10. Hukuk Dairesi 2024/11797 E. , 2025/1613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1861 E., 2024/1550 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/29 E., 2022/297 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirkette 13.02.2017-24.07.2017 tarihleri arasında ve 14.12.2019-31.07.2020 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP 1- Davalı Şti. davaya cevap vermemiştir. 2-Fer'i müdahil Kurum vekili öncelikle davacının talebi yönünden taleplerinin hak düşürücü süre yönünden incelenerek bu süre geçmiş olması halinde bu yönde reddi gerektiğini, Kurum kayıtlarının incelemesinde davacının Kurum kayıtlarında belirlenen hizmeti dışında herhangi bir çalışmasının olmadığının tespit edildiğini, dava edilen dönemlere ilişkin davacının sigortalı hizmetinin bulunmadığını, işçilik alacak davası ile hizmet tespiti davasının bir arada görülemeyeceğinden davaların ayrılmasını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile üm dosya kapsamı, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, tanıkların hizmet döküm cetvelleririnin de incelendiği, tüm deliller değerlendirildiğinde davacının talep ettiği tarihlerde davalının yanında çalıştığı kanaati edinilmiş olup, kolluktan gelen yazı cevabına karşı tanık anlatımlarının daha fazla olduğu gözetilerek ve kamu tanıklarının da dinlendiği gözetilerek davanın kabulü ile, davacının davalıya ait işyerinde Kuruma bildirilen hizmetleri dışında 13.02.2017-24.07.2017 tarihleri arasında ve 14.12.2019-31.07.2020 tarihleri arasında asgari ücret ile çalıştığının ve hizmetinin tespitine, bu süreler için yatırılmayan primlerin davalı şirket tarafından ödenmesine, davacının hizmetlerinin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmakta olup, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından; fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Fer'i müdahil Kurum vekili; Kurum kayıtlarının incelenmesi sonucunda; davacının dosyasında ve bilgisayar kayıtlarında yapılan araştırma neticesinde davacının yapılan bildirim kadar çalışmasının bulunduğunu, ayrıca bunun dışında çalışma kaydına ilişkin olarak herhangi bir delilin bulunmadığını, dinlenen tanık beyanlarından davacının çalışma süreleri konusunda kesin bilgi sahibi olmadıkları, somut beyanda bulunmadıklarının anlaşılmakta olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının davalı şirket nezdinde geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan Hukuk Genel Kurulu kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir. Somut olayda; hakkındaki davada aleyhine hüküm kurulan davalı “ ... "nin ilgili ticaret sicilinden gelen yazı cevabından 23.11.2014 tarihinde terkin edildiğinin belirtildiği, bu durumda taraf ehliyeti bulunmayan adı geçen davalı şirket aleyhine karar verildiği anlaşılmış olmakla, davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle şirketin ihyasına ve şirkete tasfiye memuru atanmasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a18f893b15518b7e 77dce541697d0c61