçesi ile 1479 sayılı Kanun'un hükümlerince ödenmekte olan ölüm sigortasından dul ve yetim aylıklarının iptal edildiği, Davacıların 08.06.2018 tarihli talebine istinaden 140 gün askerlik borçlanmasının kabul edildiği ve 3.030,72 TL tutarın aynı gün bankaya yatırıldığı ve banka dekontunun dosyada mevcut olduğu, 30.07.2018 tarihli SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Tekirdağ SGM'ye hitaben gönderdiği yazıda; 2829 sayılı Kanun'un gerekçeleri ve 5434 sayılı Kanun'un 55. maddesi anlatılarak, ... sigortalının hak sahiplerine 5434 sayılı Kanun'un 69. maddesi uyarınca 01.04.2011 tarihinden itibaren bu tarihten önceki sigortalı çalışmalarını kapsayacak şekilde 30 yıl üzerinden vazife malulü aylıkları bağlandığından, bu tarihten önce geçen sigortalı çalışmalar ile bu tarihler arasına denk gelecek her türlü borçlanma sürelerinin yeni bir ölüm aylığı bağlanabilmesi için ikinci kez dikkate alınmasına imkan bulunmadığından askerlik borçlanmasının iptal edilmesi ile ödenen borç tutarının faizsiz olarak hak sahibine ödenmesi gerektiğinin bildirildiği anlaşılmış" gerekçeleriyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili, tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... 1-Davacılar murisinin vefatı nedeniyle davacılar lehine 01.03.2011 tarihinden geçerli olacak şekilde dul ve yetim olan davacılara 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü aylığı bağlandığı, ancak 15.05.1999 ila vefat tarihi olan 29.10.1999 tarihleri arasında davacılar murisinin belediye başkanlığı süresince hizmetleri Emekli Sandığı hizmeti sayılarak, almakta oldukları 1479 sayılı Kanun kapsamındaki aylığa esas hizmet süresinden tenzil edilerek ödenmekte olan ölüm ve yetim aylıklarının iptal edildiği, aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartı yerine gelmediği halde Mahkemece ret kararı verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi hatalıdır. 2- Ayrıca davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Kanun'un 96. maddenin b fıkrası olup bu kapsamda davacıların aylığından mahsuben tahsil mümkündür. Mahkemece, bu çerçevede yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmesi gerekir. ." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamının incelenmesinden; davacılar murisinin vefatı nedeniyle davacılar lehine 01.03.2011 tarihinden geçerli olacak şekilde dul ve yetim olan davacılara 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü aylığı bağlandığı, ancak 15.05.1999 ila vefat tarihi olan 29.10.1999 tarihleri arasında davacılar murisinin belediye başkanlığı süresince hizmetleri Emekli Sandığı hizmeti sayılarak, almakta oldukları 1479 sayılı Kanun kapsamındaki aylığa esas hizmet süresinden tenzil edilerek ödenmekte olan ölüm ve yetim aylıklarının iptal edildiği aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartının yerine gelmediği, ayrıca davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 96. maddenin (b) fıkrası kapsamında davacıların aylığından mahsuben tahsil mümkün olduğundan davanın reddine karar verilmiş, Mahkemece 11.09.2024 tarihli ek kararla davacıların temyiz taleplerinin süresinde bulunmaması nedeniyle reddine dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini, ek kararın da hatalı olduğunu belirtmişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıların murisi ...'dan bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işlemi nedeniyle, borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir. 1. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddenin 3 ve 4. fıkrasına göre “12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır. Kanun yoluna başvuru süresi, ilamın taraflara tebliğinden itibaren işlemeye başlar.” HMK’nın 05.08.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile değişik 361/1. maddesine göre “Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Öte yandan, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; Adli tatil süresi başlıklı 102. maddesi, "Adli tatil, her yıl yirmi temmuz'da başlar, otuz bir ağustos'ta sona erer. Yeni adli yıl bir eylül'de başlar." Adli tatil'de görülecek dava ve işler başlıklı 103. maddesi. "(1 )Adli Tatil'de, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:... ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar. h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler ... (4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır." 104 üncü maddesi, "(l) Adli tatil'e tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır." düzenlemelerini içermektedir. Somut dosyada Mahkeme kararının davacılar vekiline 29.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacının kararı 09.09.2024 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle Mahkemenin 11.09.2024 tarihli ek kararı ile temyiz talebinin reddedildiği anlaşılmıştır. Davacılar vekiline ek karar 23.09.2024 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı ek kararı 23.09.2024 tarihinde temyiz etmiştir. Mahkemenin ek kararı ile davacıların temyiz talebi süreden reddedilmiş ise de temyizin süresinde olduğu görüldüğünden ek kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. 2.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkemenin 11.09.2024 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Fazla yatırılan harç istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! abc9b3c56996be6f 44b4df4730c98219 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2024/13936 E. , 2025/1623 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/318 E., 2024/122 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar ve ek karar; davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisleri ... ...'ın vefatı nedeniyle Mülga 1479 sayılı Kanun hükümlerine göre dul ve yetim aylığı almaktayken, müteveffanın Belediye Başkanı olarak görevde bulunduğu sırada görevi nedeniyle öldürülmüş olduğunun kesinleşmesine müteakiben şehit sayılması, 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü hükümlerinin uygulanmasına dair menfi işlemin Ankara 5. İdare Mahkemesinin 2016/1872 Esas 2017/1749 Karar sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine Kurumca 01.03.2011 tarihinden itibaren geçerli olarak dul ve yetim olan müvekkillere 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü aylıkları bağlanmış olduğunu ancak almakta oldukları 1479 sayılı Kanun kapsamındaki aylığa esas hizmet süresinden indirilerek 1080 günden az hizmetin kaldığı gerekçesi ile 1479 sayılı Kanun hükümlerince ödenmekte olan ölüm sigortasından dul ve yetim aylıklarının yasaya aykırı olarak iptal edildiğini, ayrıca müvekkillerden 01.03.2011 tarihi itibari ile ödenmiş miktarların kendilerine boç tahakkuku yapılarak geri istendiğini, müvekkillerden ... aleyhinde Malkara İcra Müdürlüğünün 2018/943 Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, diğer müvekkillerin şehit yakını olması ve şehit yakınları aleyhinde icra takibi yapılamayacağına dair Cumhurbaşkanlığı Genelgesine istinaden icra takibi yapılamadığından yine yasaya aykırı şekilde ödenmekte olan vazife malüllüğü aylıklarından kesinti yoluna gidilerek ve halen haksız olarak kesinti yapıldığını, müteveffanın 1080 günlük prim ödeme gün sayısı şartının gerçekleşmiş olduğunu, bu nedenlerle; takibe ve takip konusu asıl alacak, faiz ve ferileri yönünden kısmen zamanaşımının gerçekleşmesi ve bahsedilen diğer nedenlerle de herhangi bir borcun olmaması nedeniyle itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 11.03.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinin sonuç kısmı," müvekkillere 1479 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenmekte olan dul ve yetim aylıklarının 01.03.2011 tarihi itibariyle iptali işlemi ile borç tahakkuku işlemlerinin yasaya aykırı olduğunun ve aylıkların kesildiği tarih itibariyle bağlanması gerektiğinin tespitine, ödenmeyen aylıkların faizi ile ödenmesine" şeklinde değiştirilmiştir.
II. CEVAP Davalı Kurum vekili ; dava dilekçesinin açıklama bölümünde kurum işleminin iptalini ancak sonuç bölümünde takibin iptali talep edildiğinden dava dilekçesinin açıklanması gerektiğini, davacıların murisi ...'ın 20.10.1999 tarihinde ölümü ile murisin hak sahibinin 28.02.2008 tarihinde kuruma müracaatı ile 2926 sayılı Kanun kapsamında 196 gün ve 1479 sayılı Kanun kapsamında 911 gün toplam 1107 gün ile 01.03.2008 tarihi itibari ile ölüm aylığı bağlandığını, müteveffanın vazife malulü sayılması nedeni ile belediye başkanlığı dönemi hizmetleri bağlanan vazife malüllüğü maaşını ilgilendirmesi nedeni ile ölüm maaşı hesaplamasında dikkate alınamayacağını, davacıların murisinin vazife malullüğü ile ilgili hizmet düşüldüğünde ölüm maaşına yeterli hizmet olmadığı tespit edilerek ve yapılan tespit ile faizsiz olarak maaş kesildiğini ve yersiz yapılan ödemelerin geri istendiğini, buna ilişkin Malkara İcra Müdürlüğünün 2018/943 Esas sayılı dosyası ile ...'e takip yapıldığını, ilgili takibin borçlunun itirazı üzerine durdurulduğunu, halen itirazın iptali davasının devam ettiğini, bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2019 tarihli kararı ile yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacılar murisinin vefatı nedeniyle davacılar lehine 01.03.2011 tarihinden geçerli olacak şekilde dul ve yetim olan davacılara 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü aylığı bağlandığı, ancak 15.05.1999 ila vefat tarihi olan 29.10.1999 tarihleri arasında davacılar murisinin belediye başkanlığı süresince hizmetleri Emekli Sandığı hizmeti sayılarak, almakta oldukları 1479 sayılı Kanun kapsamındaki aylığa esas hizmet süresinden tenzil edilerek ödenmekte olan ölüm ve yetim aylıklarının iptal edildiği, davacıların tenzil edilen bu sürede kusurlu veya kasıtlı davranışlarının bulunmadığı, SSİY nin 35. maddesine göre aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartının sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmayan nedenlerle yerine gelmediği daha sonra anlaşılanların eksik hizmet süreleri kanuna veya 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanacak süresi olanlar borçlanma talep tarihinde Kanun'un 82. maddesine göre tespit edilecek pirime esas günlük kazanç alt sınırı üzerinden eksik hizmet süresi kadar borçlandırılmak suretiyle borçlananlar için yeni bir aylık hesabı yapılmaz ve aylık başlangıç tarihi değiştirilmez düzenlemesine göre davacının eksik olan 138 günlük hizmet süresi askerlik borçlanması yapmak suretiyle borçlanarak borcuda ödemiş olduklarından aylıkların bağlandığı 01.03.2008 tarihinden itibaren aylıkların ödenmeye devam etmesi gerektiği ve davacıların aylıklarının kesilerek borç kaydedilmesi işleminin yerinde olmadığı kanaatiyle, davacılara ilk aylık bağlama tarihi olan 01.03.2008 tarihi itibariyle aylıkların davacılara ödenmesi gerektiğinin tespitine; bu tespitle birlikte davalı Kurum tarafından yapılan 30.03.2018 tarihli 16128601- 855.02- E.1968224 sayılı, 30.03.2018 tarihli 16128601- 855.02- E.1968176 sayılı, 28.03.2018 tarihli 16128601- 855.02- E.1916485 sayılı borç tahakkuk işlemlerinin yerinde olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli kararıyla; Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; davacıların, 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7 nci maddesine eklenen üç ve dördüncü fıkrası gereğince, dava açılmadan önce Kuruma müracaat ederek dava şartını yerine getirdiği, Kurumca taleplerinin ret edildiği, Davacıların murisi ...'nın 20.10.1999 tarihinde ölümü ile murisin hak sahiplerinin 28.02.2008 tarihinde kuruma müracaatı ile 2926 sayılı Kanun kapsamında 196 gün ve 1479 sayılı Kanun kapsamında 911 gün toplam 1107 gün ile 01.03.2008 tarihi itibari ile ölüm aylığı bağlandığı, Ankara 5. İdare Mahkemesinin 2016/1872 Esas 2017/1749 Karar sayılı kararı ile kamu görevi nedeniyle 29.10.1999 tarihinde öldürülen ...'ın mirasçısı olan davacı tarafından, 5434 sayılı Kanun kapsamında vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinin reddine yönelik dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle oluşan parasal kayıplarının idareye başvuru tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içinde kalan kısmının idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11.İdari Dava Dairesinin 2017/11519 Esas, 2018/3557 Karar sayılı kararı ile 28.06.2018 tarihinde kesinleştiği, Müteveffanın Belediye Başkanı olarak görevde bulunduğu sırada görevi nedeniyle öldürülmüş olduğunun kesinleşmesine müteakiben şehit sayılması, 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü hükümlerinin uygulanmasına dair menfi işlemin Ankara 5. İdare Mahkemesinin 2016/1872 Esas 2017/1749 Karar sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine Kurumca 01.04.2011 tarihinden itibaren geçerli olarak dul ve yetim olan davacılara 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü aylıkları bağlandığı, ancak 18.01.2018 tarihli Süleymanpaşa SGM'nin Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne hitaben yazılan yazıda, 2011/58 sayılı genelgeye istinaden davacıların almakta oldukları 1479 sayılı Kanun kapsamındaki aylığa esas hizmet süresinin 1080 günden az 942 gün hizmetin kaldığı (2829 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereğince ilgilinin 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalılık süresi 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c bendi kapsamındaki hizmetleri ile birleştirilemeyeceğinden ilgilinin 4/c ile çakışan 4/b süresinin iptal edildiği) gerekçesi ile 1479 sayılı Kanun'un hükümlerince ödenmekte olan ölüm sigortasından dul ve yetim aylıklarının iptal edildiği, Davacıların 08.06.2018 tarihli talebine istinaden 140 gün askerlik borçlanmasının kabul edildiği ve 3.030,72 TL tutarın aynı gün bankaya yatırıldığı ve banka dekontunun dosyada mevcut olduğu, 30.07.2018 tarihli SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Tekirdağ SGM'ye hitaben gönderdiği yazıda; 2829 sayılı Kanun'un gerekçeleri ve 5434 sayılı Kanun'un 55. maddesi anlatılarak, ... sigortalının hak sahiplerine 5434 sayılı Kanun'un 69. maddesi uyarınca 01.04.2011 tarihinden itibaren bu tarihten önceki sigortalı çalışmalarını kapsayacak şekilde 30 yıl üzerinden vazife malulü aylıkları bağlandığından, bu tarihten önce geçen sigortalı çalışmalar ile bu tarihler arasına denk gelecek her türlü borçlanma sürelerinin yeni bir ölüm aylığı bağlanabilmesi için ikinci kez dikkate alınmasına imkan bulunmadığından askerlik borçlanmasının iptal edilmesi ile ödenen borç tutarının faizsiz olarak hak sahibine ödenmesi gerektiğinin bildirildiği anlaşılmış" gerekçeleriyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili, tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... 1-Davacılar murisinin vefatı nedeniyle davacılar lehine 01.03.2011 tarihinden geçerli olacak şekilde dul ve yetim olan davacılara 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü aylığı bağlandığı, ancak 15.05.1999 ila vefat tarihi olan 29.10.1999 tarihleri arasında davacılar murisinin belediye başkanlığı süresince hizmetleri Emekli Sandığı hizmeti sayılarak, almakta oldukları 1479 sayılı Kanun kapsamındaki aylığa esas hizmet süresinden tenzil edilerek ödenmekte olan ölüm ve yetim aylıklarının iptal edildiği, aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartı yerine gelmediği halde Mahkemece ret kararı verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi hatalıdır. 2- Ayrıca davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Kanun'un 96. maddenin b fıkrası olup bu kapsamda davacıların aylığından mahsuben tahsil mümkündür. Mahkemece, bu çerçevede yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmesi gerekir. ." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamının incelenmesinden; davacılar murisinin vefatı nedeniyle davacılar lehine 01.03.2011 tarihinden geçerli olacak şekilde dul ve yetim olan davacılara 5434 sayılı Kanun uyarınca vazife malulü aylığı bağlandığı, ancak 15.05.1999 ila vefat tarihi olan 29.10.1999 tarihleri arasında davacılar murisinin belediye başkanlığı süresince hizmetleri Emekli Sandığı hizmeti sayılarak, almakta oldukları 1479 sayılı Kanun kapsamındaki aylığa esas hizmet süresinden tenzil edilerek ödenmekte olan ölüm ve yetim aylıklarının iptal edildiği aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartının yerine gelmediği, ayrıca davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 96. maddenin (b) fıkrası kapsamında davacıların aylığından mahsuben tahsil mümkün olduğundan davanın reddine karar verilmiş, Mahkemece 11.09.2024 tarihli ek kararla davacıların temyiz taleplerinin süresinde bulunmaması nedeniyle reddine dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini, ek kararın da hatalı olduğunu belirtmişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıların murisi ...'dan bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işlemi nedeniyle, borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir. 1. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddenin 3 ve 4. fıkrasına göre “12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır. Kanun yoluna başvuru süresi, ilamın taraflara tebliğinden itibaren işlemeye başlar.” HMK’nın 05.08.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile değişik 361/1. maddesine göre “Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Öte yandan, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; Adli tatil süresi başlıklı 102. maddesi, "Adli tatil, her yıl yirmi temmuz'da başlar, otuz bir ağustos'ta sona erer. Yeni adli yıl bir eylül'de başlar." Adli tatil'de görülecek dava ve işler başlıklı 103. maddesi. "(1 )Adli Tatil'de, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:... ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar. h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler ... (4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır." 104 üncü maddesi, "(l) Adli tatil'e tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır." düzenlemelerini içermektedir. Somut dosyada Mahkeme kararının davacılar vekiline 29.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacının kararı 09.09.2024 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle Mahkemenin 11.09.2024 tarihli ek kararı ile temyiz talebinin reddedildiği anlaşılmıştır. Davacılar vekiline ek karar 23.09.2024 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı ek kararı 23.09.2024 tarihinde temyiz etmiştir. Mahkemenin ek kararı ile davacıların temyiz talebi süreden reddedilmiş ise de temyizin süresinde olduğu görüldüğünden ek kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. 2.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkemenin 11.09.2024 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Fazla yatırılan harç istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! abc9b3c56996be6f 44b4df4730c98219 ... ...